Ritüellerinden, din gibi, nasıl da vazgeçemiyorlar!

Ritüellerinden, din gibi, nasıl da vazgeçemiyorlar!


Tabii ki eleştirilerim, işçilere yönelik değil..

İşçilerimizi bir avuç Marksistin istismar etmesine karşı çıkmak için, yazıyorum..

Hem Kemalist, hem Marksist, hem Leninist, hem Maocu olunamayacağını hatırlatmak için yazıyorum..

İşçi Bayramı, nereden çıkmış?

Amerika’dan..

“Tam bağımsız Türkiye” diyenlerin..

“Özgürlük” diye haykıranların..

ABD’de gelişen olaylar silsilesi sonrasında kabul edilen bir gün yerine..

Daha yerli bir günü, bayram olarak kabul etmeleri gerekmez mi?

Gerekir..

Ama hem Marksistlik yapacaklar..

Hem de ABD’de gelişen bir olayın tarihini esas alacaklar..

Diyebilirler ki, “Bir taşla iki kuş vuruyoruz.. Sosyalizmde işçiyi istismar yoktur.. Kapitalizmin beşiği ABD’de işçi istismarını bilinçlere yerleştirmek için, ABD’deki işçi istismarını esas alıyoruz.”

O zaman birisi de size sorar..

Şu an, ABD’deki işçi mi, yoksa sizin savunduğunuz ülkeledeki işçi mi daha yüksek gelire sahip?

Kapitalist ülkedeki zenginliği bile, sosyalist sistemler veremiyorsa, onların peşinden niye gidersiniz ki?

Bu; işin bir yönü..

Bakıyorsunuz, “1 Mayıs’ı, illa da illa, bayram olarak kutlayacağız” diyenlerin kimliklerine..

Kemalist geçiniyorlar..

Atatürkçülük söylemi ile karşımıza çıkıyorlar..

Hatırlayın, 28 Şubat sürecinde, 5’li çetenin içinde yer alan sözüm ona sivil toplum kuruluşlarından birisi de, DİSK idi.. 

Ne yaman çelişki değil mi?

Sivil toplum kuruluşu..

Ama askerden yana tavır aldılar..

Darbecilere destek verdiler..

Sadece bu yönü ile değil..

Kemalist geçindikleri halde, Mustafa Kemal Türkiye’sinde ne olduğuna bakmamaları da ilginç..

Taa Osmanlı döneminde bile gösterilerle kutlanan 1 Mayıs, Mustafa Kemal’in cumhurbaşkanlığı döneminde kutlanabilmiş mi?

Hayır..

Takrir-i Sükun yasaları gereği, 1925’te bir yasaklanmış..

Yasaklanış o yasaklanış..

Eeee..

Bir taneniz de çıkın, “Bizim bayramımızı kutlamamıza izin vermeyen Mustafa Kemal’le bizim ismimizi yan yana getirmeyin” deyin..

Diyorlar mı?

Hayır..

Peki, her şeyde önderlik ettiğini iddia ettikleri Mustafa Kemal’i, İşçi Bayramı konusunda kendilerine önder kabul ediyorlar mı?

Ona da hayır..

Görmezden gelip, konuyu kapatıyorlar..

Öyle ki, Mustafa Kemal aynı 1 Mayıs’ı “Bahar Bayramı” diye kabul etmiş de..

Yine de “İşçi Bayramı” olarak kutlanmasına imkan vermemiş..

O zaman DİSK’in yönetimine sormamız lazım..

Hem “1 Mayıs’ı meydanlarda kutlayacağız” deyip..

Hem de Kemalist felsefeyi bize dikte etmeye çalışanlara sormamız lazım:

“Hem Mustafa Kemal’i, hem Mustafa Kemal’in kabul etmediği ve kutlanmasına izin vermediği 1 Mayıs’ı kutsallaştırmak nasıl bir iş?”

 Duyar gibi oluyorum: “İnce iş.. Fazla karıştırma, orasını!”

Peki karıştırmayalım..

Mustafa Kemal’in, 1 Mayıs’a mesafe koyduğu gerçeğini geçtik..

Bu ülkede. .

İsmet İnönü cumhurbaşkanlığı yaptı..

Bugünkü sol çevrelerin, iki dudağı arasından çıkacaklara baktığı, övgüler düzdükleri Cemal Gürsel’ler, Cevdet Sunay’lar, Fahri Korutürk’ler, Necdet Sezer’ler cumhurbaşkanlığı yaptı..

“İşçi dostu” diye kabul edilen, öyle gösterilen, işçi kenti olarak bilinen Zonguldak ile bir ilgisi olmamasına rağmen Zonguldak’dan milletvekili adayı olan, seçilen..

12 Eylül öncesinde..

28 Şubat sürecinde..

İşçi dostu gösterilen Bülent Ecevit’ler başbakan oldu..

1991’lerde, sırf Turgut Özal’ın ayağını kaydırmak için, Süleyman Demirel ile koalisyon ortaklığı yapan Erdal İnönü’ler başbakan yardımcılığı yaptı..

Ama hiçbirisinin döneminde, 1 Mayıs İşçi Bayramı olarak kabul edilmedi.

AK Parti iktidarına geldik.

İşçilerle arasını bozmak istedikleri Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığında..

İlk defa 2008 yılında 1 Mayıs, Emek ve Dayanışma günü olarak kabul edildi..

2009 yılında da aynı isimle bayram ilan edildi..

Hatta, 1977’deki karanlık katliam sonrasında, 1 Mayıs’ın kutlanmasına izin verilmeyen Taksim Meydanı’nı..

Bu noktayı biraz açalım:

Aradaki dönemlerde, Bülent Ecevit başbakanlık yaptı..

Süleyman Demirel başbakanlık yaptı.

Kenan Evren 3 yıl bu ülkeyi yönetti.. Sonrasında Erdal İnönü başbakan yardımcılığı yaptı..

Büyent Ecevit başbakanlık yaptı.. Başbakan yardımcılığı yaptı..

Ama işçi dostu gibi gösterilen bu isimlerin hiçbirisi, Taksim Meydanı’nı işçilere açmadı..

Açamadı..

Yıllar sonra Tayyip Erdoğan, işçilere 1 Mayıs’ta Taksim’i açtı..

Ama, işçilerin üzerinden kendi ideolojilerini bu ülke insanlarına dikte etmeye çalışan bir avuç sendikacı memnun oldu mu?

Olmadı..

Yine aynı saldırılarını, Tayyip Erdoğan’a yaptılar..

Ve dün karşılaştığımız tablo..

Sokağa çıkma yasağı var..

“Hak-İş ile, Türk-İş gibi, siz de sembolik bir heyetiniz ile, Taksim Anıtı’na çelenginizi koyun” deniliyor..

Olur mu?

Dindar insanlara, “Çağlar gerisinden gelen inançlara körü körüne bağlanmış gidiyorsunuz. Biraz aydınlanmacı olun, biraz esnek olun, hangi çağdayız” diye hakaret üstüne hakaretler yağdıranlar..

Taksim Anıtı’na çelenk koyma ritüellerinden vazgeçemiyorlar..

Dindar insanlar, “Bize tehlike halinde ruhsat verilmiş.. Bu sebeple, Cuma namazımızı cemaatle kılamıyoruz” diyorlar, bunu kabul ediyorlar..

Ama bu ateistler, “Taksim Anıtı’na çelenk koyma ritüelimizi tavizsiz tekrarlayacağız. 10 kişi ile olmaz. 20 kişi ile olmaz.. Ritüelimiz; DİSK merkezinden yola çıkıp, 100-200 kişilik grupla Taksim Anıtı’na çelenk koymaktır” diyorlar..

Ve bunun için polisle kavgaya tutuşuyorlar..

Kemalist desek, değiller.. M. Kemal’in engellediği bir günü bayram olarak kutluyorlar..

Marksist desek, değiller.. Ritüellerinden; hem de beşeri ritüellerinden küçücük bir taviz bile vermiyorlar..

Ne diyelim bunlara?

Takdir sizin!

Google+ WhatsApp