Rusya’nın Ortadoğu’ya dönüşü

Rusya’nın Ortadoğu’ya dönüşü


Rusya’nın Ortadoğu’ya dönüşü

 

 

2014 yılında Kırım ve Ukrayna’nın bir bölümünde gerçekleşen ilhak hadiseleri Rusya, ABD ve Avrupa ilişkilerini iyice germiş ve sıcak çatışma beklentilerini güçlendirmişti.

2015 yılının eylül ayında Esed’in çağrısı üzerine Rusya, terör örgütü olarak gördükleri gruplarla mücadele için Suriye topraklarına askeri, lojistik unsurlarıyla güçlü bir dönüş yaptı.

Rusya’nın Suriye’ye dönüşü AB ve ABD arasında bir kriz beklentisinin aksine DAEŞ ile mücadele mutabakatına dönüştü.

2011 -2013 yılına kadar rejimi zorlayan ve büyük kayıplar verdiren muhalif hareketler, Rusya’nın Suriye’ye dönüşüyle zayıflamaya başlarken PKK / PYD / YPG’nin ise bölgede güçlenmesine sebep oldu.

Rusya, Suriye topraklarında Batı koalisyonunun DAEŞ ile mücadelesini tolere ederken diğer yandan ABD, Çin, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Suud, Mısır, Libya, Türkiye, İran ve Şam ile yaşadığı ilişkileriyle şaşırtıcı reel, pragmatist bir politika yürütmeyi başardı.

Rusya, Suriye’de “İran, İsrail geriliminin kontrolünü elinde tutabilecek bir gücün sahibiyim” mesajını güçlendirirken Filistin sorununu da çözmeye aday pozisyonunu ön plana çıkarıyor.

ABD ve Rusya’nın Suriye’de gerginliklerinin hiçbir zaman sahadaki güç kaybına yansımaması birbirlerinin varlığını ustaca tolere etmeleri çok ilginç.

Rusya, ABD’nin Suriye’ye Kürtleri yerleştirmesine göz yumarken Suriye rejimi üzerindeki tüm kontrolü ve ağırlığını eline almış vaziyette.

Akıllardaki soru, Rusya istemeseydi ABD, Suriye’ye bu kadar silah, mühimmat ve asker yerleştirebilir miydi? 

Afganistan, Çeçenistan tecrübesi ile yeni bir Ortadoğu Rus politikası belirginleşiyor.

Rusya’nın uzun yıllardan beri Irak ve Suriye Kürt politikasının bölgede sadece İran ve Türkiye’yi rahatsız edecek boyutta olacağını unutmamak gerekiyor.

Sovyetlerin dağılma süreciyle Balkanlar, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’dan uzun yıllar çekilmek zorunda kalan Rusya 1960’lı yılların heyecanını bakalım yaşatabilecek mi?

Suriye ve Irak Kürt hareketlerini asla karşısına almayan Rusya, bölgede İsrail ile çok dikkatli ve çatışmasız bir politika yürüterek sanki bölgede ABD’ye alternatif yeni bir arabulucu rolüne talip.

Rusya’nın İsrail’in kendi çıkarları için Suriye topraklarında İran yerleşkelerini en az 20 defa vurması ve kendi uçağının düşürülmesine bile soğuk, kanlı bir şekilde cevap vermesi dikkat çekici bir durumdu.

2016 yılından bu yana Tahran merkezli birçok açıklamada Suriye’de, Rusya ve İran arasında gizli gerginlikler, Rusya’nın İsrail ile İran’ı Suriye’den çıkarmak için çalışacağı söylentileri tartışılıyor.

Deutsche Welle’de geçen hafta yayınlanan bir makalede, “Rusya ve İran, Suriye konusunda birbirinden uzaklaşırken yeni bir ikili güçleniyor: Rusya ile İsrail. İki ülkeyi İran’ın Suriye’deki varlığının azaltılması hedefi birleştiriyor. Tahran gittikçe yalnızlaşıyor” ifadesi kullanıldı.

Makalede, İsrail İmar ve İskan Bakanı Yoav Galant’ın 26 Ocak’taki “Moskova’nın Tahran ve Hizbullah’ı müttefik olarak görmek zorunda kaldığı dönemin bittiği, İran’ı Suriye’den çıkarmanın Rusya ve İsrail›in ortak çıkarı olduğu» yönündeki sözleri anımsatıldı.

Son dönemde Moskova-Tel Aviv hattında diplomasi trafiğinin de yoğunlaştığı hatırlatılan makalede, “İsrail, sınırındaki Şii devletini kabul edilemez bir tehdit olarak görüyor. Rusya da İran’ın Suriye’deki varlığını, sekiz yıllık savaşın ardından Moskova’nın ateşkes çabalarını boşa çıkaracak bir huzursuzluk faktörü olarak görüyor” ifadelerine yer verildi.

Makalede, İran’ı Suriye’den çıkarmanın oldukça güç olacağı, İranlı iş adamlarının Şam’da sahip oldukları sayısız gayrimenkulün Şam-Tahran bağını güçlendireceği savunuldu.

“RUSYA VE İRAN AÇIKÇA REKABET EDER Mİ?”

ABD menşeli İngilizce yayın yapan Al-Monitor haber sitesinde analizine yer verilen Rus uzman Anton Mardasov da Moskova ve Tahran arasındaki anlaşmazlığın, Suriye iç savaşının her zaman bir parçası olageldiğini ifade etti.

“Ancak iki ülke arasındaki çatışma, Suriye ordusunun ve diğer askeri unsurların geleceğini etkiler şekilde daha siyasi hale geldi” değerlendirmesi yapılan analizde, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov’un CNN’e 25 Ocak’ta verdiği röportajda “Rusya ve İran’ı müttefik olarak tanımlamaktan kaçınmasının iyi olacağı” yönündeki ifadesine dikkat çekildi.

Analizde Ryablov’un, İsrail’in güvenliğini korumayı önemsediklerini söylediği de anımsatıldı.

Rusya’nın önde gelen gazetelerinden Novaya Gazeta’da çıkan bir haberde, “Rusya ve İran Ortadoğu’nun tümünde tekelleşme için açıkça rekabet etmeye başladı” değerlendirmesinin yapıldığı belirtildi.

Analizde, İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Başkanı Haşmetullah Felahatpişe’nin Rusya’nın, İsrail’in Suriye’ye saldırı düzenlediği sırada S-300 füze savunma sistemini kapattığını öne sürdüğü, bu durumun İsrail’in işini kolaylaştırdığı ifade edildi.

Rusya’da yayınlanan RBC isimli bir ekonomi dergisinde 16 Kasım 2018’de yayınlanan bir makalede, İran’ın, desteklediği gruplarla Suriye’de iktidar boşluğunu kullanarak giderek daha da güçlendiğine ve Rusya’nın “Suriye ordusunu birleştirerek tek merkezli olmasını sağlama” hedefini baltaladığına dikkat çekilmişti.

Bugün Savaş öncesinde Suriye, Lübnan ve Irak’ta güçlenmiş olan İran’ın Rusya gibi güçlü bir müttefike rağmen üç ülkede gücünün zayıfladığını ve yorulduğunu (yordurulduğunu )görüyoruz.

Rusya’nın Ortadoğu’ya yeniden gelişi akademisyenler için iyi bir tez konusu olduğunu hatırlatayım.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp