Saplantılı aşk

Saplantılı aşk


Geçtiğimiz hafta Rize’nin Fındıklı ilçesinde bir kadın saplantılı aşığı tarafından katledildi. Katil öfkesine hâkim olamayıp kurbanını önce silahla vurdu sonra da boğazını bıçakla keserek katletti. Ne kadar vahim bir olay değil mi? Düşünün hiçbir dâhiliniz olmadığı halde bir kişi sizi saplantı haline getiriyor sizin adınıza hayaller kuruyor, peşinize takılıyor, tacizde bulunuyor ve istediği zaman da canınıza kast ediyor. Saplantılı kişi kurbanının hayır deme hakkının olmadığını düşünüyor, reddedildiğinde ise ona her türlü zulmü reva görüyor. Özgür irade, hak ve adalet gibi değerlerle tanışmayan katil için kurbanın ancak aşkına karşılık verdiği sürece önemli olduğunu düşünüyor.

 

Araçların arkasına iliştirilen şu söylem hiç dikkatinizi çekti mi acaba? “Ya benimsin ya toprağın.” Saplantılı aşığın marazi duygularını özetleyen bu söylem ne kadar tehlikeli oysa… Fakat ne yazık ki toplumumuzda birçok insan bu söylemi aşk ve sevgi ile ilişkilendirip sahipleniyor. Ya benimsin ya toprağın ifadesinde kronik bir saplantıyı ve karşı tarafın rızasının hiç dikkate alınmadığını görmekteyiz. Biz bu tür söylemleri pek dikkate almıyoruz fakat gün geliyor kullandığı araca bu ifadeleri iliştiren kişi masum bir kadının katili oluyor ve ilginçtir katilin marazi düşüncesi yine dikkat çekmiyor. Oysa tutum ve davranışlarımız söylemlerimiz üzerinden şekillenir. Eğer bu söylemlerin sevgiye dönüşmesi için çaba göstermezsek, bir gün şiddet ve nefrete dönüşecek ve büyük kıyımlar yaşanacaktır! Zira saplantılı âşık için bağımlı olduğu kişinin duygu, düşünce ve taleplerinin hiç önemi yoktur, o sadece kendi taleplerine odaklı yaşamaktadır.

 

Saplantı sağlıklı bir bağlılık değil patolojik bir bağımlılıktır. Nitekim bağlılık insanın yakınlık ihtiyacını karşılamak için tutunduğu bir değerdir, bağımlılık ve saplantı ise patolojik bir durumdur görünen ve görünmeyen tehlikeler barındırır. Saplantılı aşkta ise kişi sadece âşık olduğu kişi ile meşguldür, mutlu değildir aksine tedirgin ve kaygılıdır. Karşısındaki kişiye karşı güven duymamakta, aldatılma ve yok sayılma endişesi yaşamaktadır. Bu durumdan kurtulmak için âşık olduğu kişiyi sürekli arar, nerede ne yaptığını anlamaya çalışır ve onu kontrol altında tutmak ister.

 

Saplantı durumunda kişinin zihninde istenmeyen ve sürekli şekilde tekrar eden düşünceler vardır ve bu durum sahibini bitap düşürür. Kişi bu düşüncelerden kurtulmak istese de muvaffak olamaz ve kendini karanlık bir kuyuya düşmüş hisseder. Kişi profesyonel bir destek almadığı sürece bu kuyudan çıkamaz.

 

Aşk duygusu itidal sınırları içinde kaldığı sürece doğal bir duygudur. Zira burada kişi sevilen kişiyi düşündüğünde kendini kötü hissetmez aksine iyi hisseder. Saplantılı aşk durumunda ise kişi ne yaparsa yapsın sevildiğine ikna olamaz, karşı tarafa güvenme noktasında kuşkular taşır ve bu kuşkular kişiyi mutsuz kılar.

 

Saplantılı aşk yaşayan kişilerin bu durumu zamanında çözülememiş bazı sorunların gün yüzüne çıkması olarak görülmektedir. Zira bu kişiler diğerlerinin onayı olmadan yaşayamayacaklarına inanır ve özellikle de saplantılı şekilde bağlandıkları kişinin onay ve desteğine ihtiyaç duyarlar. Yalnızlıktan ve bağımlı oldukları kişiden ayrı kalmaktan fazlasıyla endişe ederler. Ve bu kişiyi adeta boğarlar kendilerinden uzaklaştırırlar.

Saplantılı âşık hayatta kendisini sadece ilgi duyduğu kişinin mutlu edebileceğine inanmaktadır. Kişi duygularını kontrol edemez hale geldiğinde ise âşık olduğu kişiyi takibe almaya, ona şiddet uygulamaya, intihar ve cinayete varan eylemlere yönelmeye başlar. Zira bu kişinin en büyük endişesi âşık olduğu kişi tarafından reddedilmektir ki, kişi fiziki ya da duygusal olarak reddedildiğinde kendini kabul ettirebilmek için çaba gösterir ve her şeyi göze alır.

 

Terapistler saplantılı aşk yaşayan kişilerin bu durumunun bebeklik döneminde anne ile olan güvensiz bağlanma ile alakalı olduğunu savunuyorlar. Nitekim yaşamın ilk yıllarında çocuk anne yanından uzaklaştığında ya da ihtiyaçlarına karşılık verilmediğinde endişeye kapılır ve anne ile güven eksenli bir bağ kuramaz. Bu durum gelecekte onun sevgi, ilgi ve onay gereksinimi karşılayacak kişilere saplantılı hale gelmesine neden olabiliyor. Yani kişi çocukluk döneminde kuramadığı bağı ilgi duyduğu kişi ile kurmaya ve o boşluğu onun vasıtasıyla doldurmaya çalışıyor. Ancak bu sağlıklı bir durum olmadığından olay çoğu zaman şiddet ve cinayetle sonuçlanabilir. O nedenle kişi içine düştüğü karanlık kuyunun farkına varıp geç kalmadan yardım almalıdır. Aksi takdirde hem kendi hayatını hem de saplantı haline getirdiği kişinin hayatını mahvedebilir.

Google+ WhatsApp