‘Seçim’ sizin...

‘Seçim’ sizin...


‘Seçim’ sizin...

 

 

Hürmüz ve dünya enerji yollarının güvenliğine yönelik, BAE ve Suudi hedeflerine saldırılar, Çin-ABD ticaret savaşlarının yeni dalga boyuna evrilmesi, İdlib’te Türkiye’nin çekilmesi gerektiğine yönelik içeriden cümleler kuranların- ki, ‘Astana’ya son darbeyi vurun demektir-peydahlanması, Türkiye-Rusya liderlerinin ardından Savunma Bakanlarının telefon görüşmeleri, Reuters ve Bloomberg’in servis ettiği, «Türkler, S-400 alımını ertelemeyi düşünüyor” haberleri, ‘bindirilmiş’ Deniz Kurdu arifesinde Türkiye’deki büyükelçilerin Dışişleri’nde toplanıp ‘sınırların’ gösterilmesi, takiben AB’nin, “28 ülkeyle Rum Kesimi’nin yanındayız” açıklaması, ABD’de S-300 olduğunun ortaya çıkması, F-35’lerin düşme nedeninin üretim hatası olduğu, Somali’de Türk mühendisin öldürülmesi, İran’a yönelik ağır yığınak başlatılması ve saire...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Aradığınız dert olsun...

***

Bu kadar bölgesel ve küresel bıçak sırtının üzerinde yürümeye çalışan Türkiye için en nazik konu, Rusya-Amerika ilişkilerinin yeni aşamasıdır...

Tutacağınız yeri bilmezseniz, o bıçak sırtları ‘bastığınız yerleri’ kesmeye başlar...

Bu satırların yazıldığı sıralarda ABD Dışişleri Bakanı’nın Rusya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyordu. ABD’nin ne Dışişleri Bakanı ne Savunma Bakanı, Trump dönemi boyunca Rusya’ya ayak basmadılar.

Trump iktidarı, neredeyse 2020 yılındaki seçime varacak bir süre Rusya iddiaları yüzünden muktedir olamadı. Onu temize çıkaran-en azından kirletmeyen-Savcı raporuna rağmen Amerikan siyasetindeki toksik etkisi devam ediyor...

İki süper arasında Venezuela, Suriye, İran, Ukrayna, yeniden füze denemelerine başlayan Kuzey Kore gibi sert sıkıntılar var.

Hiçbiri, iki süper güç ‘karar verdiğinde’ zor değil...

Örneğin Venezuela; kalıplı Rus dış politika uzmanları bugün dahi Moskova-Karakas ilişkisini “kaza” olarak tarif ediyorlar ve mesela Ukrayna’da jest yapıldığında Venezuela’nın hemen çözüleceğini söylüyorlar. Yani, “arka bahçeler uzlaşısı”.

Suriye ve İsrail dosyaları da öyle olabilir. İsrail-Rusya zaten birbirlerini anlayacak müktesebata sahipler ve iş “100 yılın anlaşması”na varabilir, Suriye ve Basra’daki İran varlığı/etkisinin sınırlanması dahi aynı pakete sıkıştırılabilir.

Bu yüzden Pompeo ve Lavrov açıklamalarını pür dikkat dinleyeceğiz...

***

Hepsinin üzerinde iki süper güç ilişkisini ve yerkürenin tamamını etkileyecek ana madde Çin-ABD gerilimi. ABD-Rusya, “yakınlaşmasını” tam tahlil/takip uyarımızın nedeni bu...

ABD bir yandan Çin’e yönelik ticaret savaşlarında ağır toplarını mevziye sürerken, aynı anda Rusya’ya nispeten yakın davranması gerçek masayı gösteriyor...

Gelgelelim, Putin ve Trump arasında görüşme bir türlü gerçekleşemiyor. Sebebi işte o ABD iç dengeleri. Haziran sonundaki G-20 zirvesi bir ihtimaldi ama kimse ümit beslemiyor. Yine de bu Pompeo ziyaretinden sürpriz bekleyenler var...

***

Beyaz Saray bir yandan Rusya’yı yeni ve üçüncü ülkeleri de-yani Çin’i-içine alacak silahsızlanma anlaşmasına çekmeyi düşünüyor ama öte yandan Başkan’ın değil Kongre’nin (!) Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kaldırma/gevşetme gücü sınırlı.

Yaptırımlardan sıkılan Kremlin için oldukça tatsız bir hal; pazarlıktaki muhataplarınızdan istedikleriniz başkasının cebinde bulunuyor...

Spekülatif bir kıymetlendirme olarak, ABD Başkanı ve ailesinin, üst düzey çalışanlarının Rusya ile ilişkileri hakkında Washington’daki kimi güç odaklarının, örneğin Yahudi lobisinin ne tür bilgilere sahip olduğu meçhul. Bu yüzden savcılık raporu dahi pazarlık sonucu olabilir.

Haliyle ABD ile arasını düzeltmek isteyen Rusya’nın Ortadoğu meselelerindeki tavrını ‘düzenlemek’ isteyenler bunu Trump üzerinden yapmak istediğinde, fatura Türkiye dahil bölge ülkelerine çıkar...

***

‘Her şeyle iltisaklı’ ikinci konu İran...

Amerika Birleşik Devletleri’nin-bir tehdit karşısında-ülkeyi savaş konumuna geçirmek için attığı sabit adımlar var. Bir şablon yani...

İran’la yaşanan ‘yükselmeyi’ anlamak için Mayıs 2017 örneğiyle kıyaslamak gerekiyor. Bu tarihte Amerikan istihbaratı, Başkan Obama’ya, Kuzey Kore’nin sadece bir yıl içinde ABD’yi vurabilecek füze/nükleer silah programlarını tamamlayacağını bildirdi. Bilgi Washington’da şok etkisi yarattı ve kamuoyundan saklandı ve Pentagon savaş planını hayata geçirmeye başladı...

İşte o şablon bugün İran’a yönelik planla örtüşüyor; bölgeye iki veya üç uçak gemisi gönder, daha fazla denizaltı bulundur (özellikle Tomahawk füzeleri atabilenler), F-22 ve B-2 hayalet bombardıman uçakları, B-52 nükleer kapasiteli uçaklar ekle, asker sayısını katla, bölge füze savunma sistemlerini sıklaştır, vb. (‘Fear: Trump in the White House, Bob Woodward, Part: 22, 2018.)

Bu adımlardan bir kısmı atıldı, bir kısmı atılıyor. Cumhuriyet Muhafızları’na göre bunlar psikolojik savaşın unsurları. Mümkün. Ancak, İran’ın saldırılarda bulunacağının İsrail istihbaratı tarafından duyurulması ve bu ay başında CIA’de yapılan ağır abiler toplantısı hep sıra dışı gelişmeler. Bu yüzden Ruhani yaşanan süreci, “benzeri görülmemiş savaş” olarak tanımlıyor.

Bu anomalinin derinliği, meselenin İran kadar, Hazar-Karadeniz-Akdeniz-Aden Körfezi-Basra havzasının tek miğfer olarak savaş haritasına dönüşmesi.

Dedik ya, ‘dert mi arıyorsunuz’, ‘seçim’ sizin...

yeni şafak

Google+ WhatsApp