Sen, o Tayfur Sökmen'in tırnağı olamazsın, işbirlikçi…

Sen, o Tayfur Sökmen'in tırnağı olamazsın, işbirlikçi…


KKTC Cumhurbaşkanı sıfatı taşıyor, kendisini, AKEL’e yakınlığıyla bilinen Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP)’nin Lefkoşa belediye başkanlığından tanırız…

 

Eğilimi muğlaktı, açıklık kazandı…

 

Türkiye’yi sevmiyor…İşi Rum ve Yunan’la…

 

KKTC topraklarının bir gün Türkiye ile daha yakın bir siyasi bütünleşme içine girmesi ihtimali “korkunç” olarak niteliyor…

 

Derdi, Rumlar’ın yönettiği, aslında, Makarios’un 1963 Noel Katliamı ile fiilen ortadan kaldırdığı sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bayrağı altında Avrupa vatandaşı olarak yaşamak…

 

1963 Kanlı Noel’inden o fotoğrafı buraya koyayım da , hafızalar tazelensin… Lefkoşa’da tek katlı mütevazi bir evin banyosu… Bir anne ve üç küçük evladı… Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın ailesi… Faşist EOKA çetecileri tarafından katledildi…

 

KKTC Cumhurbaşkanı ünvanını taşıyan zata açıkça söyleyeyim: Rum’la koyun koyuna, milletini inkar ederek yaşama arzun, bu fotoğraf Türk milletinin arşivinde olduğu sürece asla gerçekleşmeyecek, bil!..

 

Baktım, 1947 doğumlusun… 1974’te faşist Nikos Sampson k.çını Amerikan emperyalizminin Atina’ya diktiği Albaylar Cuntası’na dayayıp o darbeyi yaptığında 27 yaşındaydın, yaşam öykünde 1968 gençlik olaylarından etkilendiğin bilgisi var, yaşıtlarınla omuz omuza, Rum saldırganlığına karşı Mücahit olarak savaştığın bilgisi yok…

 

Zaten, 1973’te dönmüşsün Ada’ya, hafızan belli zayıf, şuraya da bir Muratağa, Sandallar, Atlılar toplu katliamları ve toplu mezarlarından bir fotoğraf koyayım, belki Rum zulmünü hatırlarsın…

 

Hamile kadınların karınlarını deştiler, minicik çocukları kanlar içindeki ana-babalarının cesetlerinin yanına canlı yatırdılar, hatırladın mı…

 

 

Mustafa Akıncı…

 

Bana en çok dokunan, Hatay’ın Türkiye’ye ilhakının bir numaralı kahramanı, Tayfur Sökmen’i hatırlatıp, “İkinci Tayfur Sökmen olmak istemem” bir demendir…

 

Olamazsın zaten…

 

Tayfur Sökmen işbirlikçi değildi, aksine, Fransız emperyalizmine karşı elinde silah direnmiş bir tarihi kahramandır, tıpkı, Toros kod adlı Rauf Denktaş gibi…

 

Bak, Sökmen’ in yaşamının o yılları:

 

Rüştiyeyi bitirmiş, ayrıca hususi eğitim almıştır. 2. Kolordu emrinde Kuva-yi Milliye komutanlığı, Hatay Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti temsilciliği, İskenderun ve havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruculuğu ve başkanlığı, Antakya-İskenderun muaveneti İçtimaiye cemiyeti başkanlığı, Hatay Erkimlik Cemiyeti Reisliği yapmıştır. Hatay Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığı yapmış, bu görevi, Hatay 29 Haziran 1939'da Millet Meclisi'nin kararıyla Türkiye'ye katılma kararı alıncaya kadar sürdürmüştür.

 

Eğer Türk tarihinden bir Tayfur Sökmen geçmeseydi, o, Gazi Mustafa Kemal ile Hatay’ın ilhakı için bu mücadeleyi vermeseydi, bugün Amerikan-Avrupa emperyalizminin PKK’ya kurdurduğu bir sözde devlet çoktan Akdeniz’de liman sahibi olmuştu!..

 

“Millet” olmanın tarihi derinliğini anlayabiliyor misin, sanmam…

 

Açık konuşalım…

 

Eğer Türk tarihinden Dr.Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş geçmeseydi, ne sen oralarda bu makamlardaydın, ne de ortada Kıbrıs Türk toplumu diye bir toplum vardı, hepiniz Londra, Sidney, Toronto’da falan yaşıyordunuz…

 

Uzatmıyorum…

 

Seni tanıyoruz…

 

Şimdi çok daha iyi tanıyoruz…

 

Geçiniz…

Google+ WhatsApp