Sizce yeterli mi?

Sizce yeterli mi?


Sizce yeterli mi?

 

 

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde on aylık çocuğu ile birlikte katledilen Suriyeli Emani’nin yürek yakan hikâyesini hatırlarsınız. Emani savaşın acı yüzüne ve katledilen insanların sessiz çığlıklarına şahit olmuş ve şiddetten uzaklaşarak “kardeş ülke” dediği Türkiye’ye sığınmıştı.  Emani’nin eşi Sakarya’da iş bulunca aile burada ikamet etmeye başlamıştı. Yeni bir mekân, yeni bir hayat, yeni bir iş ve her şeyi baştan sona değiştirmek sanıldığı kadar kolay değildi. Bu süreçte Emani en büyük desteği eşinden almaktaydı. Gurbet içinde gurbet vardı ve Suriyeli genç kadın artık çocuğunu ölüm kusan o bombalardan kurtardığını düşünüp teselli buluyordu. Kaderin kendisini uzak diyarlara getireceği aklının ucundan dahi geçmezdi ama savaş onu ve kaderdaşlarını bilinmedik kavşaklara ve sonu görünmez çilelere sürüklemişti.

Savaşın acı yüzünü kelimelerle ifade etmek imkânsızdı. Gökten sağanak sağanak yağan bombalar her gün onlarca insanın bedenini parçalıyor ve bin bir çile ile kurulmuş yuvaları yerle bir ediyordu. Eşkıyalar aileyi dağıtıyor ve insanları birbirinden koparıyordu. Kadınlar dul, çocuklar yetim kalıyor, sokaklarda kan arkları oluşuyordu. İşte Emani ve eşi bu şartlarda terk etmişlerdi yurtlarını. Türkiye’ye hicret etme fikri onları rahatlatmıştı. Müslüman Türk halkı kendilerine kucak açabilir ve kanayan yaralarını sarmalarına yardımcı olabilirlerdi. Müslüman halkın maiyetinde kendilerini daha güvende hissedebilir, gerektiğinde kapılarını çalabilirlerdi. Ama hiçbir şey bekledikleri gibi olmadı. Yüzyıldır güne, “Ne mutlu Türk’üm” söylemi ile başlayan bu insanlar için Suriyeli bir kişi kardeş değil “öteki” idi. Emani ve eşi gördükleri ve duydukları karşısında büyük bir düş kırıklığı yaşıyor ve kardeş ülke deyip geldikleri coğrafyada ikinci sınıf bir insan olarak değerlendiriliyordu.

Emani kaygılanmakta haksız mıydı? Suriyeliler dışlanmadılar mı, horlanmadılar mı,  yuhalanladılar mı, keyfi olarak alınan yasaklar karşısında yıkılmadılar mı, cüzi paralar karşılığında köle gibi çalıştırılıp kazandıkları bütün paraları küf ve rutubet kokan mahzenlere yatırmak zorunda kalmadılar mı? Bu durum Emani ve eşine savaşın getirdiği şiddetten daha acı gelmişti.

Gurbet içinde gurbeti yaşayan Emani hayata küsmüş gibiydi artık evinden dışarı çıkmıyor, eşi gelinceye kadar çocuğu ile vakit geçiriyordu. Fakat eşi çalıştığı iş ortamında hiç beklemediği bir durumla karşılaştı ve nutku tutuldu, sorunun içinden nasıl çıkacağını bilemedi. Zira onun mağduriyetini, yalnızlığını fırsat bilen sapık ve cani iki insan müsveddesi Emani ile ilgili ahlaksız şakalar yapıyor ve ağza alınmayacak tekliflerde bulunuyorlardı. Şimdi ne yapsındı kendini nasıl korusundu. Güçlükle bulduğu işini bıraksa nereye gidip de kimin evine sığınacaktı(!)

İki sapık insan müsveddesi tuzağı çoktan kurmuşlardı, eşinin evde olmadığı bir gün gelip Emani’ye tecavüz ettiler sonra da genç kadını bebeği ile birlikte katlettiler. Nasıl olsa katledilen kadın yalnız ve çaresizdi, arkasını kim arayıp soracaktı ki? Ama Allah’ın adaleti öyle bir tecelli etti ki, iki sapık kıskıvrak yakalandılar ve suçlarını itiraf edip yargılandılar.  Çocuklarının güvenliği için Müslüman ülke deyip sığındığı bir ülkede küresel eşkıyaların katliamlarını aratmayacak zulümlerle göçüp gitti Emani. Geçtiğimiz gün genç kadını katleden iki sapığın duruşması vardı ve 72 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. 72 yıl değil 72 bin yıl ceza almış olsalar bile ne caniler insanlık seviyesine yükselebilecek ne de yer ve gök o kadının çığlıklarını unutabilecek. Fakat Emani ve bebeği asıl haklarını büyük mahkemede Allah’ın huzurunda alacaklar, buna yürekten inanıyoruz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp