Rekabetin yıkıcı etkileri

Rekabetin yıkıcı etkileri


Rekabetin yıkıcı etkileri

 

 

İnsanın kendi türüyle rekabeti dünyaya adım attığı andan itibaren başlar. Hayatla ünsiyet kurmaya çalışan iki kardeşin anne üzerinden giriştikleri rekabeti bilmeyen yoktur.  Annenin biricik gözdesiyken sevgiyi kardeşiyle paylaşmak zorunda kalan çocuk onu sevgisine ortak edilen bir rakip olarak görmeye başlar. İki kardeş arasında başlayan rekabetin ortadan kalkması annenin yaklaşımına bağlıdır.

Kardeşinin,  beslendiği sevgiye ortak olduğunu düşünen çocuk,  küçük fırsatları dahi değerlendirerek onun canını yakmaya ve kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Zira burada sevginin paylaşımı söz konusudur. Çocuk kardeşine öfkelidir, onun oyuncaklarını alır, odasını dağıtır, her konuda rakibinin önüne geçerek dikkatleri üzerine çekmeye çalışır. Bütün bunlar insanın genetik kodlarında taşıdığı rekabetin ehilleştirilmemiş, ham çekirdeğinin bir göstergesidir.  Rabbimiz insanın bu eğiliminin terbiye edilerek şefkat ve paylaşıma dönüşmesini istemektedir. İslam kültüründe çocukların ilk eğitmenleri ebeveynleri olarak görülmüş ve çocuklara anne baba vasıtasıyla temel davranışlar kazandırılmıştır. Günümüz anne babaları ise çocuk eğitimi deyince sadece onların sosyal ve bilişsel alanlarını dikkate alıyor, çocukların fıtratlarında mevcut olan değerleri önemsemiyorlar. Peki, bunun sonucunda ne oluyor? Bunun sonucunda ahlaki değerlerle tanışamamış ve köklerine yabancılaşmış bir nesil ortaya çıkıyor. Ahlak ve maneviyat noktasında zayıf kalan bu çocuklar her türlü kötülüğe açık hale geliyorlar.

 

Suça bulaşan kişilerin rehabilite edilmesi için projeler üretilse ve cezalar ağırlaştırılsa da yapılan çalışmaların hiç biri yeterli gelmiyor. Suça bulaşan fertler cezaevlerine kapatılarak ortaya çıkabilecek zararın önüne geçilmeye çalışılıyor ama bunların hiçbiri kalıcı bir çözüm olamıyor…

Küresel odakların sömürgeleştirdikleri toplumlara empoze ettikleri marazi sorunların başında ötekileştirme algısı yer alıyor. Ferdi ve toplumsal ilişkilerinin dinamiğini ben ve öteki özerinden kuran kişiler benim partim, benim şeyhim, benim aşiretim, benim ailem, benim sokağım benim mahallem algısı ile hareket ediyor ve değerler ekseninde birleşemiyorlar.  Oysa bazılarımız insanlıkta bazılarımız ise dinde kardeşiz ve bizi insan kılan değerler ekseninde bir araya gelebiliriz. Fakat bunun için ilişkilerimizi dinamitleyen rekabeti yıkıp biz duygusu ile hareket edebilmemiz gerekir.

 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp