Savaş, halk sağlığı sorunu idi.. Ya doktorun ahlaksızlığı?

Savaş, halk sağlığı sorunu idi.. Ya doktorun ahlaksızlığı?

“Savaş, bir sağlık sorunudur” diyordu, Tabibler Birliği. Bu başlıkla, meşru hükümetin mecbur kaldığı sınır ötesi harekatı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlardı.. İtibarsızlık ne kelime.. Halkı, savaşa karşı bilinçlenmeye çağırıyormuş gibi yaparak.. Meşru hükümete

Savaş, halk sağlığı sorunu idi.. Ya doktorun ahlaksızlığı?

 

“Savaş, bir sağlık sorunudur” diyordu, Tabibler Birliği.

Bu başlıkla, meşru hükümetin mecbur kaldığı sınır ötesi harekatı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlardı..

İtibarsızlık ne kelime..

Halkı, savaşa karşı bilinçlenmeye çağırıyormuş gibi yaparak.. Meşru hükümete karşı isyana davet ediyorlardı..

Savaş, sağlıkçıları hangi açıdan ilgilendirir?

Mecbur kalınan savaş, savaşa mecbur bırakılan milletin sağlıkçılarını ne kadar ilgilendirir?

Bulunduğu ülkenin askerlerini tedavi etme oranında ilgilendirir..

Askerlerin yakınlarının duyacakları üzüntüler sebebi ile sağlıklarını kaybetmeleri oranında ilgilendirir..

Ama bizdeki Tabibler Odası..

Kimden hangi yetkiyi almış ise..

“Savaş’a hayır” sloganları ile..

“Savaş sağlık sorunudur” sloganları ile..

Meşru hükümetin alacağı sınır ötesi harekata bile karıştılar..

Durumdan vazife çıkarmaya çalıştılar..

Hani, görevlerini tastamam yapmış, boş vakti olan, bu boş vakitte de millet yararına ne hizmet yapabiliriz diye didinen bir birlik olurlar..

Yine de, “eyvallah” deriz..

Ama..

“Savaş bir halk sağlığı sorunudur” edebiyatı ile sivil iktidara karşı çıkanlar..

Sadece sınır ötesi harekat da değil..

Açlık grevine yatıp, vitaminle beslenen şu meslekten, bu meslekten kişilere..

Destek verip..

“Öldüler, ölmek üzereler. Azzz kaldı.. Bir günleri ya kaldı ya kalmadı.. Pardon.. Bir gün geçti aman. 12 saatleri ya kaldı ya kalmadı.. Saatler doldu ama.. Pardon.. Ay çok pardon.. Bundan sonrasında kalkıp da 10 dakika kaldı diyecek halimiz yok.. Bizden haydi eyvallah..” diyenler..

Demeye getirenler..

Nerede bir terörist var ise..

“İnsan hakkı” diye söze girip..

Ahkam kestikleri halde.. 

Kendi meslekleri ile ilgili ahlâksızlıklar sözkonusu olduğunda..

Ellerini kıpırdatmıyorlarsa..

Görmezden geliyorlarsa..

“Bize ne, biz devletin polisi miyiz, jandarması mı?” modu ile hareket ediyorlarsa..

Ben de derim ki, “Tabipler Birliği’nin bizzat kendisi, bir halk sağlığı sorunudur.. Bu birlik, bu yapısı ile var olmaya devam ettiği müddetçe, halkın sağlığı bozulur..”

Beni bu sonuca götüren somut örneği vereyim..

Haklı mıyım, siz takdir edin..

Haber, medya organlarında şöyle yer aldı:

“İzmir’de doktordan skandal paylaşım! Kadın hastalarının gizlice görüntülerini çekip...”

Başlık bu..

Haberin içeriğinde ise, iğrençlik zirveye tırmanıyor..

“İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde bir doktorun muayene sırasında gizlice çektiği çok sayıda kadına ait görüntüler yabancı bir sosyal paylaşım sitesinde paylaşıldı.”

Ne yapmış, “Savaş, halk sağlığı sorunudur” diyen Tabipler Odası’nın,  “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyerek görmezden geldiği skandal olayda, doktorumuz?

Kendisi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda doktor ya..

Kendisine muayeneye gelen..

“Sağlık bu.. Sağlık ya.. Erkeği, kadını mı var.. Sağlıkta ayıp mı olur? Ne kadar gericisiniz, ne kadar yobazsınız” denilerek..

Hiçbir mahremiyet, hiçbir hassasiyet gösterilmeden, erkek doktordu, kadın hasta idi, bu tartışmalara girilmemesini öneren Tabipler Birliği’nin verdiği güvencelerle..

Muayeneye gelen kadın hastanın..

Vücudunun şu bölgesinin, bu bölgesinin fotoğraflarını çekip, Rus arkadaşlık sitesinde paylaşmış..

Rezalet ortaya çıkınca, doktorun ifadesi alınmış, adli kontrol kararı ile serbest bırakılmış.

Bu karar da, skandal ama..

Bu karara da, eleştiri getirmemiz gerekir ama..

Aile ve Kadın Bakanlığı’nın, kadına yönelik her türlü şiddet olayında, hemen davaya müdahil olmak üzere harekete geçmesine rağmen..

Muayene sırasında gizlice fotoğrafını çekip, internet sitelerinde kadınların mahrem yerlerinin fotoğraflarını yayınlamak da bir şiddet vakası olduğu için..

Aile Bakanlığı’nın da olaya hemen müdahale etmesini beklememiz ve girişimde bulunmadığı için eleştirmemiz gerekir ama..

Biz işe, Tabipler Birliği’nden başlayalım..

Bu pisliğe imza atan doktor hakkında, niçin tek kelimelik bir açıklamanız yok?

Niçin bir kınamanız yok..

Savcılığın yapacağı işlemleri kolaylaştırıcı nitelikte, bir destek beyanınız yok?

Aile Bakanlığı’nın olaya el atmasını isteyen bir çağrınız yok?

“Bir açıklama yapmışlardır da.. Ben kaçırmışımdır” diyerek, internet sitelerine bir daha bakayım dedim..

Tabipler Birliği’nin son duyurularını tek tek inceledim..

“TTB-HUV katsayısı özel sektördeki sağlık hizmetlerinde ve hekim ücretlerinde dikkate alınmalıdır” açıklaması var..

“Tıpta Uzmanlık Sınavı kamusal hizmettir. Çok yüksek olan sınav giriş ücretleri azaltılmalıdır” var.. 

“Bütün emekli hekimlere ilave ödeme yapılmalıdır” var.. 

“Sağlık Bakanlığı’nın 5 ilde yürüttüğü Çevresel Kirlilik Araştırması Sonuç Raporu ne oldu?” var.. 

Ama..

Bir doktorun yaptığı ahlaksızlıkla ilgili tek bir açıklama yok..

Hatta hatta.

“Behçet Aysan ve Metin Altıok Şiir Ödülleri Töreni İstanbul’da yapıldı” şeklinde bir duyuruları var..

“Cizre’de sağlık koridoru açma çabasıyla yola çıkan 14 sağlık emekçisi beraat etti” açıklamaları var..

Ama..

İzmir’deki doktorun yaptığı ahlaksızlık yok..

Kim bilir belki de..

O doktorun, yarın şu veya bu şekilde beraat ettirilmesini sağlayıp..

Sonrasında da..

“Doktorumuz beraat etti” diye duyurularını da yaparlar..

Ne Tabipler Birliği..

Ne İzmir Tabip Odası..

Kimseden çıt çıkmıyor..

Hatta..

Doktorun ismini tam olarak veren bir medya organı bile yok..

Fotoğrafını flulaştırmadan basan bir gazete bile yok..

Niye ki acaba?

Veya Tabipler Birliği’nin sessizliğini hatırlatarak, şöyle soralım soruyu:

“Savaş, bir halk sağlığı sorunudur” diyen Tabipler Birliği..

“Doktorun ahlâksızlığını, bir sağlık sorunu olarak, görmüyor mu acaba?”

 

ali karahasanoğl

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp