Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir!

Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir!


Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir!

 

 

Öyle diyordu, Bülent Abi..

AK Parti tek başına iktidar olmuş.

Bülent Arınç TBMM Başkanı seçilmiş.

23 Nisan törenleri için hazırlanan davetiyede, Bülent Arınç ve hanımefendinin adları yazılmış..

CHP’liler ayaklanmış..

Hani bugünlerde hepimize mavi boncuk dağıtan CHP var ya.. Herkesi kucaklayan CHP var ya..

İşte o CHP’nin yönetimi ayaklanmış.

“Atatürk’ün emaneti olan TBMM adına düzenlenen bir davetiyeye, çağdışı kıyafeti olan bir kadının ismi nasıl yazılır” diye ortalığı kasıp kavuruyorlar..

AK Partililer..

Ali Babacan’ı ile, Abdullah Gül’ü ile..

O tarihte Ahmet Davutoğlu, egemen güçlerin AK Parti’ye izin verip vermeyeceğini test etme sürecinde olduğu için, kendisini bu listeye ekleyemiyorum..

Ama, hemen tüm dindar insanların lafları, boğazlarında düğümlenmişti..

Konuşamamıştık..

“Ya sabır” demiş, yapılan hakaretleri, başörtüye yapılan saygısızlıkları sineye çekmiştik..

Aradan bir yıl geçmişti..

Her şeyi, uhuletle (yumuşaklıkla) ve suhuletle (sessiz, sakince) çözme kararlılığındaki Abdullah Gül’ün önerisi olmalı..

Yanlış ise, düzeltsin beni..

2004 yılının TBMM adına düzenlenen, 23 Nisan davetiyesinde, bu sefer başı örtülü olan Münevver Hanım’ın ismi yazılmamıştı..

Sadece Bülent Arınç’ın ismi yazılıydı..

Bana sorsanız, “Hiçbir sakıncası yok, daha iyi olmuş derim” ama..

Kadınların erkeklerle eşitliği konusunda..

Kadınların hakları söyleminde..

Sürekli tepemizde boza pişirenler..

Münevver Hanım’ın davetiyede isminin geçmiş olmasından rahatsızlık duymuşlar ve ismini çıkartmayı başarmışlardı..

Olay bitti mi?

Hedeflerine ulaştılar, seslerini kesip, oturdular mı?

Ne gezer?

Bir basın toplantısında, Bülent Arınç’a soruyorlar: “Eşinizin adı, 23 Nisan davetiyesinde neden yok?”

Şimdi gelin, bu soruya cevap verin..

Bir yıl önce, eşinizin adı yazılmış..

Kıyameti kopartmışlar.

Bir yıl sonra, partideki eziklerin sözünü dinleyip, eşinizin adını yazmamışsınız..

“Niye yazmadın ki?” diye soru ile karşılaşıyorsunuz.

Ve o an, tarihi cevap geliyor:

“Bu nedir? Şeyini şey ettiğimin şeyindendir. Bu konuda bilinmedik ne kaldı!”

Bu cevap sonrasında..

Bu sefer de..

CHP’liler, bu cevabı konu edinerek..

“Cumhuriyete küfür etti” diye, ortalığı velveleye verdiler..

O günlerden bugünlere geldik..

Laikçi egemenlere karşı, işleri uhuletle ve suhuletle halletme meraklısı olanlar..

CHP’lilerle kol kola girmeye bile kalkıştılar..

Bizim mahallenin ezikleri hâlâ ezikliğe devam ediyorlar..

Ama esas önemlisi, o tarihte darbeci dayatmacılara karşı, onların yönelttikleri sorulara karşı yiğitçe cevap verenler de, kenarından köşesinden ezikliğe transfer olma yolundalar..

Haksız mıyım, buyrun karar verin..

23 Nisan davetiyesinde, başörtülü bir kadının ismi olamaz diye kıyameti kopartanların bugünkü uzantıları..

CHP’nin İstanbul il Başkanı olan Canan Kaftancıoğlu.. 2003’teki CHP’li abileri dindarlara nasıl saldırmış ise..

O da kendisini dindarlara saldırmakla görevli saymış, 15 Temmuz hain darbe girişiminde okunan selalara hakaret etmiş.

Yetinmemiş..

Darbecilere destek verir şekilde..

Sokaktaki darbecilere karşı, halkın üzerine tank süren darbecilere karşı, sert direniş gösteren vatandaşlara hakaret etmiş..

O günlerdeki on binlerce, yüz binlerce sosyal medya paylaşımı arasında, savcılar bu paylaşımları görememiş..

Canan Kaftancıoğlu’nun paylaşımları, şimdilerde haber olunca.

Savcı da davasını açmış.

2004’te darbeci CHP’lilerin tuzak sorularına yiğitçe cevap veren Bülent Arınç ise..

Şimdi bakın ne diyor:

“Kaftancıoğlu’nu sevmiyorum.. Beğenmiyorum.. Yazdıklarına katılmıyorum.. Ama.. Bunlardan dolayı ceza verilecek olacaksa, ben bir hukukçuyum. Verilen kararın iyi ya da kötü olduğunu söylemekten uzağım. Kaftancıoğlu’nu sevmiyor olabiliriz. Seçimi kazandı ,bir kahraman haline getirdiler. Attığı mesajların hiçbirisine katılmıyorum. Ama ifade özgürlüğüne saygı duymalıyız, tahammül etmek zorundayız.”

O kadın, selaya hakaret edecek.

Tank ile sokaktaki insanın vücudunu ikiye parçalayan tanktaki askere iki tokat atan vatandaşa hakaret edecek..

Biz de..

“Bu sözlere katılmıyorum ama.. Saygı duyuyorum” diyeceğim..

Hayret ki, ne hayret..

Tam bu noktada..

Sormam lazım Bülent Abi’ye..

Akit TV için, yakın tarihte, yine düşünce açıklaması sebebi ile, aynı CHP, suç duyuruları yaptı..

Canan Kaftancıoğlu’nu, son yargılandığı davada savunan CHP’li avukatlar, Akit gazetesi hakkında suç duyuruları yaptılar.

“Atın şu gazetecileri cezaevine” dediler..

Ama ben..

Bülent Abi’yi yanımda görmedim.

Bülent Abi’nin, “Akit’in görüşlerine katılmayabilirsiniz. Ama saygı duymak zorundasınız” dediğine şahit olmadım..

Sorun sadece Canan Kaftancıoğlu da değil..

HDP’li Ahmet Türk için de, şahadette bulunuyor, Bülent abi.

Akit’ten esirgediği şahadeti, kendi beyanı ile “Kandil’le irtibatı var mıdır, vardır” dediği Ahmet Türk’e gösteriyor..

Kandil’le irtibatı olduğunu söylediği adamı, aynı konuşma içinde, “Ama Ahmet Türk terörist değildir” diyerek suçtan kurtarıyor..

Kurtarıyor ki, kayyım atamasından da kurtarsın..

CHP’lilere gelince, hoşgörümüz sonsuz..

HDP’lilere gelince, avukatlığımız ücretsiz..

Ama..

Akit’e sıra gelince..

“Canım onlar da öyle yazmasaymışlar!”

İşte ezikliğimizin fotoğrafı budur..

Bir tarafta, başörtülü insana ikinci sınıf insan muamelesi yapanlar..

Bir yanda, eli kanlı teröristlerle oturup konuşanlar.

Onlar için “Suç işlememişlerdir” şahadetinde bulunan mahallemizin abileri..

Ve..

Aynı abilerin..

Akit için tek kelimelik bir destekten kaçınan eziklikleri..

Ne diyelim, Allah ıslah etsin!

Allah ferasetimizi çoğaltsın..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp