Sahibinden hiç kullanılmamış sözler

Sahibinden hiç kullanılmamış sözler


Az şey bilen ve bildiği o az şeyin icabınca hakkını verenler; çok fazla şey bildiği halde, bildiği hiçbir şeye sahip çıkamayanlardan herhalde çok daha doğru insanlar...

Çok sevmek diye bir şey yok, sevmek var sadece ve bu her türlü azlığı aşmak demek zaten.

Yakına bakanların yolu uzağı görmeye azmedenlerden hep daha uzun oluyor.

Gözünü enginliğine bakmaktan söküp alabildiğimiz hiçbir deniz, aslında orada değil...

Mantığın çıkardığı gürültülerin sürekli kalbin sesini bastırmasına izin vermek ne büyük esaret!

Bazen kaybolmak dediğimiz şey, hiç kimsenin bizi aramaya çıkmayacağını bilmek değil mi?

Kifayetsizliğimize bakmayıp bütün bulmacaları çözmeye azmettik hepimiz; belki bu yüzden düğümlenip duruyoruz.

Geceleri şehrin bütün ışıkları ışıl ışıl yanıyorken, söyleyin karanlıktan ne eksiliyor?

Samimiyetle söylenmiş sözleri kolayca tekrar ederek elde edeceğimiz şey en fazla ikinci el bir bilinç olsa gerek...

Her şey bu kadar hızla akıyorken, bir bakalım, hayatınızın çekmecelerinde yarınlar için saklamaya değecek bir şey birikiyor mu?

Her şeyi birkaç kelimeyle izah ediyor, her şeye birkaç kelimeyle ikna oluyoruz; diğer bütün kelimeler yüz çeviriyor sonra bize!

Okuyup üst üste koyduğumuz kitaplar nedense zihin boyumuzu pek fazla yükseltmiyor; galiba sürümden kaybediyoruz biz!

Etkileyici pek çok şeyin vitrinlerini süslediği şu dünyada, ‘etki’nin kendisi acaba nerede saklanıyor?

Dünyayı en çok kirleten ve hayatı en çok tehdit eden şeylerden biri atmosfere bu kadar çok boş söz salınıyor olması...

Dünyayı ayağımıza getiren bütün şu medya araçları, nedense bizi bir türlü kendimize getiremiyor.

Heyhat! Çayına şeker atmayı bırakanlar ile hiçbir şeyden tat alamadığından yakınanlar aynı dünyada yaşıyor.

‘Alçak gönüllü’ ifadesi muhtevasına hiç uygun düşmüyor; tevazu sahiplerine ‘yüksek gönüllü’ demek icap etmez mi?

Yorgunluğun insanın üstüne en çok çöktüğü yer, bir şeyi anlamı olmadığını bile bile yapmaya başladığımız yer...

Anneler, babalar ve bilumum makineler... Yeni ebeveynlik düzeni artık üç haneli...

Sürekli yeni bir sayfa açmaktan söz edenler, önce ellerindeki sayfayı neyle doldurduğuna bir baksa keşke!

Gençler en çok yaz tatilinde edebiyatla ünsiyet kuruyor; çünkü malum, yaz tatilinde edebiyat dersi yok.

İnsanlar mı paralarını harcıyor, yoksa paraları mı insanları harcıyor; ekonomi mekteplerinde keşke müfredata böyle bir bahis koyup buna da bir cevap verseler hocalar!

Kim geçmiş zaman ile böbürlenmeyi gündelik bir uğraşa çevirmişse, şimdiki zamanıyla karşılaşmaktan köşe bucak kaçıyor demektir.

İnsanlığın ayakta durmayı hak edecek dirayeti gösteremiyorsa, yıkılmaktan korkma!

Google+ WhatsApp