Romantizmin kurbanları hiçliğin mahkumları

Romantizmin kurbanları hiçliğin mahkumları

Berbat bir dönemden geçiyoruz. En merhametsiz, en vicdansız, en kutsalsız bir çağdayız. Birilerimiz bu dönemin mağduru ve mazlumu. Birilerimiz bu dönemin soğuk sözler karşısında üşüyeni. Kimileri insanlara iftira etmeyi, itibarsızlaştırmayı meslek haline

Romantizmin kurbanları hiçliğin mahkumları

 

 

Berbat bir dönemden geçiyoruz. En merhametsiz, en vicdansız, en kutsalsız bir çağdayız.

Birilerimiz bu dönemin mağduru ve mazlumu.

Birilerimiz bu dönemin soğuk sözler karşısında üşüyeni.
 
Kimileri insanlara iftira etmeyi, itibarsızlaştırmayı meslek haline getirmiş.
 
Kimileri ilim, irfan, Kur’an ehline sapıklar demeyi ilke edinerek din tüccarlığına, baronluğuna, holiganlığına soyunmuş.
 
Birileri ihaleleri kapıp köşeyi dönmüş, ihtiraslarının kurbanı olmuş.

 

 
Birileri İslamcılıktan yüz çevirmiş, siz hala orda mısınız diye lakırtılar yapıyor.

 

 
Her tarikatın, cemaatin, hizbin, grubun hakikat iddiası vahşi emperyalist dünya sistemlerinin ekmeğine yağ sürmüş.

 

 
Kimilerinin beyni vehim nebatları yetiştiren bir hastalık tarlasına dönmüş.

 

 
Kimileri İslamı sarıktan, cübbeden, şalvardan, kıldan, tüyden ibaret görmüş, aklına ipotek koydurmuş, Allah’ın verdiği aklı kullanmadan mahşerde Allah’a iade edecekmişçesine ömür tüketiyor.

 

 
Oysa ki Hz. Muhammed insanlara kıl değil akıl bıraktı. Bu gerçeği bir türlü kabullenmeyenler duygularıyla ortalıkta dolaşan bir sürü psikolojisi içindeler

 

 
Kimileri değişim adına sergilenen düşünce podyumunda mankenlik yapıyor, ki giyim kuşam modasında yaşanan sefaletin ve enflasyonun bir benzeride düşünce alanında yaşanıyor.

 

 
Kimileri, süper tağutların en yetkili ağızlarından verilen demeçleri amentü esası kabul ederek uygulamaya geçiriyor.

 

 
Kimileri hakikate tersinden yaklaşıyor, vahyin önüne geçiyor.

 

 
Kimileri sipariş üzere çalışan fetva satıcıları, minber organizatörleri, sevimsiz, şuursuz, verimsiz, murakabesiz, içeriksiz mollalar

 

 
İslam dünyasında birçok şahsiyet Mısır ve Suud başta olmak üzere önde gelen din adamları dünyayı dine tercih etmiştir. Allah adına makam ve mevki kazanarak alıcılara satmışlardır. Halkın ihlas ve iman merdiveniyle kudret çatısına çıkmışlardır. mİhraptan efendi sarayına terfi etmişlerdir veya hakanın sarayına başlarını uzatmışlardır.

 

 
Başlarını Allah’a secdeden kaldırarak para tanrısı huzurunda rükuya eğilmişler, secdeye kapanmışlardır. Kralların saraylarında kapı kulu olmuşlardır.

 

 
Birçok meşhur takva adamı ve erdem sahibi adam, din ve ilim adamı, halk ve özgürlük rehberi yavaş yavaş ansızın kendi iradeleriyle veya yoldan çıkarıcı gizli güçlerin taraftarlarının ellerinin ve desisesiyle yollarını değiştirmişlerdir. Kıblelerini de değiştirmişlerdir. Üstelik el sallayarak hoşçakalın halk dervişleri diyerek.

 

 
Yazık hem de ne yazık, halkın imanı bir kuruşluk din tellallarının, kürsü holiganlarının elinde ve dilinde

 

 
Herkes ninni söylerken ey Kur’anı çağın idrakine söyletmek isteyen yiğit mümin sen neden sözünü yükseltir, milleti uyandırırsın, saf islamı anlatarak modern yobazları kızdırırsın.

 

 
Kimileri dilinin keskin yanını müminlerin ense kökünde bir cellat satırı gibi çalıştırarak kardeş kanına giren, belki birgün aynı mevzide sırt sırta ölüm kalım savaşı vereceği Müslümanı önce yedi kule zindanlarına çevirdiği kalbinde boğup, sırtına münasip bir yafta yapıştırmakta tereddüt etmeyenler

 

 
Ellerinden ve dillerinden emin olmadığımız, olamadığımız sözde Müslümanlar, marka Müslümanları, bizim mahallenin şarlatanları

 

 
Kimileri Müslüman olduğu halde İslamın aksiyon ve fikriyatına, strateji ve siyasetine kayıtsız ve istidatsız

 

 
Kimileri, bir ruh hastası, kendi hayal ve yalanlarına inanan ve göz bebeklerine çizdiği uydurma şekillerine gerçek gibi bakan bir hasta. Bu tipler tabii kişiler gibi görünürler, kolay kolay şüphe çekmez böylece hastanelik hallerini gizlerler. Bu suretle çevrelerine itimat aşılamaya kadar varırlar.

 

 
Bir tutam sakallarının altına gizlenen günahlarıyla, dini kisve diye yutturdukları elbiselerinin içinde hokkabazlık yapan, işi gücü samimi müminlere iftira atmak olan, hakikate değilde, hakikati kendisine uyduran, islama teslim olmamış, islamı teslim almış hurafe ve mitolojik efsanelere kafasını kaptırmış, şeyhlerinin kulu olan safsata paketleri pazarlayan, ibişlik numarası çeken, mukaddes davayı şahsında kemikleştiren, zavallılaştıran, seviyesizleştiren, maddede ve manada istismar eden ve taviz ocağı haline getiren, küfre yem hazırlayan ve onca yıllık çilemizin, ızdırabımızın, alın terimizin, ödediğimiz bedellerimizin getirdiği nesilleri çürüten, şafağını karartan, ufkunu kapatan ve bir şafak güneşi gibi doğuşumuzu kim bilir hangi mekan ve zamana erteleyen hep bu ruh hastasıdır/hastalarıdır.

 

 
Yazıklar olsun Allah Rasulünün yanında olmak iddiası altında Ebu cehille ortaklık arayanlara

 

 
Ey hat siz o insanlarsınız ki zahirde el attığı doğruların bile batınında fesat yatmaktadır. Ateş olmayan yerde duman tüttürmenin peşindesiniz.

 

 
Ve siz ey ruh hastası olanlar, sizler yalnız kendinize oyuncak edindiğiniz mukavva dünya içinde sahte gerçekler ima edip bunları insanlara yutturmaktan anlıyorsunuz.

 

Ey hasta adamlar, kuru kemmiyet dünyasında Allah size ne kadar imkan vermiş olursa olsun sonunda mutlaka galip gelecek olan keyfiyete mahkumsunuz.

 

LA GALİBE İLLALLAH

 

Selam olsun aracısız Allah’a hakkıyla kulluk edenlere.
 
 
 

Bünyamin Doğruer/Düşünce Mektebi

Google+ WhatsApp