Solun iktidarında olanı yazıp, AK Parti’yi mahkûm etmek!

Solun iktidarında olanı yazıp, AK Parti’yi mahkûm etmek!


Solun iktidarında olanı yazıp, AK Parti’yi mahkûm etmek!

 

 

Seçimlerdeki oy hırsızlıkları hakkında son kararı, YSK verecek ya..

O kararın, “hırsızlık var ve sonucu etkileyecek büyüklükte” şeklinde olmaması için..

Olur ya.. YSK, hırsızlık yapanların tüm baskılarına rağmen, gerçeği tescillerse de.. 

YSK’nın, iktidarın baskısı ile hırsızlık kararı verdiği izlenimi doğması için.. 

Bu izlenim sayesinde de, insanların sokağa çıkarılmalarında da cesaretlenmeleri için..

YSK’nın itibarsızlaştırılması operasyonu, tam hız devam ediyor..

Fatih Altaylı da, o koronun bir elemanı olarak, dün görevini yerine getirmiş..

“Yazmıyorum” derken bile..

Mesaj veriyor, algı oluşturuyor..

Altaylı’nın dünkü yazısından aktarıyorum:

“Dersimi aldım, bugün yazı yok” diyor..

Yani, “YSK aleyhine laf edenler, susturulur, cezaya mahkûm edilir, astronomik tazminat öderler. Burası bir diktatörlük ülkesi” mesajı veriyor..

İfadesi aynen şöyle:

“Sevgili okurlar, 

Bu yazacaklarım yaklaşık 8 yıl önce yazılmış bir yazımdan alıntıdır” diye konuya giriyor..

Siz de sanıyorsunuz ki.. 8 yıl önce yaşanan bir olayı anlatıyor. Bilincinize öyle yerleştiriyorsunuz.

Başlıyorsunuz Altaylı’nın, yazmaktan niçin korktuğunu, dersi nasıl aldığını öğrenmeye..

Diyor ki Altaylı:

“YSK üyeleri beni dava ettiler. Ankara’daki avukatımız, galiba Şahin Mengü’ydü, arayıp haber verdi. 

‘Gelip ifade vermem gerekiyor mu?’ diye sordum.

‘Gerek yok. Bu celse çağrı çıkar. İkinci celse gelip ifadeni verirsin’ dedi. Dava günü, öğle saatlerinde telefonum çaldı. Arayan, davaya bakan avukatlardan biriydi.

‘Gelip ifade vermenize gerek yok’ dedi.

‘Ne oldu, dava mı düştü?’ dedim.

‘Yok mahkûm oldunuz’ dedi.

‘İlk celsede mi?’ diye sordum.

‘Evet, ilk celsede. Tam 11 dakika sürdü.’

İnanamadım. ‘Savunma alınmadan mahkûmiyet mi olur?’ dedim.

Avukat, ‘Merak etmeyin, Yargıtay’dan döner. Bizce de olmaz’ dedi.

‘Ne zaman döner Yargıtay’dan’ diye sordum.

‘En az 1 yıl, belki daha fazla’ dedi.

10 veya 15 gün sonra aradı.

‘Yargıtay da onadı’ dedi.

‘Hani en az bir yıl sürerdi?’ diye sordum.

‘Vallahi anlamadık. Hâkimler arası dayanışma herhalde’ dedi.”

Altaylı bu hatırlatmayı yaptıktan sonra da, şimdi YSK hakkında bir şey yazmayacağını şöyle özetliyor:

“O gün Yüksek Seçim Kurulu’nun 11 üyesine hayatımda ödediğim en yüksek tazminatı ödedim. (..)

O gün dersimi aldığım için bugün yazı yazmama kararı aldım.

Bugün yazı yok.

Bir kez daha anamı ağlatan bir tazminat ödemek istemiyorum.”

Altaylı yazısını bitirdi..

Şimdi sıra bende..

Sizde, bu yazıdan sonra ne algısı oluştu?

Bugün kimse, YSK hakkında yazı yazmaya cesaret edemiyor.. Büyük tazminatlarla, YSK herkesi susturmuştur..  Dolayısı ile YSK kararlarına da, kimse güvenmesin.. 

Oluşturulan algı bu..

Peki gerçek ne?

Gerçek şu:

Altaylı’nın tazminat ödediği YSK, bugünkü YSK değil..

Bir celsede karar veren, 15 günde kararı onayan Yargıtay, bugünkü Yargıtay değil..

Şaşırdınız, merak ediyorsunuz değil mi?

Anlatayım o zaman..

Altaylı’nın tazminat ödemeye mahkûm olduğu yazısı, eski Türkiye’den bir örnek. Solcuların yargıya hakim olduğu bir dönem..

Kafanızı karıştı, “solcular Altaylı’yı niye mahkûm etsin ki?” diye düşünüyorsunuz ama, biraz sakince okumaya devam ediniz, hem gerçeği, hem de o gerçeğin bugün nasıl çarpıtılıp, AK Parti dönemine vurmak için kullanıldığını göreceksiniz..

Altaylı’nın tazminata mahkûm olduğu yazının yayınlanma tarihi, 6 Kasım 2002.

“Hah işte.. AK Parti’nin ilk seçime girdiği tarihteki, AK Parti’nin yolsuzluklarını yazmış olmalı. YSK da, AK Parti’yi arkasına alıp, Altaylı’yı cezalandırmış”diyeceksiniz..

Hayır..

O tarihte daha AK Parti hükümet bile olmamış. İlk hakimler kararnamesini bile çıkarmamış ki, tek duruşmada karar veren hakim, AK Parti’nin atadığı hakim olsun. AK Parti, daha bir tane Yargıtay’a üye seçtirmemiş ki, Yargıtay’da 15 günde karar verdiği belirtilen hakimler, AK Parti aleyhine yazılan kararda kanunları çiğneyerek alelacele karar vermiş olsun.. Yerel hakimler de, Yargıtay’dakiler de.. Hepsi Seyfi Oktay döneminin hakimleri..

Dahası var.. YSK üyelerinin avukatları da, zaten Seyfi Oktay’ın avukatı..

Kafanız karıştı değil mi?

Devam edeyim, karıştırmaya..

Altaylı’nın astronomik tazminat ödemesine gerekçe olan yazıda eleştirilen husus ne idi?

24 saatte bozuk saat bile iki defa doğruyu gösterir ya..

Fatih Altaylı da, doğru olarak, 2002 seçimleri öncesinde, Cem Uzan’ın televizyonlarında, seçim ihlalleri yapıldığı halde, hiç ceza verilmediği, daha önce hatırlattığı üzere, seçim bitince, hemen o tv’ler hakkında kapatma kararı verildiğini yazmış..

2002 yılındaki YSK üyeleri için (çoğu CHP zihniyetli üyeler), “çarıklı erkanı harp”demiş..

Tazminata mahkûm olmuş.. 

Bu arada, bugünden bir örnek vereyim..

2017 referandumunda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YSK Başkanı Sadi Güven’e, “Çete, hırsız, ahlak yoksunu, nohut akıllı” dedi. Sadi Güven dava açtı.. Dava reddedildi..

Şimdi buyrun.. 2002’deki YSK ile bugünkü YSK’yı karşılaştırın..

Hem yanlış karar veren, hem de tazminat alan YSK ile ahlaksızca nitelemeler için bile tazminat alamayan YSK’yı karşılaştırın..

YSK’ya bir eleştiri getirilince, tek duruşmada karar veren yerel mahkemeler ile bugünkü düzgün işleyen yerel mahkemeleri.. Binlerce dosya sıra beklerken, davacı YSK diye, sırayı bozup, 15 günde onama kararı veren Yargıtay ile.. Bugün tek bir benzer örnek gösterilemeyen Yargıtay’ı kıyaslayın..

AK Parti iktidarının, dünkü adaletsizlikleri sonlandırdığını, bugünkü YSK’nın dünden çok daha demokrat olduğunu kabul edin demiyorum..

En azından.

Dünkü despotlukları anlatıp, dünkü ahlaksızları, zalimlikleri anlatıp, AK Parti’yi, bugünkü YSK’yı suçlamayın, yeter diyorum..

“AK Parti iktidarda olduğu bir dönemde, astronomik cezaya mahkûm oldum. Onun için yazmıyorum, yazamıyorum” yalanını atmayın, yeter diyorum.. 

“YSK bağımsız değildir. YSK’dan bağımsız, objektif karar beklemeyin..” algısı oluşturmayın, yeter diyorum.. 

Tazminatla susturmak da CHP kafasının işi.. Siyasi karar vermek de, CHP döneminin işi!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp