Siyaset mühendisliği üzerine

Siyaset mühendisliği üzerine


Siyaset mühendisliği üzerine

 

 

Tamam, yeni senaryo belli oldu. Hedefte AK Parti ve tabanı var, AK Parti, içindeki AKP’liler eli ile yeteri kadar sekülerleştirildi. CHP eli ile laikleştirme olmadı ama, AK Parti ile bu konuda önemli mesafeler kat edildi. En son darbe aile üzerinden vuruldu.

Bugün KADEM’in çok tartışılıyor olması, bu anlamda sembolik bir değer taşıyor. KADEM’i hedefe oturtan, söylem ve icraatı olduğu kadar aile konusundaki belirleyici rolü, “aile” ile olan yakın bağları ve bu anlamda bir “marka” değeri olduğu için. Yoksa ilahiyatlar, imam hatipler, cemaat yapıları da önemli ölçüde sekülerleştirildi. İktidar ve para ilişkisi onları “yumuşattı” artık kolay lokma haline geldiler. Karşı cinsle tanıştılar.

“Ben şunların arkasında şunlar var” gibi bir korku taşımıyorum. Yok MOSSAD varmış, yok Mason locaları, Tapınakçılar varmış, Vatikan, derin devlet varmış, CIA varmış, MI6 varmış. Geçelim bunları.. Hepsinin tepesinde “Şeytan” yok mu! Şeytan da bizim nefsimize taht kurmuş oturmuyor mu! Şeytanlaşmış her insan benim için tehdittir. Ama şu hakikat da var, Allah’ın muttaki kullarına hiçbir Şeytan ve onun işbirlikçisi zarar veremez! Bizim Hafız olan Allah’ımız var. Ne gam!

Ha aklın gereği, imtihan anlamına sorumluluklarımızın farkına varmak için bazı şeyleri bilmemiz gerekiyor. Bakın sadece AK Parti tehdit altında değil. CHP de tehdit altında, MHP de.. “Babacan” eğer dikkat etmez ise birilerinin “Projesi” olması çok kolay! Bakın, AK Parti’yi dizayn etmeye çalışan McKinsey, bir yandan CHP’yi, öte yandan Babacan’ı dizayn etmeye çalışabilir yarın! Sonuçta iş iştir.

O Şeytani üst akıl, hepimizle ilgileniyorsa, biz niye kendi içimize kapanıp, “masonlar, komünistler, Yahudiler her yerdeler, her taşın altından onlar çıkıyor diye konuşup duruyoruz ki! Şeytanla her cephede savaşmamız gerek.

Müslümanlar olarak, beynelmüslimin bir anlayışla kendi işlerimizi, imkanlarımızı, insani kıymetlerimizi, ekonomik ve teknik imkanlarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerek. “Nerede yanlış yaptık” diye kendi nefsimizi hesaba çekmemiz gerek. Para, makam ve siyaset ile ilişkilerimizi sorgulamamız gerek.

Bir yandan kendimizi onarırken, öte yandan, Türkiye gündemine sahip çıkmamız ve hem toplumsal hem de ekomomik, politik sorunlara çözümler üretmemiz gerek. Bizim söyleyecek sözümüz, yapacak işlerimiz var. Bundan sonraki yol haritamız üzerinde ince eleyip sık dokuyan bir anlayışla her şeyi yeniden bir gözden geçirmemiz gerek. Sadece ekonomi değil, aile, gençlik, tarih anlayışı bugünkü sorumluluklarımız, gelecek tasavvuru, her şey eğitim, tarım, bilim ve teknoloji, her alanda durumumuzu gözden geçirmeliyiz. İttihad konusu, ittifak edeceğimiz topluluklar ve çevreler itilaf edeceğimiz grublar kimler. Karşımızdakiler ne yapıyorlar. Her şeyi yeniden düşünmek zorundayız. Yoksa geri gideceğiz. Ve bir yandan da bizim dışımızdaki çevrelerdeki, bizim gibi inanıp, düşünmeseler bile, daha akıllı, dürüst, erdemli toplulukların kendi çevrelerinde öte çıkmalarını sağlamalıyız. Onların yokluğu ve zaaflarında kendimize iktidar ve servet arama yönteminden vazgeçmemiz gerek.

Şimdi planları şu: AK Parti ya daha liberal bir çizgiye çekilecek, ya da zayıflatılarak böyle bir yapı ile entegre edilecek. Daha önce FETÖ ile ilişkilendirilmiştik, sonra açık olarak MHP ile ilişkilendirildik ve Milliyetçi bir çizgiye çekildik, bu arada FETÖ’ye karşı Ulusalcı-Kemalist çizgide BÇG çevreleri ile yakınlaştırıldık. Bunlar durup dururken olmadı.

Sadece biz “ehlileştirilmiyoruz”. CHP de ehlileştiriliyor. CHP daha liberal bir parti olacak. İmamoğlu projesi aslında bu anlamda bir operasyondu. Yeni CHP daha az Kemalist, daha az laikçi, daha çok liberal ve dini tolerans konusunda daha hoşgörülü olacak. Atlantik ötesi “Beyaz patron” öyle istiyor. Onların istediği gibi yaparsak daha zengin olacağız. Askerimiz onlar için savaşmayı reddederse PKK, DAEŞ, DHKP-C, terör örgütleri ile savaşmak zorunda kalacağız.

Bunların kadrolarında şeyh de var fahişe de unutmayın. Hepimiz parti dernek, vakıf, oda sendika, koop. vd üzerinden sağcısı-solcusu, laiki dindarı yeniden dizayn edilmeye çalışılıyoruz.

Düğünlerimiz, nişanlarımız, özel günlerimizdeki değişimin farkında mısınız. Azar azar olduğu için fark edemiyoruz çoğu zaman. Düğünümüz de olacak, nişanımız da, eğleneceğiz de ama her işin başında Allah’ın rızası olacak. Resulullahın ümmeti olduğumuzu unutmayacağız. Haddi aşmayacağız. Fahşaya sapmayacağız. Kibir ve gösterişten kaçınacağız, israftan sakınacağız “ayağını yere vurarak yürüyenlerden” olmayacağız.!

Bakın, size anlamsız gelebilir ama bu McKinseygiller, hem iktidarı, hem muhalefeti dizayn eder. BÇG’yi de FETÖ’yü de BOP’u  tanıtan da bunlardır. Sonra da giderler Geziye destek verirler. Söyleyip durdum ama çoğu kimse dinlemedi, hatta kızdılar, şu seçim sürecinde CHP üzerinden AK Parti’yi, AK Parti üzerinden CHP’yi yeniden dizayn etmek için harika bir iş çıkardı birileri. Ve biz kötü bir şekilde bu oyuna geldik. Bize bu aklı veren dostlarımız varken aslında hiç düşmana ihtiyacımız yok.

Şunu da söyleyeyim, şu gelmiş, bu gitmiş, pek de umurum da değil. Umurumda olan bu süreçte benim ne yaptığım, rızaya ilişkin üzerime düşeni yapıp yapmadığım, gerisi beni çok da ilgilendirmez. Değişen şartlar imtihanımın şeklini belirler. O da Allah’ın iradesi içinde olan bir şeydir. O zaman ne gam! Öte yandan, benim her yerde dostlarım da var, düşmanlarım da. İçimde Melek de var Şeytan da. Herkes de aynı durumda. Biri gelir-biri gider, bizim imtihanımız devam eder. Bu hercü merc içinde birileri yaptıkları ve söyledikleri ile kendi cennetine kendi sırtında tuğla taşır birileri de kendi cehennemine kendi sırtında odun taşır.

Allah servet ve iktidarı halklar ve ülkeler arasında evirir-çevirir. Bu serencam içinde Peygamber evinde düşmanlarımız, Firavun sarayında dostlarımız da olabilir. Doğduğumuz ana-babayı, zamanı, toprağı, derimizin rengini, cinsiyetimizi biz seçmedik. Bunları üstünlük sebebi sayıp, ötekileri bu yüzden dışlayanlar faşisttir. İlk haram, ilk günah, ilk lanet faşizmedir. İlk faşist Şeytandır!

Ne sahip olduklarınızla sevinip kibirlenin ne kaybedeceklerinizi düşünüp hayıflanın! Her zaman havf ile reca arasında bir yerde duralım. Bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi bir Allah var. Tekasür suresini okuyun, çoklukla övünmeyin. Kuyudaki Yusuf’u Mısır’a sultan eden Allah bizi yeryüzünün varisi kılmak, yeryüzünü bize mescid kılmak istiyor. O zaman ne gam. Haydin Baki olanAllah’ın ipine, Hablullah’a tutunmaya, O’nun rızasının tecellisinin vesilesi olmaya, Selâm ve dua ile..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp