Sen gelinciklerin de Rabbisin

Sen gelinciklerin de Rabbisin


Bu sabah gazetelere göz atarken, sosyal medya üzerinden paylaşılan şu söze rastladım:

 

“Rabbim sen çiçekçilerde satılmayan, kırmızı gelinciklerin de Rabbisin.” Zihnime kazıdığım bu söz beni, umutları çalınmış çocukların, ağıtlar yakan anaların, hayatlarının baharında katledilen gençlerin sokaklarına götürdü ve ben sustum yüreğim konuştu:

 

Allah’ım sen, katran karası kalplerin kıyıya ittiği yoksulların da Rabbisin.

 

Sen ıssız dağların eteğinde kanadı kırılmış serçenin de Rabbisin.

 

Allah’ım sen, zalimlerin kurşunları ile can veren anaların da Rabbisin.

 

Allah’ım sen, Mısır zindanlarında idam edilen koca yürekli gençlerin de Rabbisin.

 

Allah’ım sen zulmün her türlüsüne maruz kalan İslam kadını Afiye Sıddıki’nin de Rabbisin.

 

Allah’ım sen cesedi kıyıya vuran Aylan’ın da Rabbisin.

 

Sen Filistin’de, Suriye’de, Afganistan’da, Afrika’da, Doğu Türkistan’da masumiyeti katledilen çocukların da Rabbisin...

 

 

Allah’ım sen ezilenlerin, yurtlarından sürgün edilenlerin, yüreklerine kurşun değen, duyguları örselenenlerin de Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin...

 

ZAN MUHABBETİ ÖLDÜRÜR

 

İslam zanda bulunmayı ve insanların özel meselelerini, sırlarını araştırmayı kuvvetle yasaklamıştır. Fakat nedense titizlikle gizlenen özel meseleler insanların ilgilerini çeker ve kulaklarını sonuna kadar açarlar.

 

Birbirlerini tanımayan iki kişi bir toplantıda ya da bir merasimde karşılaşır ve gözlerini birbirlerine çevirip, negatif odaklı gözlem yapmaya başlarlar. Küçük bir kusur bulabilmek için birbirlerini adeta mercek altına alır ve ardı sıra sorular sorarlar: Acaba evli mi, ya da boşanmış olabilir mi, yoksul mu, yalnız mı, alıngan mı, kavgacı mı? Daha önce hiç karşılaşmayan iki insan hasbelkader bir araya gelir fakat birbirlerinin olumlu yanlarına değil olumsuz yanlarına odaklanır ve yaydıkları negatif enerji ile ortamın havasını kirletirler. Siz ne kadar kafa yorarsanız yorun, bu kişilerin birbirlerinin kusurları ile neden bu kadar meşgul olduklarını anlayamazsınız. Bu çarpık yaklaşımı onlara izah edemezsiniz. Sana ne kardeşim deseniz sizi de mercek altına alır ve kuyudan bir damla kir çıkarabilmek için çaba gösterirler. Doğrusu ne yaparsanız yapın, bu duruma makul bir cevap bulamazsınız. İnsanların kusurları üzerinden beslenen ve bundan kendilerine paye çıkaran iki zavallı insan vardır ve ortamın havasını kirletmeye devam etmektedirler. Hepsi bu…

 

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur: “Hiç kimse hakkında kötü zanda bulunmayın. Hiç kimsenin gizli sırlarını araştırmayın” (Hucurat).

 

Rabbimiz zanda bulunmayı yasaklayarak buradan doğacak sorunların önünü kesiyor. Fakat gelin bunu bir de cehalet çukuruna batmış o insanlara anlatın. Anlatamazsınız, bu tavırlarının kendilerine getirdiği zararı onlara izah edemezsiniz…

 

SEVGİNİN GÜCÜ

 

Sevgi kalbin kararıyla gerçekleşir, kalp bu konuda seçimini yapar ve istediğini sever, istediğine mesafe koyar. Kalp düşünce ve duygulardan tamamıyla bağımsız değildir elbette ancak sevgi konusunda kendi aklını merkeze alır. İman eden kalp seçimini yaparken bunu dikkate alır, özünden uzaklaşmış, katılaşmış kalp ise karakterine uygun seçimler yapar.

 

Kalp seçimini yaptıktan sonra iş kişinin çabasına kalıyor, emek vermediğiniz takdirde sevgi cılızlaşır ve hayat bulamaz. Saygı ise böyle bir koşula bağlı değildir, sizinle farklı yollarda yürüyen, farklı kulvarlarda seyreden, farklı inanç ve değerlere sahip olan kişilerin insan olarak varlığına ve haklarına saygı göstermek zorundasınızdır. Sevgi özel, saygı ise geneldir. Ve her canlı saygıda buluşur, seven kalpler ise sevginin hayat bulduğu okyanusta bir araya gelirler. Bu öyle bir okyanustur ki, terkisine aldığı varlıkları şefkatle kucaklar ve onlarca bedende onlarca kalp aynı anda çarpar. İşte sevginin gücü ve etkisi buradadır.

Google+ WhatsApp