Şer insanın fıtratıyla uyumlu değildir

Şer insanın fıtratıyla uyumlu değildir


Hayır, insanın doğasıyla uyumlu olan tutum ve davranışlardır. Şer ise insanın fıtratıyla, doğal dokusuyla uyumlu değildir, dolayısıyla arızi bir durumdur. Hayra yatkın olan insan özgür iradesi ile şerri de tercih edebiliyor fakat bu durum ona ruhsal bunaltı ve gerginlik olarak geri döner. Böyle durumlarda kişi ya vicdanının sesini duymamak için dikkatini dağıtmaya çalışır ya da tövbe ile sakinleşir, fıtratına döner.

 

Melekler masumdur, günah işlemezler, hayvanlar ise akıldan yoksun oldukları için bilinçli olarak zarar vermezler ancak insanoğlu özgür iradesi ile kötülüğü tercih edebilir bununla da yetinmeyip kötülüğün hamiliğini yapabilir. O nedenle Rabbimiz ayetlerinde sık sık ona asıl durması gereken koordinatları hatırlatır ve uyarıda bulunur.

 

Şer yani günah kişide refleks tepkilere, vicdan azabına, suçluluk duygusuna neden olur ki, bütün bunlar kişiyi tövbeye çağıran uyarı sinyalleridir. Zira insan fıtri olarak tövbe etmeye ve hatasını telafi edip sükûnetle buluşmaya ihtiyaç duyar. Halis bir niyetle yapılan tövbe kişinin nefsinin arınmasına, kalbinin temizlenmesine vesile olur ve tövbe ile Allah’a sığınan kişi ruhen rahatlar, Allah’ın rahmetini bütün hücrelerinde hisseder.

 

Mevlana şöyle der:

 

“Eğer gönül evindeki dumanı azaltır; günah kirlerinden arındırırsan, senin nurun ile her iki dünya; bu dünya da, öteki dünya da aydınlanır.

 

Bulanık bir suya bakarsan, orada ne ay görebilirsin, ne de gök! Hava kararınca güneş de gizlenir, ay da!”

 

Kalp insanın sahip olduğu en önemli değerdir. Hayatımıza bulaşan kirler önce buraya ulaşır ve kalp katılaşır, duyarsızlaşır, kalbin gözü görmez hale gelir. O nedenle ağzımızdan çıkan her ifadeyi, niyetimizle şekillenen her davranışı, attığımız her adımı ölçüp tartmak zorundayız.

 

BİR KAÇ SÖZ

Toplumumuzda sıradan bir kişi bir hata yaptığında affedilir, tolerans gösterilir bu kişinin eylemleri küllenip gider. Ancak görüntüsü ve ifadeleri ile dine yakın olan bir kişi hata yaptığında tepkiler oldukça sert olur, bu kişinin bütün hayatı didik didik ele alınır ve aslında kişi üzerinden inandığımız değerlere saldırılar başlar. Elbette aslolan kire bulaşmamaktır, aslolan bedeli ne olursa olsun istikametten uzaklaşmamaktır. Ancak Müslüman aynı zamanda bir beşerdir, hataya meyyaldir, zaaf sahibidir dolayısıyla hata yapabilir. Ancak hatada ısrarcı olmamalıdır, hemen dönüp tövbe ile Allah’a sığınmalıdır. Unutmayalım hata yapanın hatasını afişe etmek, onu kınamak, aşağılamak, gözden düşürmeye çalışmak da bir vebaldir, hatadır ve bu kişinin günahına ortak olmaktır. Peki, ne yapacağız?  Hata yapanın hatasını gizli tutup onu hakka davet etmek zorundayız. Unutmayalım eğer nefes alıp veriyorsak hatalarımızı telafi etme şansımız mutlaka vardır… Ve unutmayalım Allah tövbe kapılarını bütün kullarına eşit şekilde açıyor ve onları rahmeti ile kuşatıyor.

Google+ WhatsApp