Small, smaller, smallest...

Small, smaller, smallest...

McKinsey meselesi kritik edilecekse, önce ciddi bir sterilizasyon gerekiyor... Buradaki kerteriz noktasını CHP sözcülüğünün açıklamalarında bulabiliriz. Parti sözcüsü Faik Öztrak şöyle diyor: "Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için ABD’li şirket McKinsey ile çalışılması kararı 'Türkiye hazinesine kayyım

Small, smaller, smallest...

 

 

Şimdi 'small (küçük) grup' diye birşey çıkardılar. ABD, Mısır, S. Arabistan, İngiltere, Ürdün, Almanya, Fransa toplam 7 ülke var. Ben de sayın Merkel'e, 'O zaman bizim toplantımız smaller (daha küçük) olur' dedim. Türkiye'yi çağırmıyorlar. Suriye hakkında toplantı yapıyorlar, Suriye yok"...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Cumhurbaşkanı'nın ABD-Almanya gezisini değerlendirdiği basın toplantısındaki bu sözleri, Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen Türkiye-Rusya-Almanya-Fransa dörtlüsü ile yukarıda sayılan 7'linin kıyasını yapıyor...

Türkiye, Rusya ve ABD dışında adı geçen ülkelerin masaya yansıyacak bir (askeri) varlığı yok Suriye'de. Cumhurbaşkanı'nın göndermesi daha küçük ama işlevsel olana dair; Ankara ve Moskova'dan eksik herhangi bir toplantının Suriye'ye dair sonuç üretecek plan kurması, hele pratiğe geçirmesi imkânsız.

Küçük ve daha küçük metaforları, dili üçüncü 'çekime' iter; smallest!.. Yani 'en küçük'e...

'Suriye hakkında toplantı yapıyorlar Suriye yok' vurgusunda gizli smallest bu olsa gerek. Çünkü Ankara'nın zirvelerdeki Suriye eksiğini vurguladığı resmi söylemlere sık rastlamıyoruz.

Kuşkusuz, 'Ankara-Şam görüşsün' temennilerinden iç politik çıkar uman akılların üzerinde, örneğin Şam yönetiminin, 'Soçi-İdlip uzlaşısını resmen "memnuniyetle" karşılayan, böylece sağdan-soldan duyulan, "Türkiye Suriye'de hangi gerekçeyle bulunuyor" sataşmalarını gömen açıklamasına 'teşekkür' olabilir mi?..

Düşünelim.. Ama ziyadesiyle düşünmemiz gereken, 7 ülkeli küçük grubun bir ayağının, yeniden pişirilmeye çalışılan, "Arap NATO"su olduğunu akıl cebimize atarak! 'Küçük grup' bir Arap NATOsu üretir, ABD, İngiltere, İsrail tarafından desteklenirse, orijinal NATO da değişime uğrar!

McKİNSEY: 'AYAK İŞLERİ'Nİ

YAPTIRMAK İÇİN...

McKinsey meselesi kritik edilecekse, önce ciddi bir sterilizasyon gerekiyor...

Buradaki kerteriz noktasını CHP sözcülüğünün açıklamalarında bulabiliriz.

Parti sözcüsü Faik Öztrak şöyle diyor: "Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için ABD’li şirket McKinsey ile çalışılması kararı 'Türkiye hazinesine kayyım atamak'tır. OVP (Orta Vadeli Plan) ne diyordu: Dolardaki sıçrama ABD yaptırımları nedeniyle oldu. Şimdi OVP’nin hedeflerini bir Amerikan şirketi denetleyecek. McKinsey yönetiminde Türkiye yok, IMF yönetiminde Türkiye’nin bir temsilcisi var, bizim de ortağı olduğumuz bir kuruluş, söz hakkımız var. O nedenle bu projeden vazgeçilmesi gerekmektedir”...

CHP eleştirileri içinde, muhalefetin dramatize edilmesi hakkı kapsamına alamayacağımız; 'kayyım atama', 'kozmik oda benzetmesi', 'Düyun-u Umumiye', 'devlet hazinesinin en mahrem noktalarına kadar gidecek', 'vesayet' türünden ölçü aşan ve iyi niyetli sayamayacağımız noktaları çöpe atıyoruz. Değersizdir...

Bana göre en tehlikelisi ise, "McKinsey yönetiminde Türkiye yok, IMF yönetiminde Türkiye’nin bir temsilcisi var, bizim de ortağı olduğumuz bir kuruluş, söz hakkımız var" cümleleridir...

Türkçesi, 'McKinsey ile yapacağınıza IMF ile yapın'dır.. Bir süredir Türkiye'yi IMF'e doğru sürüklemeye çalışan akıllara ek sayabilirsiniz.

Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya ziyaretinin son bölümünde zikrettiği tek cümleyi de cevap kabul edebilirsiniz; "IMF ile işimiz olamaz"...

Peki McKinsey ne yapacak?

Bunun yanıtı Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından verildi; "Tasarruf ve gelir tedbirlerinin etkin şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla bakanlık bünyesinde Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi'nin kurulacağı ifade edilmiştir. Bu ofis, bakanlıklar ve kendi insan kaynağımızdan oluşmaktadır. Ofisin, çalışma yöntemlerinde dünyadaki en başarılı örnekleri analiz edebilmesi için gerek görüldüğünde danışmanlık alması öngörülmüştür. Ekonominin bu danışmanlık firmasına bırakıldığı ve IMF programına dönüldüğü değerlendirmelerinin gerçeklerle uzaktan yakından alakası yoktur. Söz konusu danışmanlığın hiçbir icra fonksiyonu yoktur. Çalışma alanı tek taraflı ve dünyadaki başarılı modellerin Türkiye'ye kazandırılması ile olacaktır."

Tüm bunlardan anlaşılan, devletin stratejik hedeflere yönelirken yapılması gerekli ama 'yavaşlatıcı', hızlandırıcı kıyasları derleme türünden ayak işlerinde 'taşeron' kullanılmasıdır. Bu sadece yurt içinde değil, yurt dışında da iş göreceği anlamına gelir.

Yine de şu şerhleri düşmeliyiz; bir, sterilizasyon hep devam etmelidir, FETÖ bazlı sosyal medya hesapları ile habis muhaliflerin anladıkları dil bir tanedir.

İki, meselenin kamuoyuna anlatılmasında daha ne yapılabilir düşünülmelidir.

Üç, ABD kurum, kuruluş ve bu türden şirketleriyle iş yapmanın 1940'lardan 2000'li yıllara uzanan derin bir müktesebatı ve kötü hatıraları var. Kuyruklarının geçtiği delikten girerler. 1946'da basit raporlarla başlayan süreç daha 1970'te Türkiye'ye yerleşen 25 bin sivil-asker Amerikalı personele evrilmişti. Bu türden iç acıtan örnekler yüzlerce sayfaya ulaşır.

Ak Parti iktidarının meseleye bakışı tam da bu tecrübeler üzerine kurulmuştur. Yerindedir.

Yine de...

Amerikalılarla iş yaparken içeriği ve hacmi ne olursa olsun "aklımda" demeyi unutmamalıyız.

twitter.com/nedretersanel

Nedret Ersanel

yeni şafak

Google+ WhatsApp