“Saldım çayıra Mevlâm kayıra” düzeni

“Saldım çayıra Mevlâm kayıra” düzeni


Allah için yola çıkmış olabiliriz, niyetimizin halis olduğunu da iddia edebiliriz, hatta bu iddiamız doğru da olabilir. Şayet biz yanlış işler yapıyorsak, yaptığımız işleri Allah‘ın dinine göre yapmıyorsak, bizim için çoktan Allah’ın azabı yola çıkmış demektir.

Adalet, ehl-i iman için namustur. Hukukunefsi ve hukukunnası çiğneten korku, hainlere mahsustur. “Büyüklerimizin bir bildiği var” diyerek şeriatsız yapılan iş ve işlemleri onaylayanlar, cehennemlik duygularla kendilerini oyalayanlardır. Rabbimiz haber veriyor:

“Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resûl’e itaat edeydik” diyecekler.

Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.”

“Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” (Ahzab Sûresi/ 66-68)

Kurtuluşu hayal ederek Hak ve hakikat adına batıl yolda sergilendiğin batıl ve atıl icraatlarını ataların üzerine atma. Müslüman olarak bil ki dinin İslâm her türlü noksanlık ve fazlalıktan münezzehtir sakın ona hurafe katma. Müslüman kalmak ve Müslüman olarak ölmek istiyorsan Allah’tan gelmiş olan şeriatı kâfi gör, helali bırakıp da haramı tatma. Kişi gönül pusulasını çevirmişse menfaatin olduğu yöne, menfaat söz konusu olduğunda dine veda eder cahiliyye devrine dönüş yapar döne döne. Aç da kalsak, susuz da kalsak helal dairesinde kalacağız dizimizde takat kalıncaya dek. Çünkü Rabbimiz Allah bir ve tek!

Öyle bir zaman düştük ki; gönül çırasında fitilsiz yanıyoruz. Çöldeki serâbı su olur sanıyoruz. Belki farkında değiliz “mevsimlik mücahid”lerin yalanlarına kanıyoruz. Müslüman olarak nerede, hangi mevkii ve makamda olursak olalım bulunduğumuz yeri, mevkiiyi ve makamı Müslümanlaştırma derdine düşmüyorsak, biz de cayıra salınmış olanlardanız demektir. Müslüman olarak dünkü dostlarını, din kardeşlerini, mü’min mesai arkadaşlarını hatırlamayacak kadar bir hafzaya sahib olanları bu memlekette “dava adamı” diye bir yerlere getirmişseniz, etkili ve yetkili kılmışsanız, biliniz ve inanız ki, siz bu durumda hainlerin sayılarını çoğaltıyorsunuz. “Saldım Çayıra Mevlâm Kayıra” diyorsanız, Mevlâmız Allah Tebareke ve Teâla, hainleri, nankörleri, kıblesi menfaat olanları nasıl kayırsın? Allah’ın böyle bir va’di yok ki kayırsın.

Hilafetin ilgasından bu yana hiç kesintiye uğramadan genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise ülkemizde mazlumlar zalime ödüyor diyet. Hüküm süren, camide darbuka çalan zihniyet. Davayı, davaya hizmeti menfaat şebekelerine, dalkavuklar çetesine havale etmeyi asla ve kat’a kabul etmez İslâmiyet!

Biz zamanımızın şahidleriyiz. Belki önlerine on koyun katsanız güdemeyecek kimseleri bu memlekette söz sahibi yapıp her türlü makamı kendilerine bahşetmenize rağmen bugün münkir ve müşrik medyanın mikrofonları önünde öten hain birer baykuş olmalarına engel olamıyorsanız, biliniz ve inanız ki; bunun sebebi, umud bağladığınız “Saldım Çayıra Mevlâm Kayıra” düzenidir. Bu düzen yıkılmadan, ihlas ve ihsan sınavı kazanılmadan daha nice hain baykuşlar ötmeye devam edecektir.  

Kendilerini idare etmekten aciz olanları memleketin başına idareci diye dikerseniz, düşmanın yapmadığı kötülüğü memleketinize siz edersiniz. Müslümanların iradesi ve duasıyla bir yerlere gelmişseniz sizin yapığınız bütün icraatlarda, iş ve işlemlerde murakabeci mazlumların ahı var. Toplumda birilerini sıfırdan alıp haramzade yaparken, öbür tarafta hak ettiğini alamayan, doğruluktan ayrılmayan, helal süt emmiş çaresiz helalzadelerin günahı var. 

Helal ve haram hususundaki vurdumduymazlık, iki dünyamızı da yakar. Sakın deme ki; ben artık bir yerlere geldim, kesem ve kasam dolmuş helal olsa ne çıkar, haram olsa çıkar. Harama feda edilen, haramzadeye peşkeş çekilen miskali zerre kadar bir helalin ahı bir dünyayı yıkar.  

Dünya bize düşman olsa da, sofra diye önümüze serilse de dinimizin işaret ettiği yerde duracağız. Çiğnenen, çiğnetilen hakkı tutup ayağa kaldıracağız. Biz “... İş, ehil olmayana verilince kıyameti bekle” ( Sahih-i Buhârî, İlim: 2 ) diyen bir Peygamberin ümmetiz. Kendi iktidar alanlarını Müslümanlaştırma hassasiyeti olmayanları idareci mevkiine getirip etkili ve yetkili kılmak, toplumda Firavunlaşmak, Nemrudlaşmak, Karunlaşmak isteyenlerin sayılarını çoğaltmaktır. Müslüman olduklarını, Müslümanlardan olduklarını iddia etmelerine rağmen dava, davet, dua, ümmet ve hilafet derdi olmayanları Müslümanlara idareci yapandan, etkili ve yetkili kılandan Allah’ın huzurunda Allah’ın dini İslâm davacı olacaktır. Dinleriyle kavgalı olanların kendi aralarında kavgaları bitmez. “Saldım Çayıra Mevlâm Kayıra” düzeni yıkılmadan liyakatin, ehliyetin, şahsiyetin ve sadakatin kıymeti bilinmez.

Google+ WhatsApp