Şok şok şok.. Belgesi çıktı!

Şok şok şok.. Belgesi çıktı!


Şok şok şok.. Belgesi çıktı!

 

 

Fetö’ye, üye olmamakla birlikte yardımcı olma suçlaması ile yargılanan Sözcü gazetesinin..

Patronu, 2 yıldır yurtdışında kaçak yaşayan.. Ama nasıl oluyorsa, Türkiye’deki günlük gazetenin patronluğunu da bir türlü bırakmayan Sözcü’nün.

Bir yazarı var..

Tahmin ettiğiniz gibi, muhalif yazar..

Hani doğruları yazsa da, muhalif olsa..

Yazdıklarının yarısı yalan, yarısı da yalana bulanmış..

Son yazısında da..

“Kamu hastaneleri ödeme krizinde” diye bir başlık kullanmış..

O bu başlığı kullanır da.

FETÖ’cü internet siteleri boş durur mu?

Sözcü gibi, “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte yardımcı olma” suçundan yargılanan Cumhuriyet gazetesi boş durur mu?

Hemen başlığı atmışlar:

“Şok şok şok.. Belgesi çıktı!”

Neymiş olay?

Efendim, Türkiye’de ekonomik kriz yaşanıyormuş..

Her sektör, bundan nasibini alıyormuş..

Birçok şirket derin borç batağı içinde imiş..

Kamu sağlık kuruluşları da kriz nedeniyle zor günler yaşıyormuş..

At yalanı, varsa inananı..

İşkembeden salla..

Kim senden hesap soracak ki?

Küçücük bir sitem eden olursa...

Anında bastırırsın yaygarayı, “Özgür basın susturuluyor..”

Toplarsın Gazeteciler Cemiyetini..

Alırsın arkana Basın Konseyini..

Çağırırsın Avrupa’daki gazeteci kuruluşlarını..

“Türkiye’de gazeteciler öldürülüyor” diye kıyameti koparırsın..

Diyeceksiniz ki, “Ne ara, gazeteci öldürmeye geçtin? Basit bir yanlış haberden bahsediyorsun.. Yanlış haber sebebi ile soruşturma açılacak olsa bile.. Sonucu ölüm değil ya.. Verirler ifadelerini, yaparlar savunmalarını. Mahkeme ne karar verirse, herkes razı olur..”

Bu anlattığınız süreç, ahlaklı gazetecilerin olduğu ülkelerde yaşanan şüreçtir..

Türkiye’de gazetecilerin ahlakı mı kalmış ki..

Soruşturma açıldığında, “Soruşturma açıldı” demekle yetinsinler..

Savcı soruşturma açacak.

Onlar haberini, “Gazeteciler öldürülüyor” diye yapacaklar..

Aynen, başlıkta verdiğimiz haberde yaptıkları gibi..

Ne diyorlar, o haberin içeriğinde?

“Kamunun sağlık sistemi ciddi ödeme krizi içinde. Bakmayın AKP’nin yerel seçim propagandası uğruna, Bilkent Şehir Hastanesi’nin bitmeden açılmasına onay verişine.

Gerçekler farklı. 13 Şubat 2019 tarihli Trabzon Valiliği üst başlıklı yazı, kamu hastanelerinin içinde bulunduğu derin nakit darboğazını belgeliyor. Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi alım yapacak. Seyyar röntgen cihazı için 26 adet şarj edilebilir bataryaya ihtiyacı var. ‘Doğrudan temin yöntemiyle’ firmalardan teklif istiyor.”

Eeee.

Ne yapalım yani?

Şarj edilir batarya almayalım..

Bir kullanımlık batarya ile fabrikatörleri mi zengin edelim?

FETÖ’ye yardımcı olmakla suçlanan Sözcü’nün yazarı, algı operasyonu için hüküm cümlelerini kurduktan sona, sadede geliyor:

“3 bin TL altı ödemeler 90 gün, 3 bin TL üstü ödemeler için 240 gün süre veriliyor. Yani ihaleyi kazanacak olan firma, döviz üzerinden ithal edilen bataryaları hastaneye teslim edecek. Ama parasını Ekim 2019’da alacak.”

Eee?

Derdi de sana mı düştü, Çiğdem hanım..

Bataryaları döviz üzerinden ithal eden firmaların avukatlığı sana mı düştü?

Onlar haklarını savunamıyorlar da, gazeteci kimliklilerden mi yardım dileniyorlar?

Onlar yardım dileniyor..

Siz de..

“Ahan işte belgesi.. Devlet ekonomik krizde” diye sevindirik mi oluyorsunuz..

Hiç kendinizi zorlamayın Çiğdem hanım..

Okuyucunuz, sizin nasıl bir yanar döner olduğunuzu görüyor..

Bir gün, “Müteahhitlere para kazandırıyorlar. AK Parti, yandaş müteahhitlere voleyi vurduruyor” diye haberler yapıyorsunuz..

Şehir hastaneleri için, atmadığınız iftirayı bırakmıyorsunuz.

Ertesi günü de.. Üç kuruşluk batarya için..

“8 ay  vade mi olur” diyorsunuz..

Bir karar verin..

Zengin edilmek istenildiğini(!) iddia ettiğiniz müteahhitlerin adamı mısınız?

Yoksa milletin haklarını mı savunuyorsunuz?

Parayı peşin verseler..

“Bak bak.. Müteahhitlere nasıl para aktarılıyor!” diyen siz..

Para peşin verilmediğinde..

“Bak bak.. 8 ay vade yapıyorlar; demek ki iflas ediyorlar” diyen de siz..

Doğrusu ne?

Serbest piyasadayız.

İsteyen teklifini verir, 8 ay vadeye göre malını satar..

İşine gelmeyen de, “Yok bana yaramaz.. Ben enayi miyim, teslim ettiğim malın bedelini 8 ay sonra alayım” der, teklif vermez..

Devlet, “şeffaflık” gereği olarak, önceden hatırlatmış, “benden iki ayda ödeme alamazsın.. Fiyatını 8 aya göre ver” diye..

Suç mu işlemiş?

Ki..

30 milyar liralık ilaç piyasasında, sabah yazdınız, akşam yazdınız.. İlaç fiyatlarına zam gelmesi için, “İlaç yok” diye kıyamet koparttınız..

Yine de normal zamanından önce zam yaptıramadınız....

Şimdi üç kuruşluk şarj edilebilir bataryada, devlete diz mi çöktüreceksiniz?

Mümkün mü bu, Çiğdem hanım?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp