Şecere...

Şecere...


Salgın gündemi üç konu üzerinden yürüyor; Bir, salgınla mücadele. İki, Virüsün öyküsü! Üç, post-virüs dönemde neler olacağı. Bunların içinde ‘salgın sonrası dünya ve Türkiye’nin rolü’ benim çalıştığım, merak ettiğim ve izlediğim ayağı oluşturuyor ama bugün hayli spekülatif ve komplo teorilerine açık ikinci konuya parantez açmak isterim...

Washington’da salgının sorumlusu olarak Çin’i görme/gösterme arzusunu sürdüren bir kesim var ve belli ki biraz da yaklaşan seçimin de etkisiyle Başkan’ın da desteğini alıyorlar...

İngiltere, Fransa, Almanya gibi Avrupa’nın başat ve hatta Çin’le ilişkilerini ABD’ye rağmen dengede tutma niyetinde olan kimi ülkeler de kervana katılmış görünüyorlar. Kuşkusuz yine ABD’nin teşvikiyle...

Suçlamayı biliyoruz; Salgının başlangıç aşamasında Pekin’in dünyayı uyarmaması/bilgilendirmemesi ve ABD dahil kimi yardım taleplerini/uzman gönderme isteklerini kabul etmemesi. Yine de kibar bir suçlama bu; çünkü işin ucunu, virüsün Çin tarafından üretildiği, kasıt olabileceği, olmasa dahi virüsün kazayla kaçtığına (!) vardıranlar da mevcut. Bunun sonucu bir iddianameye, dünya insanlarının ölümünden sorumlu tutulmaya bağlanabilir...

Nitekim-Çin, “komik” olarak nitelese de-bazı Amerikan eyaletleri (Missouri) Pekin’e dava açtılar. Daha ciddi girişimler de mevcut; ABD’nin Birleşmiş Milletler eski Büyükelçisi Nikki Haley, Amerikan Kongresi’nde Çin’in salgındaki rolünü araştırılması için bir kampanya başlattı. Kongre’ye verilen dilekçinin başlığı da, “Komünist Çin’i Durdur!” Neden Halley üzerinden ve arkasında kimler var ayrı konu ama belli ki mesele büyüyecek...

Gelgelelim sürprizler de çıkabilir!..

Virüs’ün nereden, nasıl geldiği, doğal olup-olmadığı, soyağacı konusundaki merak ve araştırmalar şu ana kadar pek duyulmamış bilgilerin faş edilmesine yol açabilir, iddia makamına da bulaşabilir. Bu konuda çeşitli iddialar zaten dünya basınında ve sosyal medyada hararetli tartışmalara yol açıyor. Bilim insanları içinde virüsün “insan işi” olduğunu söyleyen de var tersini savunan da...

***

ABD ve Avrupalı şürekasının üzerine geleceğini anlayan Çin ve pozisyon tutma biçimlerinden benim çıkardığım kadarıyla Rusya bu sürprizlerin neler olduğu konusunda bir “şeye” sahipler! (İlk ipuçları için; ‘Virüsün ebeveynleri’, 04/04, Yeni Şafak.)

Yine iki ülkenin bu konudaki tutumlarından anlaşılan; aslında bu meseleyi örtmeye hazır oldukları ama şimdi, yani ABD’nin suçlamaları kesmeyeceği anlaşıldıktan sonra bir savunma hazırladıkları...

Geçtiğimiz 17 Nisan’da Çin’in Rusya Büyükelçisi Zhang Hanhui Bir takım açıklamalar yaptı. Söyledikleri ilginç iddia ve imalar içeriyor. Hiç kuşkusuz Hanhui bu açıklamaları kendi başına yapamaz. Belli ki Pekin bunu özellikle istemiş. Keza, Rus resmi ajansının tercih edilmiş olması, örneğin Çin Dışişleri yerine Moskova üzerinden yapılmış olmasını da kırmızı kalemle işaretlemeliyiz. (‘Ambassador says coronavirus imported China, points to genetic sequence as proof’, 17/04, TASS.)

***

‘Sıra dışı açıklamalar bunlar’ derken, içeriğin bir diplomat dilinden gayrı yoğun bilimsel not barındırdığını söylemeliyiz. Virologların, mikrobiyoloji ve patoloji uzmanlarının/kuruluşların bu metne bir bakmasını isterim doğrusu.

Elçi Hannui virüsün soyağacını veriyor. Teknik tariflerden sadeleştirerek Covid-19’un en eski atalarını, şeceresini paylaşıyor. “Anne ve babasını, büyükanne ve büyükbabasını” bilimsel isimleriyle anıyor. Virüsün ailesinden aldıklarını, ailesinin hangi kolundan hangi genetik mirası taşıdığını, her Covid-19’un aynı kodları taşıyıp taşımadığını söylüyor.

Metaforik anlatımla, Wuhan’da ortaya çıkan virüsün sadece “babasının” burada görüldüğü ama anne ve büyük ebeveynlerinin burada hiç görülmedini söylüyor. Teferruatlı izahı yukarıda verdiğim adreste mevcut.

Bundan sonra da Elçi, Çin-Wuhan’dan önce görülen kimi vakalara gönderme yapıyor. Hawaii ve İtalya’dan, Ocak ve Şubat başında yaşanmış, Çin’le rabıtası/teması hiç olmayan örneklerden bahsediyor. Bir seri bilim insanının bu konuda medyaya yansımış iddiaları olduğunu da biliyoruz.(‘Koronavirüs Avrupa’ya 2019’da ulaşmış olabilir mi?’, 03/26, DW.)

Nihayet açıklamalarda bu bilgileri çalışan Çinli kuruluşların sayısı, kaç ülke ve kıtadan veri toplandığı, genom örnek sayıları vs. var. Sanki bilimsel bir makalenin veya savunmanın ‘abstract’ı, özeti. Yani arkası var gibi!

***

Virüsün/salgının kronolojisi üzerine verilen örnekler içinde benim en ilgimi çeken en masum görüneni oldu...

Bunu da Türk bilim insanlarının tartışmasına sunmak isterim. (‘CDC: 80.000 people died of flu last winter in US, highest death toll in 40 years’, 26/09/2018, AP.) Tarih dikkatinizi çekmiş olmalı. Salgın hakkında yapılan tartışmalarda kullanılan argümanlardan birisi, normal grip/influanza yüzünden ölenlerin daha fazla olduğudur. Ancak hayli sağlam ve resmi kaynaklara sahip bu haber, son 40 yıla kıyasla bu gripten ölüm sayılarında bir anomali olduğunu yazıyor. En iyi yıl 12 bin en kötüsü 56 bin ölüm olmuş. Ama son yılın rakamı 80 bin!

Elçi bu olaya özellikle gönderme yapıyor ve ima ettiği şey aslında bunun Covid-19’un öncülü olduğu. Sözlerini de şöyle bağlıyor...

“Modern bilim ve yüksek teknoloji, Covid-19’un izini bulmak için gerekli donanıma sahip. Er ya da geç gizlenenler ortaya çıkar”...

Bu aba altından sopa göstermek demek. Çin elindekilerin ucunu gösteriyor veya blöf yapıyor.

Bakalım taraflar daha hangi dosyaları açılacak...

Google+ WhatsApp