Sizin de, partinizin de, tanıklık ettiğinizin de FET֒cülüğünün delilidir!

Sizin de, partinizin de, tanıklık ettiğinizin de FET֒cülüğünün delilidir!


Sizin de, partinizin de, tanıklık ettiğinizin de FETÖ’cülüğünün delilidir!

 

 

Hani bu hızla devam edip..

“Dün görüştüğünüz siyasi partinin bazı yöneticilerinin de..”

Yine devam edip..

“Görüştüğünüz siyasi partinin 23 Haziran milletvekili seçimlerinde ittifak yaptığı partilerin de..”

Hatta..

“31 Mart seçimlerinde ve 24 Haziran yenileme seçimlerinde aleyhinde hiç konuşma yapmadığınız belediye başkan adaylarının da..”

Diyeceğim ama..

Ben başlangıcı yapmış olayım..

Siz devamını getirirsiniz..

Tartışmamız ne?

Türkiye’deki yargı, bir avuç solcuya teslim iken..

“Bu ne ya.. % 36 oy alıyorsunuz. Yargıdaki hakimler size külhanbeyliği taslıyor. % 46 alıyorsunuz.. Bu yargı, resmen siyasete bulanmış bir yargı” diyor, isyan ediyoruz..

Bu tabloyu, kendi içinde değiştirmekten aciz olan Sadullah Ergin öncülüğündeki AK Parti iktidarı..

HSYK’yı baştan aşağıya revize eden Anayasa değişikliğini referanduma sunuyor..

Biz solculardan şikayetçi iken..

Solcuların, siyasilere yargı üzerinden çektikleri operasyonlardan şikayet ederken..

Sadullah Ergin aldı, yargıyı tümü ile FETÖ’ye teslim etti.

 Bugüne kadar, bu kadar açık, bu kadar net söyleyemiyordum..

Eleştiriyordum..

“Ama şu da sizin kusurunuz” diyordum..

“Bu da olmaması gereken bir hata ama” diyordum..

Geldik, geldik, geldik..

Hüsn-ü zan yapılması mümkün olmayan bir noktaya geldik..

Nedir, söyler misiniz lütfen..

Yargıdaki FETÖ’cüleri ilmik ilmik önemli noktalara işleyen Adalet Bakanlığı’nda yıllarca önemli bir görevde bulunan.. Sonrasında da HSYK’da daire başkanlığı yapan İbrahim Okur, FETÖ’cü olduğu gerekçesi ile tutuklanmış..

“Ben bir şey yapmadım, isterseniz o tarihteki Bakan Sadullah Ergin’e sorun” demiş.

Mahkeme önce, “Ne alakası var” diye tanıklığı kabul etmemek istemiş.

Nihayetinde, “Haydi dinleyelim” diye karar vermiş..

Sadullah Bey, Yargıtay’daki davaya, normal duruşma gününde gitmemiş..

“Çok önemli göz ameliyatım var, normal duruşma gününde yapmayalım, bir hafta önce vereyim, tanıklığımı” demiş.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi de..

“Olur güzelim. Olur sultanım. Olur Sayın Bakanım” demiş..

Duruşmadan bir hafta önce, eski AK Partili bakanın tanıklığını dinlemiş..

O tarihte not ettim..

“Yakında hararetli parti çalışmalarında görürsem, bu bir aldatmaca demektir” tespitimi yaptım.

Üzerinden aylar, yıllar geçmedi..

Gözümüzün içine baka baka..

17 Eylül’de tanıklık için duruşmayı erkene aldırdılar.

24 Eylül’de normal duruşma yapıldı.

Dün itibari ile, yani 2 Ekim’de, Sadullah Ergin Beyefendi, sapasağlam, Ali Babacan’ın yanında, SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile yapılan görüşmede boy gösterdi..

Afedersiniz, beyler..

Siz motoru mu yaktınız?

Hani bazı şeyler, gizli gizli yapılıyordu da..

Artık bu kadar açıktan da FETÖ’nün emrinde olduğunuzu ilan etmeye mi geldi sıra..

İki hafta önce..

“Ameliyat olacağım.. Lütfen duruşmayı benim için özel olarak erkene alın” diyen sen..

Bir hafta sonraki duruşmaya gitmeyen sen..

FETÖ’den 3 yıldır tutuklu yargılanan İbrahim Okur için, tüm Yargıtay’ı FETÖ’cü ile doldurduğu halde, “FETÖ’cülüğünü bilmem” diyen sen..

Danıştay’ı tümü ile FETÖ’cülerle doldurduğu halde, “İbrahim Okur’un FETÖ’cülüğüne şahit olmadım” diyen sen..

HSYK bildirisi ile, siyasi iktidara sopa sallayan İbrahim Okur’un FETÖ’ye tehditle vaya isteyerek hizmet ettiği ortada iken, “Ben bilmiyorum” diyen sen..

Ameliyat gerekçesi ile katılmadığın duruşmanın bir hafta sonrasında, sapasağlam, hiç de aciliyeti olmayan, önemi olmayan bir siyasi görüşmeye katılan yine sen..

Bu kadar mı vicdansızlaştınız?

Bu kadar mı insafınız kurudu?

Bakın, ayağını çelmek istediğiniz Tayyip Erdoğan’a bakın da ibret alın..

Şu andan itibaren, hiçbir menfaati olmadığı halde..

Bütün dünya, “Unut, boşver” dediği halde..

Darbecilerin yargıladığı duruşma salonunda vefat eden Mursi’nin ismini, BM Genel Kurulu’nda yüksek sesle haykırması bir yana..

Sisi’yle aynı masada yer ayrıldığı için, Trump’la yemeğe oturmayan Tayyip Erdoğan’ın vefasına bakın..

Bir de..

Kendilerini 40’lı yaşlarda en önemli bakanlıklara oturtan Tayyip Erdoğan’a karşı, Ali Babacan ve ekibinin vefasızlığına bakın..

Hatay’da 2014 yılında büyükşehir belediye başkanlığına aday yapıldığı halde, kazanamayan Sadullah Ergin’in “büyük adam” iddiası ile takındığı şu tavra bakın..

Ha, Sadullah Bey şunu diyorsa..

“2014 seçimleri öncesinde, bir kadın üzerinden bana iftira atılacaktı, İbrahim Okur’u aradım, sorunu hemen çözdü” diyorsa..

“Bunun için de kendisine vefa borcum var, onun için FETÖ’cü olmadığını söyledim” diyorsa..

Bence..

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, şu dakikadan sonra..

Derhal ikinci bir davetiye çıkarıp..

Sadullah Ergin’i, tekrar duruşmada dinlemek üzere çağırmalıdır..

Önce..

“Hani çok önemli bir ameliyat olacaktınız? Tam da duruşmadan bir hafta önce iyisiniz. Duruşmadan bir hafta sonra sapasağlamsınız. Ne hikmetse, duruşma günü mü hastasınız?” diye sormalı..

Ardından da..

“Siz bu ülkede, yıllarca Adalet Bakanlığı yaptınız.. İktidarda olan partinin en yetkili isimlerinden birisi oldunuz.. Size bir kişi iftira atmak istiyorsa.. Bunu önlemek, tedbirlerini almak noktasında, siz mi daha güçlü olmalısınız, yoksa bir anlamda sizin emrinizde yıllarca çalışan İbrahim Okur mu?”

Yoksa..

Yoksa..

Hani diyorlardı ya..

“TSK’da general, altındaki çavuştan emir alıyor” diye..

Sizin ilişkiniz de, böyle bir ilişki miydi?

Ki..

Siz Adalet Bakanlığı’ndan daha bir ay önce ayrılmış iken.. İktidarda olan partinin en önemli illerden birisindeki belediye başkanı adayı iken.. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yıllarca yanında olan bir siyasi iken.. İbrahim Okur’dan, ne yardımı istediniz?

Efendim?

Duyamadım Sadullah Bey..

Gözlerim iyi görmüyor..

Kulaklarıma vuruyor..

Biraz yüksek sesle lütfen!

 

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp