Ruh sağlığı

Ruh sağlığı


Toplumların ruh dengelerinin bütünlüğünde, kitlelerin nasıl bir durumda oldukları anlaşılır. Önemli olaylarda bu durumlar daha çok belirginleşir. Şu reklâm ve medya çağında, insanların ruh hâlleri her durum ve ortamda kendini belli eder. Felâketler olur, insanlık büyük acılar içinde olur, insanların bir kesimi durumun nedenleri ve sonuçlarını bir kenara bırakır absürt hâllerde bulunur. Akıl devreden çıkar, duygular baskın olur.

 

Duygu insanın olmazlarından, bunun da belli bir yeri var. İnsan duygusuzlaşınca kaskatı kemik gibi bir varlık olur. Bu tip insanlardan ürkülür.

 

Büyük felâketlerde insanı aşan çok şey var. Yerin sarsılması engellenemez. Hiçbir insanî güç bunu engellemeye, durdurmaya güç yetiremez. Bunlar kıyametin öncü haberleridir. Ancak korunma ve sakınmalardaki tedbirler insan için yarar sağlar. Asıl kıyamette ise hiçbir tedbirin anlamı bile olmaz.

 

Her insanın belli bir ömrü var. Hayatın belli bir süre anlamlandırılması, yaşanabilirliği dilenen ve arzulanan. Ama her şeyin bir sonu var. İnsanın da bir sonu var bu dünyada. Asıl hayata geçişin bir zamanı ve dönemi öyle ya da böyle kesin olacak.

 

Her insanın kendine özel bir depremi var. Bu, genele yansımaz. Her insan kendi dünyasında yaşar ve bu dünya hayatını tamamlar, günü ve zamanı gelince bir gerekçeyle bu dünyaya veda eder. Kendilerini çok güçlü ve yıkılmaz sananların sonu da ölümdür. İnsana düşen en güçlü olduğunu düşündüğü zaman kendini insan olarak bilmesi ve buna göre yaşaması kendisi için değerli olur.

 

İnsan güçlüyken daha çok kendini bilmeli, sahip bulunduğu gücü denetlemeli. Güç kendisi için tehlikeli ve hatta başına belâ olabilir. Bu, sadece yaşanan zaman içinde değil de ilerleyen zaman içinde kendisini gelir bulur. Zulmün bedelinden asla kaçılamaz.

 

Yaşadığımız şu zamanda, insanlık sınırlarının dışında, uçlarda geziniyor. Haddini ve sınırlarını aşıyor. Kibirleniyor, büyükleniyor. Onu böyle yapan sahip olduğu sınırlanamaz güçtür. Bu onun için bir aşırılık ve terördür.

 

Salgından ötürü neredeyse bir yıla yaklaşıldığı şu zamanda, insanlığın yaşadığı depremlerin sarsıcılığı insan dengesini bozdu. Sınırlanamaz hâlleri bir ölçüde dengelendi. Ölüm korkusu, telâşı hemen her insanı sardı. Salgın depremi döneminin insanlığı bir yıl öncesine göre çok farklı. Herkes tedbir olsun diye maskeli. Yeryüzü bir maskeliler sürecini yaşıyor. Birbirlerini çeşitli konularda aşağılayan, küçümseyenler aynı hâle büründü.

 

İnsan sınırlarını ve haddini aşınca zalimleşiyor.

 

Dengelerini yitirenlerde bilinç aranmaz. İnsan öldürme, zulmetme ve daha nice durumlarda dengeler bozulunca sadece kendine değil insanlığa zarar verirler. Bu, kendi sınırlarını aşar.

 

Müslümanların temel ölçüleri bulunuyor. Uçlardan kaçınma. Bu; “ifrat” ve “tefrit” olarak tanımlanır. Bunlar insanı uçurumlara sürükler. Kendi sınırlarını zorlamaya neden olur. Bu tip insanlar sadece kendilerine zarar vermezler. Bağlı bulundukları çevreye, kültüre zarar verirler. Sağlıklı ve huzurlu olan bir toplumu lekelerler.

 

Büyük olaylar ve oluşlar insanların ruh hâllerini etkiler, dengelerini bozar. Hatta kimi insanlar toparlanamazlar. Bu, ister büyük olaylardan kaynaklı olsun isterse sınırlı olanlardan olsun.

 

İnsanın ruh sağlığı ve dengesi önemlidir. İnsanların ruh hâllerini etkileyecek her davranıştan kaçınılmalı. Deprem, sel, çığ veya kimi büyük yıkıntılı olaylar olduğu gibi, insanların dengelerini bozan yönetimler ve yöneticiler de olur. İnsana nefes aldırılmaz, kapana kısılmaya zorlarlar. Onlar o durumda kendileri olamazlar. İslâm inancında insanların ruh hâllerini ve dengelerini bozacak her davranıştan kaçınılır.

 

Ruh sağlığı bozulan insanlar toparlanamazlar, bu, hem kendilerinin hem de insanlığın kaybı. Bir insan kazanmak isteniyorsa sağlıklı olmasına yardımcı olunur. Sağlıklı insanlardan yarar gelir, eğer kazanılırlarsa.

Google+ WhatsApp