Sapıklığa bakın: ”Kaynana damat aşkı“!

Sapıklığa bakın: ”Kaynana damat aşkı“!


Sapıklığa bakın: ”Kaynana damat aşkı“!

 

 

Nureddin Hoca’nın “ketçap” ile ilgili uyarısı, Gıda-Tarım ve Hayvancılık  Bakanlığı tarafından doğrulandı.. Birçok yiyecek maddesine, bazı gazozlara, bazı özel ürün çikolatalara, mevzuata aykırı olarak cinsel uyarıcılar katıldığı tespit edildi..

Cezalar kesildi..

Ama solak medyanın baskısı ile Nureddin Hoca’ya vıdı vıdı eden AK Parti’den bir özür gelmedi..

Bu arada, kaç gencimizin gazozundaki, diğer içeceklerindeki cinsel uyarıcılar ile tahrik olup, sonuçta kimlere cinsel tacizde bulundukları, kaç kişinin bu uyarıcılar sebebi ile diğer hangi suçları işlediğini tahmin etmemiz, şu an için mümkün değil..

Ancak..

“Hocaların kerameti” mi diyelim, “Hocaların ahı tutmuş” mu diyelim, bilmiyorum.

Bir başka hocamızın.. 

Diyanet’ten istifa etmek zorunda bırakılan İhsan Şenocak’ın..

“Genç kaynanası olanlar, fazla cıvıklık yapmasınlar” uyarısının dikkate alınmaması sebebi ile, Ankara’da yaşanılan ve okuyan herkesin yüzünü kızartacak olayı Hürriyet gazetesinde gördüğümüzde, Türkiye’nin fotoğrafı da önümüze konulmuş oldu..

Bu iğrenç olayın midenizi daha fazla bulandırmaması için.. Çok özet halinde geçeceğim..

Ankara’da 27 yaşındaki damat, 41 yaşındaki kaynanası ile ilişkiye giriyor..Olayı öğrenen kayınbirader ve dayısı, damat ile tartışıyor.. Sapık damat, dayıyı öldürüyor.. Damat cezaevinde.. 

Peki, geçtiğimiz hafta satılan Hürriyet, bu vahim olayı nasıl haberleştiriyor?

“Kaynana damat aşkı cinayetle noktalandı..”

Şimdi söyler misiniz: 

Bu nasıl bir kafadır?..

Bu nasıl bir ahlaksızlıktır?..

Nasıl bir hainliktir?..

Nasıl bir sapıklıktır?..

Evli adam.. 2 yaşında çocuğu var.. Kaynanası ile.. Dine aykırı.. Kanuna aykırı.. Ahlaka aykırı.. Örfe aykırı.. Her şeye aykırı bir sapıklığa soyunuyor..

Hürriyet bunu şöyle tanımlıyor: 

“Kaynana damat aşkı..”

“Kaynana-damat sapıklığı” değil..

“Kaynana damat aşkı!”

Hay sizin aşkınız da batsın, gazeteciliğiniz de batsın!

Dahası var.. 

Hürriyet’teki haberin spotu da şöyle:

“Ankara’da eniştesi ve annesinin ilişki yaşadığını öğrenen oğlun tepkisi aile faciasına neden oldu.”

Yani, bilinçaltınıza üflenen şey şu:

Damadın sapıklığı, kaynananın ahlaksızlığına söz yok.. 

Olayı öğrenen “oğul”un tepkisi yüzünden, “aile faciası” yaşanmış.

Oğul bu ahlaksızlığa tepki göstermese, ne güzel güllük gülistanlık geçinip gideceklermiş!

Vay ahlaksızlar vay.. Vay sapıklar vay..

Şimdi anlıyor musunuz, biz niçin Nureddin Hoca’ya hak veriyoruz? 

Niçin “İhsan Hoca doğru söylüyor” diyoruz..

Her iki hocamızın da, yaptıkları uyarıların, toplumda bir karşılığı var.. Gerçekliğivar.. Uyarıların amacı, sapıklıkların artmasını değil, azalmasını hedefliyor..

Uyarılar, daha ahlaklı bir toplum için.. 

Belki sıfırlamak mümkün değildir ama.. Sapıklıkları asgariye indirmek için.. Sapıklıklara zemin oluşmaması için.. Sapıklara fırsat çıkmaması için..

Hocalarımızı lince tabi tutanların isteği ise..

Ahlaksız medyanın hedeflediği ise.

Hiç abartmadan söylüyorum, birebir şu:

Yayınlarıyla gençleri tahrik etsinler.. Bu arada hem reyting sağlasınlar, hem para kazansınlar.. Hem de toplumda ahlaki yozlaşma yaşansın.. Her türlü sapıklığa zemin hazırlansın.. Sapıklıklar için şartlar oluşturulsun.. İradesi güçlü olanlar yine bu tür sapıklıklara meyletmez ama.. İkilem yaşayanlar.. Gelgit akıllı olanlar.. Zaten küçük bir fırsatta, imtihanı kaybedecek olanlar..

Gayrı ahlaki ilişkiler yaşasınlar.. 

Aile kurumu yıkılsın.. 

Toplum mahvolsun..

Yapılmak istenen işte bu..

Yürütülen operasyonda..

Hürriyet gibi medya organlarının birden fazla işlevi var..

1) Ahlaki yozlaşmaya set olacak hocalar diskalifiye edilsin..

2) Ahlaki yozlaşmayı hızlandırmak için, yayın organlarındaki görsellerle, haberlerle her türlü tahrik yapılsın..

3) Diskalifiyeler gerçekleşip, sapıklıklar yaşandığında da, failler lanetlenmesin, onlar hakkında olumsuz ifadeler kullanılmadan, “aşk” gibi, “aile faciası” gibi ifadelerle, bilinçaltına hitap eden sözcüklerle, sapıklıklar normalleştirilsin..

Plan budur..

Kendisi de açık bir sapıklık olan operasyon böyle işlemektedir..

Şimdi anlıyor musunuz, Hürriyet’in satılmasına, satılık kalemler niye ter ter tepinerek kızıyorlar?

Niçin, “Hürriyet’imizi isteriz. İsteriz..” diye tempo tutuyorlar..

“Hayrola, hür değil misiniz?” diye sorduğumuzda..

Niçin, “Biz hürüz de.. Hürriyet’imiz satıldı!” diyorlar..

“Hürriyetiniz yok ise, zaten hür değilsiniz demektir” dediğimizde..

Niçin “Yok yok.. Bizim hürriyetimiz değil.. Gazetemiz Hürriyet satıldı” diye cevap veriyorlar..

Kendilerine ücretsiz danışmanlık yapıp, “Haaa. O Hürriyet.. Hazır satılırken.. Siz bastırın parayı, gazeteyi siz alın.. Sonra da tepe tepe kullanın.. Bakın, fiyatı da hazır, Boğaz’da iki yalı fiyatına imiş.. Bir yalıyı Hasan Cemal versin..(Beykoz’da bilmem kaç trilyonluk villasını terkedip, hazır Almanya’ya kaçmış iken..) Bir yalıyı da, (Türkiye İş Bankası kredisi ile alınmış olsa da, büyük miktarını ödemiş olmalıdır) Can Dündar versin.. (Dündar’ın villası da Kanlıca’da) Geldi işte size iki yalı.. Finans da sağlandığına göre.. Hürriyet sizin demektir..”dediğimizde..

Niye pamuk elleri cebe yollamadan..

İş kotardıklarını..

Riske girmeden..

Gümüşhaneli Aydın Doğan’ın parası ile..

Dindarlara saldırdıklarını anlamış oluyoruz..

Çağrım AK Parti’lilere..

Şu flu dönemi netleştirin..

Tamam, bir kafa karışıklığı yaşadınız..

Bir kumpasa düştünüz..

Ama süreç içinde, şu işi dikkatlice bir inceleyin..

Yol yakın iken..

Yanlıştan dönün..

Aksi halde..

Her gün önümüze çıkan olaylarla, hep siz haksız çıkacaksınız.

Hocalar haklı çıkacak..

Benden hatırlatması..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp