Seni anlayabiliyorum

Seni anlayabiliyorum

Sevgili genç; Dünya senin hayallerinde koştuğun pespembe düşlerden ibaret değil. Orada sukuta uğramış hayallerin, örselenmiş yüreklerin, düşenler ve onları umursamaz bir tavırla seyredenlerin izlerine rastlayacak ve her seferinde

Seni anlayabiliyorum

 

Sevgili genç;

Dünya senin hayallerinde koştuğun pespembe düşlerden ibaret değil. Orada sukuta uğramış hayallerin, örselenmiş yüreklerin, düşenler ve onları umursamaz bir tavırla seyredenlerin izlerine rastlayacak ve her seferinde olayları yeniden anlamlandıracaksın. Ve dünya yolculuğunda sana yol gösterecek ve seni tehlikelerden uzaklaştıracak en doğru kılavuz inandığın değerin olacak. Şu an bu değerleri bağımsızlığına vurulmuş bir etken gibi görebilir ve mesafeli durabilirsin. Fakat hayatta her şeyin bir intizamı bir akışı vardır dolayısıyla insan olmanın ve insan kalabilmenin de belirlenmiş ilkeleri vardır, bu ilkeler Allah tarafından koyulmuş ve korunmuştur…

Sevgili genç;

Neden hep şikâyet halindesin? Büyük annenin tavırlarından, anne-babanın tutuculuğundan, çevresel baskılardan şikâyet edip duruyorsun. Bir noktaya kadar haklısın, seni anlayabiliyorum. Çünkü olumsuz yanlarının mercek altına alınması ve negatif gözlem yapılıp tarafına iletilmesi hayli canını sıkıyor. Büyük ebeveynlerin seni anlamadan, senin ruhuna dokunmadan sorunlarına çözüm getirmeye çalışıyorlar. Bu doğru değil. Satın aldığımız küçük mutfak aletinin dahi kullanma kılavuzunu sonuna kadar okuyup anlamaya çalışan büyüklerimiz sizleri tanımadan, anlamadan yorum yapmaya kalkıyorlar. Onların başarılı olamadığı şeye sen muvaffak ol ve ebeveynlerini anlamaya çalış ve onları mazur gör. İstersen bir dene, rahatladığını ve onlarla daha başarılı iletişim kurabildiğini göreceksin…

Sevgili genç;

Anlamak ve anlaşılmak! Ne kadar sıcak kavramlar değil mi! Ve kulağa ne kadar hoş geliyor! Ama gel gör ki, sadece senin değil erişkinlerin de yoksunluğunu çektikleri bir durum bu. Anlaşılmıyorum, kimse beni anlamıyor, anlaşılmak istiyorum… Eminim ki her seferinde şu soruyu soruyor fakat aldığın cevap karşısında kendini iletişime kapıyor ve sessizliğe gömülüyorsun.

Bir insanın diğerinin halini anlaması neden bu kadar zor gelir acaba? Ben de senin gibi bu sorunun cevabını merak ediyor ve soruyorum: İnsanlar birbirlerini neden anlayamazlar? Neden ben demekten vazgeçip biz diye başlayamazlar söze?

Unutma, hayat hedefine ulaşamamış soruların üşüştüğü bir havuzdur. Bu havuzda biriken sorular eğer hedefine ulaşmış olsaydı dünyayı yasa boğan kötülüklerden eser kalmazdı. Ama yine de sormaya ve beklemeye devam ederiz nedense.

Senin sorduğun sorular emin ol ki, anne-babanın da geçmiş yıllarda sorduğu sorulardı. Onlar da erişkinler ülkesine bu sorularla katılıp yollarına devam etmişlerdi. Nedendir bilinmez insanoğlu bir şeyin yoksunluğunu çekerken büyük vaatlerde bulunur, adaklar adar ama yoksun olduğu şeye ulaştığında geçmişini unutuverir. Unutmak, yok saymak ve geçiştirmek insanın doğasında var.

Üzerine sözden mermiler yağarken, sen aslında sadece anlaşılmak ve bunu hissetmek istiyorsun öyle değil mi?

Bir tatlı söz, küçük bir tebessüm, şefkatten bir bukle ve bir anlayış bekliyorsun.

Ayaklarının üzerinde durabilecek dirayeti sağlamak için kısmen bağımsızlaşmak ve büyüklere yük olmadan yaşamak istiyorsun.

Hayatına hiçbir katkı sağlamayan ve yoluna engeller koyan o katı kuralların kısmen esnetilmesini istiyorsun.

Arkadaşlarınla daha fazla vakit geçirip, hemhal olmak istiyorsun. Varlığının diğer insanlar tarafından fark edilmesini istiyorsun.

Toplumsal düzlemde kendine bir yer edinmek istiyorsun.

Fakat ne zaman ayağa kalksan ve kendini ifade etmek istesen bir dizi engellerle karşılaşıyorsun. Bu engelleri mademki karşındaki kişiler kaldırmıyor ya da kaldıramıyorlar o halde kollarını sıva ve sen kaldır. İstersen bunu yapabilirsin ne dersin!

 

 

Fatma Tuncer/Milli Gazete

Google+ WhatsApp