‘Şeytan Kumaşı’nın terzileri…

‘Şeytan Kumaşı’nın terzileri…


Herkes, Biden’lı Amerika’ya ön/önlem almak için pozisyon güncellemeleri yapıyor. Bütün dünyada bir dalgalanma var ve başta, AB, Rusya, Körfez, Orta Asya tek tek takibi zorlu hareketlilikler yaşıyorlar…

Biden daha Oval Ofis’e oturmadı ve kabinesinin bile ancak bir kaç ismi belli. Dahası alınmış/açıklanmış, herhangi bir ülke veya bölgeye yönelik karar/politika da ortada yok…

Ancak, Prof. Süleyman Seyfi Öğün’ün metaforunu çalarak söylemek gerekirse, illa elbiseyi görmeye/giymeye de gerek yok. Dikilen elbise için çıkarılmış ‘patron’ da durumu anlatabilir. Benim ekleyeceğim, kumaşa, makasa ve terziye de bakmak gerektiği. ‘Şeytan Kumaşı’ vardır ve onu doğru yerinden tutarsanız, Biden iktidarının belli sabitleri üzerine şimdiden kalem oynatmak mümkündür…

Biden’ın açıkladığı ilk kabine üyelerine bakarsak… Yani, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, adı geçenlere baktığımızda muhtemel Savunma Bakanı dahil ve elbette Başkan Biden’la birlikte ABD’nin Orta Doğu politikasında ‘önce’ şunları göreceğiz…

TÜRKİYE’NİN BÖLGEDEKİ MÜDAHALELERİNİN ÖNÜNÜ KESMEK İSTEYECEKLER…

Bir, Riyad ve Kahire’nin başına insan hakları ve demokrasi üzerinden çökecek Washington. Tabii gerçekten bu değerleri benimsedikleri veya ‘Amerika döndü’ düsturuna uygun ‘Amerikan değerleri’ni diriltmek için değil…

İki, malûm, 2015 yılında hayata geçirilen ama Trump yönetimiyle ezilen İran nükleer anlaşmasını tazelemek. Üç, BAE’ye söz verilen gelişmiş savaş uçaklarının satışının tamamlanması, Dört, Yemen’deki savaşı bitirmek. Beş, Mısır’la ilişkilerin ve Altı, İsrail’le ilişkilerin birbiriyle etkileşimi kontrol edilerek elden geçirilmesi, yani biraz daraltılması. Yedi, (Filistin ve İsrail’i masaya yeniden oturtma ve Netanyahu’nun hırslarını kısaltmak.)

Sekiz, en somut ve taze örnek olarak, Amerika’nın küresel savaş düzenin kuvvet komutanlıklarından olan, Eucom ve Africom’un birleştirilmesi. Bu özelde Libya genelde Mağrip, Afrika artı Akdeniz üzerinde Avrupa ile birlikte yeni bir planı hayata geçirmek demek…

Dokuz, en belli, Transatlantik ittifakın ve NATO’nun bu yeni düzene göre ihya edilmesi. Elle tutulur ilk işareti, Biden ayarlı, “NATO Reform Planı”nını ortaya çıkışı. 140 maddelik ve 30 ülkeye teslim edilmiş bu plan Aralık ayı başında Brüksel’de masaya yatırılıcak. AB ile işbirliğini, kim bilir ortaklığı açık ve resmî teklif eden bu plan Türkiye’yi rahatsız edecek.

Ve Türkiye deyince, On; Türkiye’nin bölgedeki ‘müdahaleci’ politikalarına sert bir çizgi çekilmesi…

Tabii bu politikaların başat ayağı Rusya’ya yönelik olanlardır. Hiç kuşkusuz Türkiye’yi etkileyecek bu saldırı ayrı yazı konusudur. En azından şunu not edelim, Putin dönemini bitirmek gibi genel kasnağa gerilen bir akından söz edebiliriz!..

ANKARA HANGİ CEPHELERİ TAHKİM EDİYOR…

Bu gelişmelere, özellikle de Türkiye’yi içeren “önlem maddesi”ne ilişkin ilk atıf yapılacak olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan-Devlet Başkanı Putin arasında gerçekleşen son telefon görüşmesinden aktarılanlardır; “Suriye’deki ihtilafın sona erdirilmesi için de Dağlık Karabağ’da olduğu gibi, hızlı ve somut adımlar gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’nın birlik ve bütünlüğünü korumak için de hem siyasi hem askeri görüşmelerde Türkiye ve Rusya arasındaki iş birliğinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti”…

Bir başka gelişme yine Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suudi Arabistan Kralı arasındaki görüşmedir. Müstakbel Dışişleri Bakanı Blinken’in Kaşıkçı cinayetine ilişkin tutumu biliniyor. Keskin bir duruş bu. Görüşmede bu konu gündeme gelmiş olabilir!

İran konusu da her iki ülkenin önem atfettiği bir diğer bölgesel mesele. Riyad veya İsrail’in nükleer anlaşmanın yeniden hayata geçmesine yönelik müdahalesine ABD izin vermeyecek. Bu S. Arabistan’ı rahatsız ediyor.

Kral Ankara ile konuşurken, Veliaht Prens Salman’ın Netanyahu ile görüşmesinin anlamlarından biri de bu. Hatta İsrail’in şu sıralarda Trump yönetiminden İran’a yönelik saldırı beklentisinin sebebi de bu. Biden’a siyaseten toparlanamayacak bir İran enkazı miras bırakmak.

Bu bağlamda, Kral Salman’ın Türkiye’ye açtığı telefonu bir davet sayabiliriz. Hem ilişkileri toparlamak hem Biden’a önlem almak. Burada da bitmiyor. Körfez ülkeleri-başta yine Arabistan-Katar’la ilişkileri düzeltmek istiyor. Bir yere varır mı bilinmez ama burada da arabulucu olarak Ankara’nın yardımı aranıyor.

Gelgelelim, bu açılım denemesinin BAE ve İsrail, İsrail’le imzalanan anlaşmalar ve onlar kadar sıkıntılı olmasa da Mısır sorunu var. Şu söylenebilir ve doğrudur, Ankara ve Riyad’ın bölgedeki toplam ağırlığı adı geçen ülkeleri hizaya getirebilir. Hatta Suriye’de de etkisi olabilir. Nasıl bir rasyonalite ile hayata geçer şimdiden bilemeyiz ve kefil olamayız. Ama vakalar da bunlar.

Biden politikaları dertler kadar devalar da ortaya çıkarabilir. Ama Türkiye’nin, Avrupa ile ilişkileri, Rusya ve Orta Asya ile ilişkileri cerrah hassasiyetiyle ele alması gerekiyor.

Bu bağlamda son alıntı şu olsun; “Sayın Putin ile dün akşam bu konuları etraflıca konuşma fırsatı bulduk. Rusya-Türkiye-Azerbaycan ile birlikte bölgede barışı egemen kılmanın adımlarını atmış bulunuyoruz. Bunu daha genişletme şansımız da var. Bunları da görüştük. Üç ülkenin dışında, bölge ülkeleri içerisinden dördüncü, beşinci ülkeleri de buna katmak suretiyle buradaki süreci çok daha farklı bir konuma getirebiliriz”…

Bu, batı-doğu ve kuzey-güney yönlerinde bir hat! Dördüncü olarak Pakistan ve beşinci olarak Özbekistan oyuna katılabilir. Tabii bu YPG görüşmesi izah edilebilirse.

Bu coğrafyanın Biden iktidarının en güçlü yükleneceği bölge olduğunu bilmemiz gerekiyor.

twitter.com/nedretersanel

Google+ WhatsApp