Sıkıldım artık!..

Sıkıldım artık!..


Sıkıldım artık!..

 

 

Geçenlerde Çayırova Belediyesi, bendenizi bir konferans ve imza için ilk kez tertipledikleri kitap fuarına davet etti. Bunu sosyal medyamda paylaşır paylaşmaz İP, CHP ve diğer Kemalist unsurlar tarafından Başkan’a yoğun baskılar yapılmaya başlandı. Hatta yerel bir gazeteye programın iptal edildiği şeklinde yalan bir haber bile yaptırdılar: “Atatürk düşmanı Yavuz Bahadıroğlu ilçemize gelemedi!”

Bu münasebetle, ideolojik körlük ve sağırlık içinde kimseyi duymayan görmeyen çevrelere bir kez daha söyleyeceğim: Bin hiçbir tarihi şahsiyetin düşmanı yahut dostu değilim. Tarihe “sevgi” ya da “nefret” üzerinden değil, “belge” ve ”bilgi” üzerinden giderim. Elli seneye varan yazarlık hayatımda “Atatürk” konusunda (o da Kemalist ihbarcıların sosyal medyada iftira yağdırmaları yüzünden) sadece bir defa soruşturma açıldı, ama o da savcılıktan aldığım “takipsizlik kararı”yla sonuçlandı.

Buna rağmen hukuk ve ahlâk kuralları çiğneniyor, sürekli bu çevrelerin yazılı ve sözlü saldırılarına maruz kalıyorum.  

Bu ne aymazlıktır?..

Bu ne hukuk tanımazlıktır?..

Bu ne kolaycılıktır?..

Bu ne alınganlıktır?

Bu imtiyazı size kim verdi?

Karşınızda “ezik” bir adam görmek istiyorsanız, bunu asla göremeyeceksiniz. Duruşumla, tavrımla, birikimimle, yazdıklarım ve yaptıklarımla hayatım boyunca mücadeleme devam edeceğim.

Bu Atatürk’le mücadele değil, Atatürk istismarıyla mücadeledir! Her türlü yobazlıkla, aymazlıkla, dinsizlikle, densizlikle, ahlâksızlıkla, fitne-fücürle mücadeledir!

 Allah’tan başka kimseden korkmuyorum! Şu yaşıma kadar, ölü ya da diri, ne kimseye hakaret ettim, ne de kimseyi aşağıladım. Tek bir mahkeme kararı gösteremezsiniz. Çünkü hakaret aczin, bilgisizliğin, kültürsüzlüğün, kısacası çaresizliğin çocuğudur: Kendini bilen, bildiğinden emin olan insan hakarete tenezzül etmez.

Neyse, sağolsun Çayırova Belediye BaşkanıBünyamin Çiftçi ve yetenekli ekibi, sıkı durdular. Bazı tabansız başkanlar gibi sinmediler. Programı plânladıkları gibi uyguladılar ve bendeniz de gidip aslanlar gibi konuşmamı yaptım, kitaplarımı imzaladım.

On kişilik bir grup başlangıçta şamata yapmak istedilerse de, salondaki kalabalık benim eşliğimde İstiklâl Marşı’mızı okumaya başlayınca, feleklerini şaşırdılar. 

İmzadan sonra onlardan biri geldi ve vaktiyle beni savcılığa ihbarladığını söyledi. Böylece bir “sayın muhbir vatandaş”la tanışmış oldum. Bir de çok çok 70-80 sayfadan ibaret bir “Nutuk” dediye etti.

Atatürk’ün hatıralarını bile sansürleyip üç koca cildi 70-80 sayfaya indirgemişler. Dedim ki, “Bu kitabın tamamını ilk baskısından ve Osmanlıcasından üç kez okudum. Ama Kâzım Karabekir’in, Fevzi Çakmak’ın, Refet Bele’nin, Rauf Orbay’ın, Halide Edib’in, Rıza Nur’un ve daha pek çok Milli Mücadele şahidinin hatıralarını da okudum.”  

Duydu mu duymadı mı bilmiyorum. Çünkü sürekli ezberini boşaltıyordu. Sadece kendini ve birkaç arkadaşını tatmin derdindeydi. 

Ezcümle: Salı günkü Çayırova programımız harika geçti. Sayın Belediye Başkanı’na, yardımcılarına, Kültür Müdürü’ne ve tabii Çayırova halkına çok teşekkür ederim. 

Kervan yürüyor! 

 

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp