SİRETÜ'L-KUR'AN'IN İLK DERSİ YAPILDI

SİRETÜ'L-KUR'AN'IN İLK DERSİ YAPILDI

Allah’ın vahyi önce bir insanı ardından bir toplum ve ardından bir coğrafyayı ve en uzak noktalara kadar tüm insanlık ailesini nasıl bir farkındalık ve eğitime tabi tutuğu tüm zamanlarda merak edilegelmiştir. Ayrıca bu mesaj’ın başına neler geldiği ve hitap ettiği ilk toplumda yaptığı etki ve

SİRETÜ'L-KUR'AN'IN İLK DERSİ YAPILDI

 

 

Allah’ın vahyi önce bir insanı ardından bir toplum ve ardından bir coğrafyayı ve en uzak noktalara kadar tüm insanlık ailesini nasıl bir farkındalık ve eğitime tabi tutuğu tüm zamanlarda merak edilegelmiştir. Ayrıca bu mesaj’ın başına neler geldiği ve hitap ettiği ilk toplumda yaptığı etki ve köklü değişimin bugün bizler içinde geçerli olup olmadığı, aynı sonuçları doğurup doğurmayacağı insanoğlu’nun aklında bir tereddüt de doğurmuştur.

Kur’an yolculuğunun dünü, bugünü ve yarına neler söylediğini, neler söyleyeceğinin anlatılacağı bu derslerde Allah Resulü’nün mücadelesine tanıklık yapılacak ve Allah Resulünün yaşadığı sıkıntıları, vahyin onu nasıl inşa ettiğini topluma ne gibi etkiler bıraktığı görülecek, derse katılan bir Kur’an talebesinin zihin terine, emeğine, ilmine şahitlik edilmiş olacaktır.

 

 

DERSİN İLKELERİ NE OLACAKTIR?

İlk derste Siretu’l Kur’an ilkelerini anlatan Mustafa İslamoğlu hoca çerçeveyi şu şekilde belirledi:

  1. Yalan değil gerçek konuşulacak.Yalan varsa iman gider. İman varsa yalan gider. Hele yalanın en masumu sıradan yalanlardır, masum yalan olmaz. Ama yalanın en kötüsü en tehlikelisi, en zararlısı içine Allah, peygamber, din, iman karıştırılan yalanlardır. Zira bir yalanın içine Allah’ı katıyorsanız eğer ve hatta Allah adına yalan söylüyorsanız eğer, bir yalanın içine peygamberi katıyorsanız eğer, dini, imanı katıyorsanız eğer siz dininizi ve imanınızı da yalan sayıyorsunuz demektir. Bir dindarın kendi dinine bundan büyük kötülük yapması düşünülemez.
  2. Hurafe değil Hakikat… Hurafe aslında dinden olmayıp, dine karıştırılan her şey. Bu anlamda dinin sahibi Allah’tır. Bizler ise dinin sahibi değil talibiyiz. Dolayısıyla dinin sahibi olan dindarlar dinlerini istedikleri gibi azaltırlar, çoğaltırlar, eğerler, bükerler, içine istediklerini katarlar, canlarının istediklerini. Biraz ondan biraz ondan biraz ondan katabilirler ama din Allah’ınsa siz de içine bir şey katmak istiyorsanız o zaman siz Allah’tan rol çalmış olursunuz. O din din olmaktan çıkar.
  3. Safsata değil anlam…Din söz konusu olduğunda muhalafat çok olur, muhalafat safsatadır. Safsata; bir şeyin hakikat olup olmadığına bakmaksızın retorik yaparak belagat ile karşıdakine onu lafazanlıkla laf kalabalığıyla laf ebeliği ile kabul etmektir.
  4. Yargılayıcı olmamak. Şark toplumunun, bu coğrafyanın Müslüman coğrafyanın en büyük problemi başkasının yargıcı olmak, başkalarını yargılamaktır. Kendi muhasebesini yapmayan, yapmaktan kaçan, kendi hesabını vermekten kaçan insanlar kendi dışındaki herkesi yargılamak için hazır kıta beklerler. Bizler ise, Kur’an’ın yaptığıyla yetinecek ve kıyamete dek kanaat edecek, onu anlama çalışacağız.
  5.  Tüm rivayet ve tarihi malzemeye eleştirel akılla bakmak. Eleştirel akıl bugün Müslüman şarkın, Müslüman doğunun maalesef kaybettiği bir yeti, bilgi, meziyet. Eleştirel akıl aslında Allah’ın bize her gün emrettiği her saat hatta emrettiği, her dakika emrettiği bir şey. hiç kimsenin yorumunu mutlak hakikat gibi tasarlamak doğru değildir. Bizim için de geçerli. Vahyi istismar etmemek ve sloganlaştırmamak.
  6. Vahyi istismar etmek deyince aklınıza bir örnek geliyor değil mi? Sıffin’de Hz. Ali’ye karşı isyan eden Şam valisi, Amr bin el-Âs’ın önerisi üzerine mızrakların ucuna Kur’an sayfalarını takmışlardı. Mızrakların ucuna Kur’an sayfalarını takmak İstismarın dibidir. Esasında bir kimse saydığı bir şeyi istismar edemez istismar ettiği bir şeyi sayamaz. Kındi, bir insan sattığı kendinin değildir, satın alanındır. Allah satan, peygamber satan, din satan, iman satan birinin dini yoktur, Allah’ı yoktur. İmanı yoktur diyordu. Neden? Çünkü satmıştı.

DERSLER NİÇİN YAPILMAYA BAŞLADI?

Dersin ilkelerinde sonra niçin yapıldığını anlatan Mustafa İslamoğlu hoca, din adına çokça yalan yanlış aktarımların yapıldığını ve bundan dolayı insanların dinde gına duydukları, dinden uzaklaştıklarını belirtti. Konuşmasının devamında: “Peki aslında gına geldiğimiz o din Allah’ın değil. Çünkü Allah’ın dini hayatla savaşmaz. Hayatın sahibi kimse dinin sahibi de odur. Aynı kaynaktan gelen iki şey birbiriyle çatışmaz ki. Dolayısıyla eğer çatışıyorsa biri yanlış bir kaynaktan gelmiş demektir. Onun için o Allah’ın dini değildir. Allah’ın dinini öğrendiğimizde ancak farkı ifade ederiz, farkı anlarız. Allah’ın dinini öğretecek yer de Allah’ın kelamıdır, başkası değil.” dedi.

SİRETU’L KUR’AN AKABE VAKFININ 3. ETABIDIR.

16 yıl süren Tefsir dersleri ve 5 yıl süren Esma-ü Hüsna derslerin sonra Akabe vakfı ‘Siretu’l Kur’an ile 3. Etaba girdi. iki haftalık periyotlarla         toplamda 60 ila 75 dakikalık ders halinde işlenecek olan Siretu’l Kur’an’da, İslamoğlu hoca dersleri ayakta anlatacak ve her dersin sonunda         öneriler sunacaktır.

Yoğun katılım dolayısıyla salonda vakıf içinde izdiham yaşanırken vakıf yönetimi yeni binanın bir an önce bitirilmesi için yoğun uğraş veriyor.

Televizyonlarda canlı yayınlanmayacak olan ders bir hafta sonra Hilal TV Ekranlarında Pazar saat 11.00’ de banttan izlenebilecek.

 

hilal haber

Google+ WhatsApp