Şiddet ve Öfkenin Gölgesinde

Şiddet ve Öfkenin Gölgesinde


İnsanın düşünme alanı daralınca bunalıma girer. Kendini ifade edememe, başkalarıyla dertleşememe, içini dökmeme insan için büyük bir sorun. İnsan düşünme, taşınma ve bununla yaşamaya alışık. Doğası gereği kendisini ifade edebilme özgürlüğü.

 

Elbette ki insanın da sınırları var. Elbette, haramlar, helâller, zararlılar var. İnsanlığın bütünü için zorunlu olan hâller.

 

Din insanın gerçekliğinde insana bir hayat öngörür. Din derken İslâm’dan söz ediyoruz. İlâhî olan bütün dinlerin merkezi ve düşüncesi budur. Dinleri tahrif eden, bozan ana ekseninden uzaklaştıran da insan. Sonuçta dinler insan ile var olur. Dinin yasakları insanlığın iyiliği ve hayrı içindir. İslâm ekseninden bakarsak haramların tamamı insanlığın iyiliği içindir. İnsanlık bu yasakları dinlemedikçe kurtuluşa eremez.

 

İnsan inanmaya zorunlu. Her insanın bir inanış tarzı var. Seçenekleri kendisi belirler. Sonuçlarına da katlanır.

 

İnsanlığın başına belâ ve tam anlamıyla bir musibete dönüşenler var. İnsanlık bunlardan hem zarar görüyor hem de vazgeçmiyor. Sarhoş edici bütün içecekler yasaktır İslâm inanıcına göre. Azı da çoğu da insan için zararlı. Bir başlangıç oldu mu arkası gelir, devam eder. Hıristiyan dünyanın temel açmazlarından biri de budur. Şarap ile vaftiz edilen bir çocuk hayatı boyunca ondan kurtulamaz. Çünkü bu onun kutsalı. Batı dünyasının en belirgin açmazlarından biridir bu.

 

Şiddet, insana baskı, insana kapana sıkıştırır. Düşünme alanını daraltır. Bir toplum üzerinde baskı uygulayanların temel sorunu düşünmemeleridir. Okuma ve düşünme yetisinden uzaklaşmalarıdır. Kitleleri ancak baskı ile denetim altında tutarlar. Baskılı toplumların ön yüzü de arka yüzü de budur. Yönettikleri toplumları düşünmeme üzerine yönetme çabasında olurlar.

 

İslâm insana düşünme özgürlüğü tanır, baskı altında tutmaz. Yaşayarak ya da örnek olarak var olmaya bakar. İnsanlar ondan etkilenir ya da etkilenmez, bu, kişinin seçimine bağlıdır.

 

İslâm’ın insan için olan seçeneklerinin sonuçları daha çok öteye dönüktür. Katletmek, insan öldürmek en ağır suçlardan. Bu suçun giderilmesi bile insanî davranışlarla olur. Bir katile uygulanacak olan kısas son seçenektir, zorunluluktan çok, bu da tercihe bağlıdır. Öldürülenin yakınlarının tercihine ve hoş görüsüne bağlıdır. Dilerse o kişiye yaşama hakkı tanınır. Bunun insanlık için daha hayırlı olacağı bilinir.

 

İnsanlığın üzerinde baskı kuranların düşünmeme, akletmeme, fikretmeme gibi bir ruh hâlleri var. Onlar ancak kavga, baskı, şiddet, hamaset ile kitleleri ellerinin altında tutmaya bakarlar.

 

İnsan için şiddetin en ağırı insana düşünme ve bun bağlı seçenekte bulunmamasıdır.

 

Şiddet ve öfkede sevgi dili aranmaz. Kişinin, yönetenin bun bağlı olanların gözler kendilerinden başkalarını görmezler. Silâh veya darp onların gücü.

 

İnsanın insana zulmü ağır olur, sonuçları da. Bir insanın gönlü nasıl alınır, nasıl birlikte olunur, nasıl yol yürünür? Baskı ve sindirmeler insanları hem kişiliksizleştirir, hem korkaklaştırır, hem de köleleştirir, amaçsızlaştırılır. İnsan seçeneksiz kalınca en anlamsız bir varlık hâline gelir. Bir kurutuluş yolu aramaktan çekinir. Güvensiz kılar.

 

İnsan sevgi diliyle kazanılır. Gönle ermeyle.

 

Şeytani konumlarını koruma çabasında olanlar elbette ki kendi dünyalarından vazgeçmezler. Onların şeytanların tuzağındadır. Ama onlar için de elbette bir kurtuluş yolu ve çıkışı vardır. Olmayacak bir durum değildir.

 

İnsan tek tip yaratılmamıştır ve kendisine irade ve seçenekler sunulmuştur. Seçeneklerden İslâm tercihi dileğimiz, arzu ettiğimiz. Kişi kabul etmiyor ise geleceğini de belirler. Cennet ve cehennemin varlığı bunu sonucu. Allah’ın insana sunduğu seçenekler sonucu.

 

Şiddet dili şeytanın dilidir. Müslüman’ın dili sevgi ve merhamet yüklüdür.

Google+ WhatsApp