Sandı ki Alara!..

Sandı ki Alara!..


Sandı ki Alara!..

 

 

Sandı ki Alara..

Hukukçu olunca, hakkını savunabilecek..

Unuttuğu bir şey vardı..

Ya onun hakkını gasbetmek isteyen de, “hukukçu” (!) ise!

Üstelik hakkını gaspetmek isteyen, “onun da hocası olan bir hukukçu(!)” ise..

Sandı ki Alara..

Başkası için sesini çıkartırsa..

Başkaları da kendisi için sesini çıkartır..

Oysa..

Menfaat gözetmeden, karşılık beklemeden, en önemlisi; güçlülere karşı haksızlıklara ses çıkartan, bu dünyada kaç kişi kaldı ki Alara?

Ölüm haberin geldikten sonra..

Dün arkadaşların, okuduğun üniversitenin kapısında bir bildiri okudular.

Bildiri okuyan arkadaşlarını saydım Alara..

Sağdan saydım. Olmadı bir de soldan saydım.. Topu topu 11 kız..

Ellerinde “Alara için sessiz kalmıyoruz” afişleri ile..

20-21 yaşlarında hepsi hepsi 11 kız..

Onlar adına elindeki açıklamayı okuyan arkadaşın..

“Alara’nın intihar ettiği iddia ediliyor, fakat bu bir şüpheli ölümdür. Alara’nın ölümü bir an önce aydınlatılmalı ve gerçekler açığa çıkmalıdır. Alara’nın ölümünden kim sorumlu? Bu olaya dair sorular cevaplanmalıdır” demekle yetindi..

Kimbilir, belki de..

Hemen hergün, kadından yana imiş gibi haberler veren, siyasi iktidara bel altı vuruşlar yapan, “Eşcinsellere haklar verilmeli” diyerek ahlaki yozlaşmayı köpürten medyadaki derin sessizlik korkutmuştur arkadaşlarını, Alara..

Kolay mı?..

Ölüm haberin geldikten sonra bile, odasında yarı ölü bulunduğun o hukukçu(!) tutuklanmadı Alara..

Arkadaşların da belki şöyle düşünmüşlerdir:

“Kimsede çıt yok.. Ölüm sessizliği kaplamış, her yeri.. Biraz daha ileri gidersek, belki de Alara’nın yarı ölü bulunduğu odadaki hoca yerine, biz tutuklanırız!”

Belki daha fazla söyleyecekleri de vardı ama..

Çevreyi kaplayan sessizlik korkutmuştur, arkadaşlarını, Alara..

“Ben hukukçuyum. Aktivistim.. Aktif bir kadın hakları savunucusuyum. Uluslararası İnsan Hakları Örgütü ile birlikte çalışmalarım var.. Bana dokunan birisi, bedelini pahalı öder. Ben sıradan birisi değilim..” diye düşünüp..

Hocanın oteldeki odasına, cesaretle gittin belki de..

Ama bak Alara..

Bugün kimse yok ortalıkta, birkaç kişi dışında.. Ne, istismar edecekleri ölümler, yaralanmalar olduğunda, ortalığı birbirine katan İnsan Hakları Örgütü.. Ne şortlu kızın yediği bir tekme için Türkiye’yi ayağa kaldıran geziciler.. 

Ne..

Ne... 

Ne....

Gördün mü Alara!

Biliyor musun, senin yoğun bakımda can savaşı verdiğin dönemde dahi..

Senin haklarını savunacağını sandığın avukatın..

Sadece şunu söylüyordu Alara:

“Müştekinin (Ne müştekisi ise..) gerçekleştirdiği iddia edilen eyleminde kullandığı eşofmanın kumaş yapısı, asılı halde bulunduğu duş çerçevesinin yüksekliği ve bu alüminyum duş çerçevesinin mukavemetinin düşüklüğü olay üzerindeki şüpheleri arttırmaktadır.”

Geceyarısı bir öğrencinin, hocasının kaldığı otel odasında intihar ettiği iddia ediliyor..

Ve o öğrencinin.. 

Yani senin avukatının söyleyebildiği..

Sadece bu; Alara..

Eminim hukuk fakültesindeki adli tıp dersinde örneği okumuşsundur Alara: 

“Komik intiharlar.. 1.60 boyundaki kişinin, 1.50 yüksekliğindeki ranzada kendini asarak ölmesi” ve benzeri örnekleri.

Senin de.. 

Bir duşakabinde.. 

30 kiloluk bir yük versen, kırılacak alüminyum levhaya, kendini asarak intihar ettiğin söylenerek, ölümün örtbas ediliyor Alara..

Komik senaryolarla, kimvurduya gidiyorsun Alara!..

Birçok etkinlikte beraber olduğun “solhaber”, bak senin acı sonunu, nasıl haberleştirmiş Alara:

“Alara Karademir için açıklama: Bu şüpheli bir ölümdür”

Hepsi bu Alara..

Bir varmış.. 

Bir yokmuş..

“Şüphenin ne olduğu”na ilişkin bilgi de yok.. 

“Şüphenin yoğunlaştığı hocanın ismi” de yok..  

Hiçbir şey yok Alara..

En güvendiğin arkadaşların..

“Kadın hakları” için omuz omuza mücadele ettiğini sandığın arkadaşların.. 

Birçok haberini sosyal medyada paylaştığın Birgün gazetesindeki sevdiğin arkadaşların..

Senin ölümünden sorumlu olan hocanın ismini soyadını, dün de yazamadı, Alara..

Dün senin için açılan “#AlaraİçinSessizKalmıyoruz” hastagına atılan tivitleri, tek tek saydım Alara..

Tamamı, 257 tane..

Ortada ölüm yok iken.. 

Ortada yaralı yok iken.. 

Ortada hiçbir sağlığı tehdit eden bir şey yok iken..

Bir egemen kişiye, iki satırla yaptığımız haberden dolayı bile..

150-200 tehdit maili alıyoruz.. 

300-400 protesto tiviti atılıyor..

Ama senin ölümüne bile.. 

Sesi olmak istediğin insanların verdiği ses, topu topu 257 tane, Alara..

İşte böyle..

Katil zanlısı hukukçu ise.. Bir üniversitede öğretim üyesi ise..

Güçlü ise..

Ne emniyet konuşur, ne savcılık Alara.. Ne siyasi parti temsilcileri konuşur, ne bürokratlar Alara..

“TSK sivil öldürse, Afrin’e niye gitsin” diyen Ahmet Keser’i hedef göstermek için, AK Parti sözcüsü konuşur.. RTÜK durumdan vazife çıkartır cezalar keser.. 

Ama senin için, ne soldan, ne sağdan.. Kimse kılını kıpırdatmaz Alara..

Sen kandırılmış bir gençsin Alara..

Aldanmış bir gençsin.. Onun için.. Senin tivitlerini okurken..

Başka bir zaman görsem, kızacağım, küplere bineceğim tivitini gördüğümde.. Sana kızamadım Alara..

Çünkü sen, hayatınla ödedin, o “aldanma”yı Alara....

Yaşayan Alara’lara ibret olsun diye vereyim, kızamadığım o tiviti:

@alarakarademirr  24 Eyl 2017

Daha fazla Annelik yüceltmenize de, mahremiyet anlayışınıza da, kadınları sürekli saklayıp kapatmaya çalışmanıza da kusmak istiyorum!

Bu tiviti, İhsan Şenocak Hoca’nın şu sözleri için yazmış, Alara:

“İslam’ın kızı

Muallime ol, doktor ol, ev hanımı ol!

Fakat bütün bunları annelik duygunu yitirmeden, tesettürü ve mahremiyeti çiğnetmeden yap! 1.08.2017”

Şimdi nefes alabiliyor olsaydın.. Çevrendekilerin riyakarlığını gördükten sonra.. 

İhsan Hoca’ya hak verir miydin, Alara!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp