Şaşırdınız değil mi?

Şaşırdınız değil mi?


Şaşırdınız değil mi?

 

 

Geçtiğimiz hafta sosyal medyada dikkat çeken bir ilan yer almaktaydı:

“Sokakta kalıyorsan temizliğe ihtiyacın varsa, cumartesi ve Pazar günleri namaz vakitleri dışında kapıyı içeriden kilitleyip ihtiyacını giderebilirsin, sıcak su var. Kova içinde sabun ve tas var. Banyonu yapabilirsin. Sana sokak insanı tinerci diyebilirler ama bütün bunların sebebi biziz, hakkını helal et kardeşim” Bu ilana ilk rastladığınızda şaşırdınız değil mi? Belki de böyle insanlar da varmış deyip başınızı önünüze eğdiniz. Zira insanlık öldü mü dediğimiz bir dönemde iyiliğe dair küçük kırıntılar bile heyecanlandırıyor bizi. Çünkü insani değerlerin ayakaltı edildiği bir süreçten geçiyoruz…

İmam kardeşimizin astığı bu ilan iyilik ve erdemlerin rafa kaldırıldığı bir dönemde insanların ilgisini celp etmiş olacak ki, dilden dile dolaşmaya başladı. Peki neden? Çünkü her şeyi maddiyatla çözebileceğine inanan insanoğlu ruhsal sorunlara duçar oluyor. Can sıkıntısından, mutsuzluktan ve depresif sorunlarından bahseden fertler fıtratlarına uygun bir tutumla karşılaştıklarında ruh ve duygu dünyalarında bir rahatlık hissediyorlar. Özlem duydukları insanlık ülkesine açılıyor ve burada kendilerinden bir şeyler bulmaya çalışıyorlar. Sevgi, adalet, paylaşım, iyilikseverlik, empati, şefkat ve erdemlerin yeşerdiği bir ülkeden gelen küçük esintiler dahi ortamın havasını değiştiriyor. Zira her ne kadar kör nefsi onu çukura doğru sürüklese de insan fıtratı gereği iyilikler ülkesine dönük yaşıyor. Böyle durumlarda fıtri dokularında mevcut olan iyiliğin çekirdeği harekete geçiyor ve ilginçtir bu kadarı bile onu rahatlatmaya yetiyor.

Kadim tarihimizde imamlar geniş bir hizmet sahasına sahip idiler. O zamanlar imam deyince namaz vakitlerinde camide bulunan, ay başı geldiğinde de maaşını alıp kıyıya çekile kişiler akla gelmezdi. Aksine imam deyince zihinlerde, toplumla hemhal olan aktif ve etkin kişiler canlanırdı.

Günümüzde her alanda olduğu gibi din de ticari bir meta haline getirilmek isteniyor. Bir hoca ekrana çıkıyor ve saatlerce yutulan bir incir çekirdeğinin orucu bozup bozmadığı hakkında konuşuyor ve fahiş paralar kazanıyor. Kendini hoca olarak tanıtan bir kişi okunmuş taze Yasin satıyorum diyor ve ilginçtir bir müşteri kitlesi oluşturuyor. Kutsanmış taşlar, kefenler, dualar paraya çevrilmeye çalışılıyor. Oysa Resulullah ve onun takipçileri İslami yaşamayı nasıl bir görev olarak görmüşlerse öğretmeyi de aynı şekilde görev olarak addetmişler ve bunu maddi bir karşılığa tabi olarak yapmamışlardır.

 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp