Sayılara baktıkça çıldırıyorlar, makineleri parçalıyorlar!

Sayılara baktıkça çıldırıyorlar, makineleri parçalıyorlar!


Malum kesim harıl harıl çalışıyor..

Rakamları alıyorlar..

Hemen hesap makinelerinin başına geçiyor, çarpıyorlar, bölüyorlar..

Sonra tekrar çarpıp, yanlış olabilir mi diye, tekrar bölüyorlar..

Olmuyor..

Hesap tutmuyor..

Bir türlü, istedikleri rakamları sonuç hanesinde göremiyorlar..

“İtalya niye olamadık” diye hayıflanıyorlar..

“Bari İspanya olsaydık, ne olurdu yani? Biraz daha yüksek sesle, bir şeyler söyleyebilirdik” diye, çıkış yolu arıyorlar..

Aradan Amerika kafayı çıkartıp, 26 bin 64 ölümle zirveye çıkınca.. 21 bin 67 ölü olan İtalya’yı da, 18 bin 579 ölümlü vaka yaşanan İspanya’yı da sollayınca..

“Şimdi biz ne yapacağız? Türkiye’yi kimle kıyaslayacağız? Kaldık tek başımıza.. Biz Erdoğan düşmanlığını, şimdi nasıl yapacağız” diye, kara kara düşünüyorlar..

Heybede tek kalan, Almanya..

Ona bakıyorlar..

Almanya ile bile kıyaslamanız mümkün değil..

Almanya’da ölü sayısı 3495!

İşte o an, hesap makinesine parmaklar değil, artık yumruklar vurulmaya başlanıyor..

“Olmaz.. Olamaz.. Türkiye, bu ülkelerin hepsinden daha iyi durumda olamaz.. Bu ülkeler ki, her birinin milli geliri, Türkiye’nin 2-3 hatta 4-5 katı.. Onlardaki ölü sayısı, Türkiye’nin kat kat fazlası nasıl olabilir? Biz Türkiye’yi nasıl kötüleyeceğiz şimdi” diye, hesap makinelerini bile paramparça ediyorlar..

İçlerinde bazı uyanıklar var..

Türkiye’nin erken süreçte hasta tanısını yapmış olmasından hareketle..

Tanı konulan hasta sayılarını alıp..

“Bakın bakın.. Türkiye’de hasta sayısı nasıl da yüksek hızla ilerliyor” diye, aklınca Türkiye’yi kötüleyecek bir nokta yakaladığını sanıyor..

Ne yani..

Milli gelirde bizi 4’e 5’e katlayan ülkeler, yeterli test yapamamışlar, yeterli sayıda hasta tanısını koyamamışlarsa..

Türkiye ise..

Hızlı şekilde hem kendi testini üretmiş, hem de Çin’den getirtip, bir günde 35 binlere varacak şekilde test yapabilecek duruma gelmiş ise..

Sonuçta da..

Çok sayıda kişiye test yaptığı için, hastaları erken tarihte yakalama fırsatı bulmuş ise..

Türkiye suçlu mu ilan edilmeli yani?

“Bak bak.. Vaka sayısı ne kadar hızlı artıyor” mu denilmeli?

Bir kısım uyanıklar, Türkiye’nin yüksek sayıda test yapmasını istismar ederek, tabloyu kötü göstermeye çalışırken..

Bir kısım uyanıklar da..

Türkiye’ye göre çok daha düşük nüfusa sahip ülkelerle kıyaslama yapıp, “Bakın bakın.. İrlanda’daki rakam kaçmış” diye akıllarınca, Arşimet’in suyun kaldırma kuvvetini bulduğunda hamamdan fırlayarak sokağa çıkmasındaki gibi, üstlerinde bir havlu ile sokağa fırlıyorlar..

Durun arkadaşlar, panik yapmayın..

Örnek gösterdiğiniz İrlanda’nın nüfusu kaç?

Ölü sayısı kaç?

İrlanda’nın nüfusu 5 milyon..

Koronavirüs’ten ölenlerin sayısı ise 406..

Türkiye’nin 16’da biri nüfusa sahip olduklarına göre..

Türkiye’deki dünkü ölü sayısını da tahminen ekleyerek, toplam sayının 1500 olduğunu varsayarak hesaplayalım...

1500/16=93..

İrlanda’nın nüfusuna göre, Türkiye’deki ölüm sayısını kıyasladığımızda, İrlanda’nın ölüm sayısı 93 olmalı idi..

Oysa, 406..

Bu solaklar..

Bu Erdoğan düşmanları..

Bu AK Parti karşıtları, ne yapacaklar şimdi?

“Bilime önem vermediniz, halimiz harap” nasıl diyecekler..

“Diyanet’i el üstünde tuttunuz, sağlıkçıları perişan ettiniz. İşte tablo karşımızda” nasıl diyecekler?

Diyemiyorlar, çıldırıyorlar..

Ama yine de..

Umudu elden bırakmıyorlar.

“Bir kişiyi bile kandırsak, kâr, kârdır” düşüncesi ile..

Hesaplamalar yapıyorlar..

Mesela..

Lokal bazı rakamları alıp..

Genel sonuçlar çıkartmaya kalkışıyorlar..

Ölü sayısında bir olumsuzluk bulamayınca..

Ölü sayısının artışında, diğer ülkelerdekine benzer bir katlayan sayı oranı göremeyince..

“Vaka sayısının artışındaki hız, Avrupa ülkelerindeki artış hızı ile benzer” diye ahkam kesiyorlar..

İyi de bey abiler..

Avrupa’daki ölüm sayısına bakın..

Bir gün 30 ise, ertesi gün 50.. Sonraki gün 80.. Daha sonraki gün 150.. Bilemediniz, en iyimser olan ülkede 120..

Ya Türkiye’de?

Hemen 10 gündür, 90 ile 100 arasında artıyor, ölü sayısı..

Temennimiz.. Duamız.. Tabii ki hiç ölüm olmaması.. 

Ama bu bela, sadece bizim başımızda değil ki..

Tüm dünyanın altedemediği bir bela..

“Allah’a şükür” diyelim..

Diğer dünya devletlerindeki çok daha olumsuz tablolar, Türkiye’de yaşanmadığı için..

Bu sefer mızıkçılığı, maske üzerinden, özel hastanelerde tedavi için para alınmasından, sahra hastanesinin Atatürk Havalimanı’na yapılmak istenmesinden çıkartmaya çalışıyorlar..

Ama bu konularda da.

El attıkları ne var ise..

İstismar edecek neyi buldular ise..

Tartışmaları, bir günden öteye gidemiyor..

Maske mi?

“Ücretsiz.. Kargo ile evinize geliyor” denildi..

“Kargo yetişmiyor” dediler..

Anında yeni karar çıktı: “Eczanelerden de ücretsiz alabileceksiniz. Sadece e-devletten kod almanız gerekli.”

Özel hastanelerin para alması da çözüldü..

Bırakın özel hastanelerin para almasını.. Sigortası olmayanların koronavirüsten tedavisinin bile, ücretsiz olarak yapılacağı açıklandı..

Sanki, bu solakları çıldırtmak için..

Sanki bu Erdoğan düşmanlarını delirtmek için.. Bir el, bunların öne sürdükleri her konuyu, ellerinde patlatıyor..

En son.. “Atatürk Havalimanı’hda yapılacak sahra hastanesi, aslında binalarla içiçe olan bir yakındaki arsada inşa ediliyor” dediler..

O da yalan çıktı..

Havalimanının içinde, pistlerin olduğu alanda hastanenin temel çalışmalarının görüntüleri yayınlandı..

Bu sefer de..

“Bir pistin değeri 1 milyar dolar. Pisti niye bozuyorsunuz” söylemi ile karşımıza çıktılar..

Ona da cevap vereceğiz de..

Bunlarda utanma yok..

Cevap versek ne olur, vermesek ne olur?

Google+ WhatsApp