Sahabenin Kader anlayışını Kur’an inşa etmişti

Sahabenin Kader anlayışını Kur’an inşa etmişti

Halife Hz. Ömer’e bir hırsız getirilir. Hz. Ömer, “Niçin çaldın?” der. Hırsızın cevabı, Kur’an’ın haber verdiği cahiliyye kader anlayışıyla tıpa tıp aynıdır: “Allah’ın hakkımdaki kaza ve kaderi böyle olduğu için çaldım!” Hz. Ömer’in

Sahabenin Kader anlayışını Kur’an inşa etmişti

 

 

Halife Hz. Ömer’e bir hırsız getirilir. Hz. Ömer, “Niçin çaldın?” der. Hırsızın cevabı, Kur’an’ın haber verdiği cahiliyye kader anlayışıyla tıpa tıp aynıdır: “Allah’ın hakkımdaki kaza ve kaderi böyle olduğu için çaldım!” Hz. Ömer’in zihni gibi, sözü de keskindir: “Ben de senin elini Allah’ın kaza ve kaderiyle kesiyorum.” Ayrıca hırsıza bir de sopa vurulmasını emreder. “O niçin” diyenlere, “Allah’a iftira ettiği için” ceva bını verir.

Hz. Ali’nin kader anlayışını da Kur’an inşa etmiştir. Nehcu’l-Belağa’nın 78. sözünden aktaralım: “Bize Şam yolculuğumuzun Allah’ın kaza ve kaderiyle olup olmadığını bildir” diyen adama şöyle der: “Yazıklar olsun sana! Sen kaza ve kaderin, kişinin irade özgürlüğünü elinden aldığını mı düşünüyorsun? Eğer durum sandığın gibi olsaydı, ceza ve mükâfatın, müjde ve uyarının, emir ve yasağın hiçbir anlamı kalmazdı. Allah günah işleyeni kınamaz, iyilik yapanı övmezdi. İyilik yapan kötülük yapandan üstün sayılmaz, kötülük yapan iyilik yapana nazaran kınanıp yerilmezdi.” Hz. Ali bu sitem dolu sözlerinin arkasından, soruyu soran insanın kader anlayışının tam da cahiliyye müşriklerinin anlayışıyla aynı olduğunu haykırır: “Bu söylediklerin; putlara tapanların, şeytanın bekçiliğini yapanların, yalancı şahitlerin ve hakikate gözlerini kapatanların sözleridir.”

Hz. Ali insanın dahli olduğu alanlarda kaderinin seçmek, dahli olmadığı alanlarda ise takdire tabi olmak olduğunu düşünür. Bir soru üzerine kaderi şöyle tarif eder: “Kader itaatı emretmek, isyanı nehyetmektir. İyi ili yapmak ve kötü ili yapmamak konusunda insanı serbest bırakmaktır.” 1

Bu örnekten bir kez daha öğreniriz ki, insanın kaderinde kendi iradesinin payını inkâr, Allah’a iftiradır. Kur’an ineli çok olmuştur, ama Kur’an’a muhatap olanlar arasında hâlâ cahiliyye kader inancına hiç elletmeden yaşayanların bulunduğu anlaşılmaktadır. Onların tek tük olmadığını şu olaydan çıkarıyoruz: Hz. Osman’ın evini muhasara edenler “Seni taşlayan Allah’tır” derler. Osman’ın buna verdiği cevap, Hz. Ömer’inkilerden farklı değildir: “Yalan söylüyorsunuz. Eğer Allah taşlasaydı, attığı taşları hedefe tam isabet ettirirdi.” Hz. Osman’ın bu yaklaşımı ile, kendisini hilafet makamından çekilmeye davet edenlere “Allah’ın giydirdiği gömleği çıkartamam” sözü arasında çelişki olduğu da bir vakıa.

Ebu Musa el-Eş’ari’nin kader anlayışını da Kur’an inşa etmişti. Şehristâni nakleder: Birgün Amr b. As ona“Allah bana bir şeyi takdir edip de, sonra bana bu yüzden azap eder mi?” diye sorar. “Hayır” cevabını alınca, “Niçin?” der. Ebu Musa der ki: “Çünkü Allah sana zulmetmez.” Bu da Ebu Musa ile Amr b. As arasındaki farktır.

Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın kader anlayışını da Kur’an inşa etmişti. İbnu’l-Murteza Tabakât’ında şunu anlatır: Bazı topluluklar içki içip, hırsızlık yapıp, adam öldürürler. Daha sonrada, bunlar Allah’ın ilminde olduğu için bu günahları işlemeye mecbur olduklarını söylerler. Bu durum İbn Ömer’e haber verildi. O da dedi ki: “Yüce Allah’ı tenzih ederim. Onların o işleri yapacakları Allah’ın ilminde vardı, ama Allah’ın ilmi onları bu işleri yapmaya zorlamadı.”

1- Sübhânî, el-Kaza ve’l-Kader, 74

Kader Risalesi Sah. 105-107

 

 

mustafa islamoğlu

Google+ WhatsApp