Saplantılı aşk bir patolojidir

Saplantılı aşk bir patolojidir


Duygusal bir yakınlık ve etkileşim olarak değerlendirilen aşk, insani bir duygudur. Burada aslolan sınırların korunmasıdır, aslolan harama yönelmemektir. Sağlıklı aşk duygusu ile saplantıyı ayırt etmek gerekir. İç dünyalarında bir bütünlük sağlayamamış, örselenmiş, parçalanmış kişilerin aşk olarak tanımladıkları şey aslında bir saplantıdır ki, günümüzde saplantılı kişilerin icra ettiği şiddet ve nefretle sık sık karşılaşıyoruz. Eğer kişi yaşadığı duygusal yoğunluğu yıkıcı hale getirmişse bu artık aşk olmaktan çıkmış ruhsal bir rahatsızlığa dönüşmüştür.

 

Bütün dünyada ilgi gören filmlerde, klasikler arasına girmiş romanlarda, dilden dile dolaşan hikâyelerde tasvir edilen aşkta aslında sağlıklı bir durumdan bahsedilmiyor. Burada bir bağımlılıktan, saplantıdan ve körleşmeden bahsediliyor ve eserin kahramanı beklentilerine ulaşamadığında şiddete hatta intihara ya da katletmeye yöneliyor. Aşk sevgiden değil de şiddetten besleniyorsa burada sağlıklı bir durumdan bahsedilemez.

 

Aşk bir gerçektir, insan türünün çoğalması için bahşedilmiş özel bir duygudur eğer sağlıklı bir zemine oturtulmuşsa zamanla normal seyrine döner ve saygıya, emeğe, sevgiye dönüşür.  Saplantılı aşk ise patolojik bir durumdur hem kişinin kendisi için hem de karşı taraf için yıpratıcı etkiler bırakır. Normal aşk duygusunda kişi kendini daha iyi hissederken saplantılı aşkta, mutsuzdur, endişelidir, tedirgindir… Kişi yersiz kıskançlığa ve kuruntulara kapılmış ve ilgi duyduğu kişiyi kaybetme endişesi ile hayatı kendine zehir eder hale gelmiştir. Saplantılı âşık yakınlık beslediği kişiyle çok fazla vakit geçirmek ister ve yaşamın diğer alanları ile pek alakadar olmaz. Mesela sosyal yaşama pek katılmaz, insani ilişlere pek değer vermez, işlerine gerekli ihtimamı göstermez bütün dünyası bağımlı hale geldiği kişi olmuştur. Terk edilme endişesi tetiklenir ve yakınlık ilgi duyduğu kişiyi takip etmeye ve onun adına senaryolar yazmaya başlar. Elbette bu durum aşk değil patolojik bir bağımlılık ve saplantıdır ve kişi artık onsuz yapamayacağına inanmış ve derin acılara duçar olmuştur.

 

Saplantılı aşkla sağlıklı aşk arasındaki farkı ayırt edemeyen kişiler tehlikenin ayak seslerini duyamazlar. Araçların arkasına iliştirilen, “Ya benimsin ya toprağın”, “Eğer terk edersen, sana da kıyarım, canıma da”, “Sensiz asla yaşayamam” gibi tehlike sinyalleri içeren ifadeleri aşkın, sevginin bir göstergesi olarak algılar ve önlem almazlar.

 

Ve… Gün gelir ayak seslerini işittiğimiz o tehlike kapıyı çalar, sonra bir kadın ya da bir erkek saplantılı bir âdemoğlunun elinde can verir. Katledilen kişinin görüntüleri, hayat hikâyesi mağduriyeti ekranlara yansır ve katile lanetler okuyup, yas tutarız. Ancak kimse tehlikenin geldiği noktaya işaret etmez, sağlıklı bir aşkla saplantının farklı şeyler olduğuna değinmez ve saplantı sevgi ile özdeşleştirilir.

 

Saplantılı âşık güvensizdir, onay gereksinimi içindedir.

 

Bağımlı hale geldiği kişi ile adeta bütünleşmiş, kendisinin bu kişiden farklı bir birey olduğunu unutmuştur.

 

Yakınlık duyduğu kişiden ilgi göremediğinde kendine zarar verecek davranışlar sergileyebilir.

 

Saplantılı hale geldiği kişiyi sürekli arar, mesaj gönderir ve onsuz asla yapamayacağına inanır.

 

Aşk duygusu doğal bir duygudur ve bu süreçte yoğun yaşanan duygular zamanla olgunlaşır saygıya, sadakate ve sağlıklı bir bağa dönüşür. Mutlu bir evlilikte eşler sevgi eksenli bir bağ ile birbirlerine bağlıdırlar ancak aynı zamanda kendilerine ait bir dünyaları da vardır. Saplantı durumunda ise doğal işleyen bu süreç bozulmuştur ve kişi aşk beslediği kimsenin benliğinde kaybolmuş, kendine özgü bir dünyasının olduğunu unutmuştur. Bu oldukça tehlikeli bir durum.

Google+ WhatsApp