Sevildiğini hisseden çocuk şımarmaz

Sevildiğini hisseden çocuk şımarmaz


Sevildiğini hisseden çocuk şımarmaz

 

 

Ebeveynler çocuklarını terbiye ederken “sevgimi gösterirsem şımarabilir” düşüncesi ile hareket edip aralarına soğuk duvarlar örerler. Bu duvarlar zamanla o kadar kemikleşir ki anne-baba ve çocuk arasında gelişen bağlar kopmaya başlar. Ve gösterilen çabanın sonuç vermesi imkânsız hale gelir.

Çocukları ile aralarına soğuk duvarlar ören ebeveynler Allah’ın yüreklerinde bahşettiği sevgiyi evlatlarına vermekten kaçınır ve bu çarpık yaklaşımın doğru olduğunu savunmaya kalkarlar. Onlara göre terbiyenin en etkin yolu şiddettir, bu yolla çocuk korkacak ve kurallara harfiyen uyacaktır. Peki, çocukları ile şiddet eksenli iletişim kuran ebeveynler bu iddialarının sonucunda beklentilerine ulaşabilmişler midir? Elbette hayır…

Dozunda ve yerinde verilmiş sevgi çocuğu şımartmaz aksine ona güven verir, onun kendisiyle barışmasına yardımcı olur. Peki, çocuk ne zaman ya da hangi durumlarda şımarır? Eğer çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerini övmeye ve onu emek vermeden elde ettiği özellikleri üzerinden değerlendirmeye kalkarsanız şımaracak hatta narsist eğilimler geliştirecektir. O nedenle çocuğu terbiye ederken, kişinin emek vererek elde ettiği değerlerin önemini vurgulamanız gerekir.

ŞİDDET ALGISI İLE BÜYÜYORLAR

Geçtiğimiz günlerde İsrailli bir milletvekilinin parlamentoda sarf ettiği, “Allah-u Ekber yerine İsrail en büyüktür” deyin ifadeleri bana eğitim çağında çocuklara aktarılan faşizan ve yanlı düşünce kalıplarının insanın aklını, iradesini ve tutumunu nasıl dönüştürdüğünü düşündürdü. Biliyoruz ki, Yahudi kültüründe çocuklar biz ve ötekiler algısı ekseninde büyütülüyor ve çocuklara daha hayatın başında ötekinin ikinci sınıf insan olduğu vurgulanıyor. Doğuştan imtiyazlı olduklarına inanan Yahudiler, ötekileştirilen toplumlara her türlü zulmü reva görüyorlar.

Tarihte karanlık izler bırakan Siyonist zümrelerin Filistin halkına reva gördükleri şiddet ve saldırılar onların sadece karakterlerini ele vermiyor, aynı zamanda şımarıklığını ve kibirlenmeci tavırlarını da ortaya koyuyor.

Siyonist zihniyetin en büyük hayali masum halkları katlederek BOP’a doğru ilerlemek. Her şeyi maddiyatla elde edebileceklerine inanan bu zümreler, uluslararası hiçbir kural ve kaideye bağlı kalmıyor. Filistin’de istediğini istediği şekilde alıp götürüyor, öldürüyor, zindana atıyor, istediği açıklamayı istediği şekilde yapıyor. Elindeki silahı hiçbir sınır tanımaksızın ateşleyen şımarık bir çocuk gibi davranıyor. Fakat ne yazı ki İslam toplumlarından bu şımarık çocuğa haddini bildirecek bir ses, bir hareket henüz ortaya çıkmış değil. O yüzden yoksullaştırılan halklar bir yandan savaşla mücadele ederken diğer yandan maruz kaldıkları psikolojik baskılarla tek başına başa çıkmaya çalışıyorlar.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp