Sevgi sizsiniz

Sevgi sizsiniz


Sosyal medya, fertlerin iç dünyalarına gömdükleri komplekslerini, yoksunluklarını, özel sırlarını aşikâr ederek sır diyebileceğimiz hiçbir şey bırakmadı. Yaşını başını almış adamların, torun sahibi teyzelerin aşk kaçamakları, kimin ne pişirdiği, ne yiyip içtiği, kimin kiminle kavgalı olduğu birkaç dakikada bütün dünyaya ulaşıyor ve zihnimiz bu gereksiz bilgilerle adeta çöplüğe dönüşüyor. Son günlerde buna bir de selfie pozları eklendi. Bir bakıyorsunuz yaşını başını almış bir kişi selfie pozlarını paylaşarak kaç beğeni aldığını, kimin ne yorum yaptığını hesap ediyor ve ne kadar sevildiğini ölçmeye çalışıyor.

 

Amerikan Psikologlar Derneği, moda haline gelen selfie ve çekilen fotoğrafların sosyal medya üzerinden sergilenerek ilgi toplamaya çalışmanın ruhsal bir bozukluk olduğunu açıklıyor. Buna göre sosyal medya üzerinden arz-ı endam yapmaya çalışan kişilerin büyük çoğunluğu güvensiz, sevgisiz ve obsesif sorunlar yaşıyor.

 

Akıllı telefonlar günümüz insanları için vazgeçilmez bir araç haline geldi. Telefonunu evinde unutup işe giden kişi bir yolunu bulup geri geliyor ve telefona ulaşıyor. Hatırlasınız eskiden ıssız bir adaya gitmeye karar verseniz yanınıza alabileceğiniz üç şey nedir sorusu meşhurdu… Eğer bu soru bugün sorulmuş olsaydı eminim ki insanlarımız birinci ihtiyaç olarak cep telefonunu zikrederlerdi. Ekmeksiz aşsız yaşayabilirim ama cep telefonum olmadan yaşayamam diyen çok kişiye rastladım.

 

Sevgi besleyici ve destekleyici bir ihtiyaçtır eğer ihtiyacınız olan sevgiye ulaşamamışsanız hayatınız boyunca o boşluğu doldurmaya çalışır ve farkında olmadan sevgi dilenciliği yapmaya başlarsınız. Eğer varlığınızın başlı başına bir değer ifade ettiğini fark etmemişseniz, sevilmediğinizi, kabul görmediğinizi, beğenilmediğinizi, onaylanmadığınızı düşünür ve yoksunluğa kapılırsınız. Zerre kadar sevgi için bütün hengâmeli yolları kat eder ve risk alırsınız fakat her seferinde elleriniz boşluğa düşer ve arayışlarınızı sürdürürsünüz. Sevgi ve ilgi ihtiyacınızı karşılamak için sadece fotoğraflar çekip sosyal medyada yayınlamazsınız bunun yanında kirlenmiş ayaklara yapışır, yorucu yokuşlara tırmanır, sırtınıza sarılan taşları taşımaya ikna olursunuz. Göğsünüzde dev bir saray vardır ama siz bunu göremez ve yoksul olduğunuza inanırsınız. Oysa size şah damarlarınızdan daha yakın olan bir varlık vardır ki, O sizi ne sahip olduğunuz unvanlarınız ile ne edindiğiniz mülk ile ne fiziki avantajlarınız ile ne yaşınız ile ne gücünüz ile değerlendirir, O sizin sadece insan yanınıza bakar ve sever, sevdirir rahmeti ile kuşatır. O sizi hiçbir zaman terk etmez, hiçbir zaman yalnız bırakmaz, muhtaç kılmaz ve mahrum bırakmaz. Herkesin terk ettiği yerde yanınızda hep O vardır ve O sizin göğsünüzdeki erdemlerin yeşermesini, hayat bulmasını ister. Fakat siz bağrınızda taşıdığınız değerleri görmez, yoksulların kapısına gidip sevgi dilenciliği yaparsınız yazık! Ve her seferinde hüsrana uğrar yeni arayışlara sürüklenirsiniz. Allah aşkına görmüyor musunuz, duymuyor musunuz, anlamıyor musunuz? Niçin yakınınızda olanı uzağınızda aramaktasınız? Yoksul bir adamın size verebilecek neyi olabilir ki?

Google+ WhatsApp