Siyaset meydanı

Siyaset meydanı


Siyaset meydanı

 

 

Turgut Özal öyle demişti; “siyaset kanlı bir meslektir”. Siyasetçinin bir elinde kılıç, öteki elinde zeytin dalı vardır. Adaleti sağlamak istiyorsanız, bir elinizde terazi, ötekinde kılıç tutacaksınız.

Gelenekte “Siyaset etmek”, adam öldürmek demektir. “Siyaset gömleği” idam gömleğidir. “Siyaset meydanı” idam cezalarının uygulandığı yerdir. “Siyasetgah” darağacıdır. Siyasetçinin bir eli kan, bir eli gül kokar. O kan kimin kanı, o gül mü esans mı ya da hangi bahçeden nasıl toplanmıştır ona da bakmak gerek.

Biliyorsunuz, ABD ile İngiltere kanka idi, Trump sonrası “iç savaş” günlerine geri döndüler. Biliyorsunuz Almanya ABD’nin işgali altında hâlâ, ama Trump artık Merkel’in elini bile sıkmıyor.

İngiltere ile Rusya’nın arası da gayet iyiydi. Bir anda ne oldu ise oldu ve bir kriz patladı.. Teresa May Çin’e gitti, ABD’de, Rus’ların başkanlık seçimlerini internet üzerinden maniple ettiğine dair soruşturma derinleştikçe derinleşiyor.

İngiltere’nin Hindistan’dan Avustralya’ya uzanan eski bir senaryosu var, ama şimdilik Hindistan’ın adı pek telaffuz edilmiyor. Batılı “siyaset” adamları şimdi yeniden Malthus, Freud ve Darvin’i okumaya başlamış olmalılar.

İngiltere’de başlayan ajan krizi sonrası bazı NATO ülkeleri Rusya’ya karşı birlik oldu. İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD’nin ortak açıklamasında Rusya’nın, İngiltere’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiği mesajı verildi.

Meşhur bir Arap atasözü var: “Ben amcaoğlumla savaştayım. Ben ve amcaoğlum, düşmanla savaştayız.” Yine Araplar için söylenir: “Araplar bir defa ittifak ettiler, o da bir daha ittifak etmemek üzere..”

Küçük bir hatırlatma: Arap yarımadasındaki herkes “Arab”tır. Anadolu’da yaşayan herkesin “Rum” olması gibi. Arap’lık ve Rum’luk dini ya da etnik bir aidiyet ifade etmez. Bu isimler toprağın adıdır. O toprakta yaşayan herkes o isimle anılır.

Arapça ve İbranice’nin aslı da Aramice’dir mesela. Hz. İsa’nın dili yani. Hz. İbrahim’in Sare annemizden olan çocuklarına “Yahudi” diyorlar, Hacer annemizden olan çocuklarına ise Arap! İkisi de aslında Mısır kökenlidir, bu annelerimizin. Bugünkü ırk tanımlarının çoğu Vestfalya anlaşmasından sonra, toprak, kan, din ve benzeşik dillere göre yapıldı.

Asıl konumuza dönecek olursak, Teresa May kendine Hristiyan bir hanımefendi. Rusya’yı siyasi bir cinayetle suçluyorlar ya! İyi, tamam da, istisnaları dışarıda tutarsanız, hangi devlet böyle şeyler yapmıyor ki! Eğer dürüst ve samimi iseniz, mesela bu yaptırımı İsrail için uygulayabilir misiniz.. Ya da Arap yarımadasındaki, Afrika’daki bir sürü diktatör için niye uygulamıyorsunuz. Sisi’ye, Nobel barış ödülü verdiğiniz Baradey’i danışman yapan siz değil misiniz? Teresa hanım Tony Blair’e, neden darbeci, katil Sisi’ye danışman olduğunu sordunuz mu?

Yahu teröristlere, darbecilere, savaş suçlularına arka çıkan siz değil misiniz? Irak’ın işgalinde İngiltere masum mu idi. DHKP-C’li Fehriye Erdal’ın Brüksel’de ne işi var. PKK-PYD’lileri, FETÖ’cüleri kim himaye etti/ediyor. İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD birlik olmuş, Rusya’ya hesap soruyor! Kendi gözlerindeki merteği görmüyor, başkalarının gözünde çöp arıyorlar. Yok aslında birbirlerinden pek farkları, tek farkları adları.

Almanya’yı geç! O zaten ABD, İngiltere ve Fransa’nın işgali altında. İsrail’e karşı mahcur, savaş suçlusu, Kuzey Ren Vestfalya Vatikan’ın kontrat bölgesi. Hangi Almanya’dan söz ediyorsunuz. Fransa deseniz, Alsace Lorreune de Vatikan’ın kontrat bölgesi. Fransa desen, artık bu tür işlerde lider değil “katılımcı”. Ancak bu şekilde söz sahibi olabilen bir ülke.

Bakın bakalım, ABD’nin Hind okyanusundaki terör üssü Diego Gacia’da neler oluyor. Bu ada, İngiltere’den ABD tarafından kiralanan bir terör üssü. Burası Ebu Gureyb ya da Guantanamo’dan daha tehlikeli. Birçok ülkeden kaçırılan kişiler, bandırası belli olmayan gemilerle bu adaya getirilerek işkence altında sorgulanıyor ya da infaz ediliyor. Guantanamo ya da Diego Garcia’nın Soljenitsin’ın sözünü ettiği “Gulak Takımadaları”ndan ne farkı vardı, icraat açısından.

Peki İngiltere şimdi çıkıp Rusya’yı eleştirirken yüzü hiç kızarmayacak mı?

Bakın 15 Temmuz’da MSB özel kalem müdürü olan Albay  Tevfik Gök’ün deşifre edilen bilgisayarında çıkan notlar bunların nerede yaşarlarsa yaşasınlar, kim olurlarsa olsunlar zihniyet ikizleri olduklarını gösteriyor bize.. Yalan söyleyebilirler, ahlak dışı işler yapabilirler. “Gayeye giden her yol meşrudur” bunlar için. FETÖ böyle biri idi ve onun için bunlar bu ülkelerden himaye görüyorlar.. ABD ya da Almanya’nın, İsrail’in Türkiye’ye bakışı FETÖ’den farklı değildir ve olamaz. Sonunda tencere yuvarlanıyor ve kapağını buluyor!

ABD’nin yeni dışişleri bakanı Türkiye’yi “totaliter İslamcı diktatörlük” diye tanımlayan bir bakan. Bu açıklamayı 15 Temmuz’dan hemen bir gün sonra yaptı. Erdoğan hükümetine bakışına gelince, “Erdoğan hükümeti ancak İran yönetimi kadar demokratik” diyen biri.. Trump, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın görevden alıp yerine CIA Başkanı Mike Pompeo’yu getirdi. Bakın bu FETÖ projesi de, PYD senaryosu da CIA’nın mutfağında yazıldı.

Mike Pompeo’nun 2013 yılında da “İslamcı teröristleri sert bir şekilde eleştirmeyen Müslüman din adamlarının terör saldırılarında suç ortağı olduklarına” yönelik sözleri, Demokratlar ve Müslüman lobi kuruluşları tarafından kınanmıştı. Pompeo aynı zamanda Guantanamo’yu ve sorgu sırasında işkenceyi meşru gören asker kökenli bir politikacı. Bu adam bir de hukuk eğitimi almış aynı zamanda.

Pompeo, devlete dair gizli belgeleri gazetecilere sızdıran eski Ulusal Güvenlik Kurumu NSA çalışanı Edward Snowden’ın “idam edilmesi gereken bir vatan haini” olduğunu söyleyen biri.

Dikkat, Pompeo kendi ekibini kurarken başkan yardımcılığı görevini Gina Haspel’e vermişti. Daha önce CIA’nın gizli tesislerindeki işkencelerde adı anılan Haspel’in bu göreve getirilmesi ABD’de geniş yankı bulmuştu. Haspel Tayland’daki ve Diego Garcia’daki CIA’nın işkence ve infazlarının yapıldığı hapishaneyi yönetiyordu aynı zamanda. Pompeo’nun gözünde Haspel “örnek bir istihbaratçı” idi.

DAEŞ’i örgütleyen, PKK ve PYD’yi destekleyen ABD değil mi? DAEŞ’in Rakka’dan tahliyesini ABD’nin PYD ile birlikte yaptığını dünyaya duyuran BBC değil mi?

Nasıl bir ikiyüzlülük bu. Bunun adı “siyaset” mi oluyor şimdi! “Tencere dibin kara, seninki benden kara”. Genelev kadınlarının saç saça, baş başa iffet kavgasını hatırlatıyor bu kavga!

ABD’den gelen Afrin açıklamalarını bu bilgiler ışığında değerlendirmek gerek. Pentagon’un hali malum. FED’in, yani Rothschild’lerin de nerede durduğu biliniyor. Beyazsaray’a gelince, Dışişleri ve CIA başkanlarının fikri ve zikri de ortada.

Şimdi bu ABD Rusya’yı eleştiriyor. Size inandırıcı geliyor mu, daha doğrusu samimi geliyor mu bu tepkisinde.

Devletlere gelince, bu tür olaylar bir gayri adil ülkede dün oldu, bugün de oluyor, yarın da olacak. Ancak, buna kendileri de aynı şeyi yaptıkları halde, bu işlere karşıymış gibi ortalıkta dolaşanlar, “Kafirden beter” münafık karakterli topluluklardır. Bilmem anlatabildim mi? Selâm ve dua ile. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp