“Şeyini şey ettiğimin şeyindendir!”

“Şeyini şey ettiğimin şeyindendir!”


“Şeyini şey ettiğimin şeyindendir!”

 

 

Cumhurbaşkanları adayları, partiler seçim vaadlerini açıklıyorlar..

Muhalefetin bol keseden yaptığı vaadlere kimsenin bir itirazı yok da..

“Sizin belediyeleriniz de var. Bu vaadlerinizi belediyelerinizde gerçekleştirdiniz mi? Sizin eski dönemlerde mensubu olduğunuz partilerin iktidarda bulunduğu dönemler var. O dönemlerde şimdi söylediklerinizi niye yapmamıştınız?” diye soran yok da..

Gelen AK Parti’ye vuruyor, giden Tayyip Erdoğan’a vuruyor..

Diyorlar ki: “AK Parti 16 yıldır iktidarda.. Madem bütün emeklilere her dini bayramda 1.000 TL verecekti, şimdiye kadar niye bekledi?”

İlk bakışta haklı bir soru gibi geliyor.

Sorular devam ediyor: “Madem polise, öğretmene emekliliğinde ek 3600 gösterge verilmesi gerekiyordu, verilebiliyordu.. 16 yıldır niye yapılmadı?”

Öyle ya..

Buna da cevap vermek gerekir..

Sorular soruların ardına sıralanmış:

“Madem benzin ve mazotun fiyatını, ÖTV’den feragat ederek sabitlemek mümkünmüş, niye şimdiye kadar yapılmamış?. AK Parti 16 yıldır iktidarda değil mi?”

Bu soruların hepsi haklı sorular..

Sorular haklı ama..

Cevabı da çok basit..

2004’ün TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın veciz tanımlaması ile, yukarıdaki tüm soruların cevabı.. 

Hatta benzer şekilde “16 yıldır iktidarda değil misiniz? Niye bugüne kadar şunu yapmadınız, bunu yapmadınız” diye başlayan tüm soruların cevabı, 14 yıl öncesinde, Bülent Arınç tarafından verilmiş: 

“Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir!”

Gençler “Ne diyon Ali baba” diyecekler..

O günleri yaşayanlara hatırlatmış olalım, o günleri yaşamayanlara da aktarmış olalım..

2002’nin 3 Kasım’ında, AK parti % 34 ile tek başına iktidara gelmiştir. 6 ay içinde, meslek liselilere uygulanan katsayı zulmü ile temel hak ve özgürlükler önündeki engelleri, bu arada Kur’an kursuna gitme yaşındaki sınırlamayı kaldırmaya söz vermiştir. 1 yıl içinde de toplumsal mutabakat ile başörtü yasağını kaldırmayı seçmenine taahhüt etmiştir.

Ancak beklenen olmamıştır..

Meydana çıkan takozlar engellemeleri hayata geçirmişlerdir...

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan, daha önce Anayasa Mahkemesi başkanlığı döneminde “Başörtü takmak laikliğe aykırıdır” şeklinde verilen kararlara imza atan Necdet Sezer isimli laikçi ayak sürümüş, başörtüyü serbest bırakacak kanun değişikliği gelirse, veto edeceğini ilan etmiştir...

Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri, değişik vesilelerle, yasaktan yana tavırlarının sürdüğünü deklare etmişlerdir..

Generaller, ardı ardına “312. maddenin virgülüne dokunulamaz.. Başörtü yasağı kaldırılamaz” açıklamaları ile, kararlılıklarını ilan etmişlerdir..  

Bu şerait altında, AK Parti’nin iktidara gelmesi sonrasındaki ilk 23 Nisan’da, yani “hakimiyet milletindir” diye özetlenen bir Meclis’in açılışının yıldönümünde, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın davetine, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları, CHP genel başkanı ve milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Başkanı protesto ederek katılmamışlardır.

Protestonun sebebi ne?

TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın eşinin başörtülü olması.. Davetiyede, başörtülü eş Münevver Arınç’ın isminin yazılı olması..

2003’ü boykotla geçiren TBMM, 2004 yılının 23 Nisan’ında, sadece başkan Bülent Arınç’ın ismi ile protokole davetiye yollar..

Başörtülü eş Münevver hanımın ismi, bu sefer davetiyeye yazılmamıştır..

AK Parti’nin amacı bağcıyı dövme değil, üzüm yemektir. Bir an önce, yapısal reformları gerçekleştirmek, seçim vaadlerinin de ötesinde, ekonomik zenginliği getirecek yeniliklere imza atmak istemektedir..

Kan kusmuşlar, “Kızılcık şerbeti içtik” demişlerdir..

“Başörtülü eşim davete katılmayacak. Sizler artık gelebilirsiniz” mesajı tüm protokole ve kamuoyuna verilmiştir.

Ama ahlaksızlar..

Vicdansızlar, despotlar, yasakçılar, halk düşmanları, bununla yetinir mi?

Onların hedefi, hep bir adım daha ötesidir.. 

Münevver Arınç’ın ismi davetiyeden çıkarılmış mı.. O zaman da kocasını istiskal etmek isterler.. Alaya almak isterler..

Bülent Arınç’ın 23 Nisan etkinlikleri ile bilgilendirme amaçlı düzenlediği basın toplantısında bir gazeteciye sordururlar:

“23 Nisan’da resepsiyon var. Davetiyelerde sadece sizin adınız bulunuyor. Bunun sebebi nedir?”

Bir önceki sene bayan Arınç’ın ismi davetiyede var; “Başörtülü olan eşinizin ismi niye bu davetiyede bulunuyor” diye sorgulamışlar. Hatta generaller ve cumhurbaşkanının ve ana muhalefet partisi genel başkanının davete katılmamasını sağlamışlar..

Bir sonraki yıl, eşin ismi davetiyeden çıkartılıyor.

Bu sefer de “Eşinizin adı davetiyede niye yok” diye soruyorlar..

Ve cevabı alıyorlar:

“Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir!”

Daha ne desin sayın Arınç?..

Cevaplarını aldılar, kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp, sessizliğe gömüleceklerini mi sanıyorsunuz?.

Yanılıyorsunuz.

Tüm medya organları, “Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir” ifadesini manşetlerine taşıdı..

Savcılığa şikayetler.

Ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, TBMM Başkanı Bülent Arınç hakkında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, yasalara, TBMM kararlarına, laiklik ilkesine ve bunları uygulamakla görevli olan adli, siyasi, idari kurumlara hakaretten soruşturma başlattı..

Hayır, hayır.. Şaka falan yapmıyorum..

Aynen böyle oldu..

Ve 2003’te bir kriz.. 2004’te bir kriz.. 

2006’da Danıştay cinayeti. 2007’de 367 krizi.. “Cumhurbaşkanı seçtirmeyiz” tamtamları.. 2008’de AK Parti’yi kapatma davası..

Arayı atlayalım.. 2013’te önce Gezi isyanı. Sonra 17 Aralık darbesi.. Sonra 15 Temmuz darbesi..

Derken..

Durun babalar.. AK Parti daha yeni iktidar oldu..

Yeni iktidar oldu ve icraata daha yeni başladı..

Şimdi yine soracak olan çıkarsa, “16 yıldır iktidarda değil misiniz?. Bugüne kadar neredeydiniz? Niye emekliye ikramiye vermemiştiniz” diye

Cevabını tekrar edelim:

“Şeyini şey ettiğiminin şeyindendir!”

Bilmem, sorunun cevabı, yeterince açık mı?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp