Şeriat düşmanlığı, Allah düşmanlığıdır/2

Şeriat düşmanlığı, Allah düşmanlığıdır/2


Şeriat düşmanlığı, helak sebebidir. Bir memlekette aleni bir şekilde şeriat düşmanlığı yapılıyorsa, o memleketin helak olması için başka sebep aranmaz. Memleketlerin, toplumların helak olmaları için şeriat düşmanlığı yeterli bir sebeptir. Eceli gelen toplumlar, devletler, memleketler, şeriat ile uğraşırlar.

 

Şeriat düşmanlığını yapmak; tutsaklığın oltasını yutmaktır. Allah’a meydan okuyan firavunlara çanak tutmaktır. Şeriat, kula kulluğa, haksızlığın hakkı mahkûm etmeye kalkışmasına isyandır. Şeriat demek; her hak sahibinin hakkını alacağından emin olduğu, zayıf da olsa haklının hakkını alıncaya kadar güçlü, haksızın güçlü de olsa üzerindeki hakları ödeyinceye kadar güçsüz sayıldığı hukuk düzeni demektir. Bu düzene karşı çıkmak, kula kulluğa razı olmak demektir.

 

Şeriat; Hak ile sözleşme, hukuk ile yüzleşmedir. O; suyu cennetten gelen, kurumaz bir çeşmedir. Bu çeşmeden içmeyenlerin hayâ ve hayat kaynakları kurumuştur. Nerede bir şeriat düşmanı varsa kudurmuştur. Kin ve nefret şeriat düşmanının değişmezyasası; tabii ki sermayesi kin olanın, kanla dolar kasası!  

 

Şeriat düşmanlığı; haramların ve haramzadelerin egemenlik kavgasıdır. Şeriat düşmanlığıyla öne çıkanlar; zinadan, fuhuştan, faizden, adam öldürmekten, hırsızlıktan, gasptan, talandan yana olanlardır. Tarih boyunca şeriatı inkâr eden, hakkı ve hukuku hafife alan, adaleti ve emniyeti hiçe sayan ve Peygamberlerin tebliğ ettikleri hakikatleri reddeden kavimlerin itikadi ve ameli zulmün yayılmasına vesile olduklarını gizlemek mümkün değildir. Yani toplumlardaki zulmün ve zalimliğin sebebi, imansızlık ve şeriatsızlıktır. Memlekette uygulanan kanunun adı ne olursa olsun, şeriat hükümran değilse; zalim hâkim, mazlum mahkûmdur.

 

Şeriat; hürriyettir, zürriyettir, adalettir, emniyettir, maslahattır. Şeriat düşmanlığı; hürriyet, zürriyet, adalet, emniyet ve maslahat düşmanlığıdır. Çünkü şeriatsızlık; hukuksuzluktur, haksızlıktır ve nizamsızlıktır. Allah’ın dünyasında Allah’ın verdiği nimetlerle hayatlarını devam ettirerek Allah’ın şeriatına düşmanlık edenler, haktan, hukuktan, nizamdan ve intizamdan yana olmayan anarşistlerdir.

 

Şeriat; sadelik ve samimiyettir. Sadeliğin ve samimiyetin tükendiği yerde şeriat yoktur. Şunu bilelim ki; sadeliğin inançta tezahürü tevhid, amelde tezahürü ise ihlastır. Sahtekârlığın inançta ve amelde birlikte tezahürü ise iflastır.

 

Bu topraklarda şeriatullah’ın bekçiliğini yapan hilafeti ilga edenlere hatırlatılması gereken şudur: “Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük. Bir başka bahar için sadece yaprak döktük!” 

 

İnancımız ve imanımız şu ki; şeriatin yeniden hâkimiyeti için çalışmayandan efdaldir sobaya atılacak kuru bir kütük.

 

Şeriatin hâkimiyeti için çalışan hayânın, hayatın ve iffetin kalesidir. Şeriat düşmanlığını yapan sultan da olsa nefsinin kölesidir. Müslüman insan için Allah’ın şeriatına tabi olmak asıl.. Geri kalan bomboş bir fasıldır; fasılların içinde, aslı bulmak asıldır!

 

Şeriat; iyilikler yumağıdır, güzellikler çağrısıdır. Bilecek ve inanacaksın ki; kurtuluş yok şeriatı hayatın merkezine indirmeden, şeriatın çağlar üstü hükümlerini içine sindirmeden, hak dini batıl dinlerin üstüne geçirmeden!

 

“Kim, İslâm’a davet olunduğu hâlde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

 

Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

 

O, kendisine ortak koşanlar (müşrikler) hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.” (Saf Sûresi/ 7-9)

 

Bu dünyada çekmedi Şer’i Şerif, çekmedi zinhar. Şeriat düşmanlarını alkışlayan ahmak Müslümandan çektiği kadar! Açıldıkça insanın şeriat ile arası; kapanmıyor aksine azıyor yeryüzünde insanlık yarası! 

 

Allah’ın şeriatının önüne ve yerine geçirilmiş her kanun kendi başına bir mayındır, şeriat ise dedektör. Ne yazık ki; anlamıyor, bunu seküler sektör!

 

İmanı olan hak, hukuk, adalet, emniyet ve maslahat düşmanlarıyla barışmaz. Allah’ın şeriatına teslim olur ötesine karışmaz. Kimde varsa şeriat düşmanlığı, o girmiştir kafese; şeytan ortak olmuştur, şeriat düşmanının alıp verdiği her nefese!

 

Hâkimiyet-i şer’iyyenin yokluğunda zuhur etmiş her vahşetten kurtulmanın tek çaresi, Kur’ân’dır. Şeriatsız, Kur’ân’sız kalmış insan; kendi başına potansiyel bir şeytandır.

 

Şeriat ile idare olunmayı terk ettiğimiz günden bu yana emperyalistlerin pastasıyız. Dünya şahit olsun ki biz şeriat ile idare olunmanın hastasıyız. Şifamız şeriatın hâkimiyeti için çalışmaktadır. Biliyoruz bunun için gerekli olan cihad şerefle taşınan ağır bir yüktür. Cihadın mükâfatı iki cihanda büyüktür. Kavga, kargaşa, kaos ve vahşet biter; ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde Allah’ın şeriatına teslim olun yeter! 

Google+ WhatsApp