Ramazan Ayının Keyfiyetini Anlamak

Ramazan Ayının Keyfiyetini Anlamak

Bir ramazanı daha yaşarken göze çarpan acı olaylardan değişen mantalitelerin mahsullerine bakalım.Ramazanın gelmesi ile birlikte çarşı pazarlarda yoğun bir şekilde alışveriş telaşı, evlere, kilerlere, dolaplara

Ramazan Ayının Keyfiyetini Anlamak

 

 
Bir ramazanı daha yaşarken göze çarpan acı olaylardan değişen mantalitelerin mahsullerine bakalım.Ramazanın gelmesi ile birlikte çarşı pazarlarda yoğun bir şekilde alışveriş telaşı, evlere, kilerlere, dolaplara envai çeşit erzakları stoklamanın haddinden fazla abartıldığını görmekteyiz. Kıtlık mı kapıya dayandı?Savaş mı var? Ramazana bakış felsefesinin değiştiğini görmekteyiz. İftar sofralarının kral sofralarına dönmesi, o sofrada ne istersen, canın ne çekerse anında önünde, tonlarcası ise kilerde stok edilmiş haldedir. Ramazan ayında turistik oteller, lokantalar, lokaller, restoranlar… vb yerlerde kişi başına hazırlanan bin bir çeşit menüler, kuş sütünün eksik edilmediği tam donanımlı sofralarla insanların açlıklarını giderme seferberliğinin başlatıldığına şahit olmaktayız. Mükellef sofralardan alabildiğine ölçüsüzce tıkınma mekanlarında dört başı mamur olarak işlevini gerçekleştirmektedir. Ramazan sofrasının doğallığını bırakın zevkiniz, keyfiniz için buyurun, kaçırmayın, kapitaliniz oranında size de bir kral sofrası donatalım, paranız kadar yemeye buyurun, şöyle kıyıda köşede izbe bir alanda da yerimiz var. Ramazan sofraları ile birlikte daha fazla belirginleşen varlık durumu ve ayrıcalıklıların saltanatının havası ve çakası daha bir belirginleşmekte. Ramazan ile birlikte yapılan yardımlarda fakirlerin, yoksulları, yetimlerin, kimsesizlerin onurlarını rencide etmeden çok hassas davranarak yardım edilmesi gerekir. iftar çadırlarındansa bu alanlara harcanan paraların ihtiyaç sahiplerine nakdi olarak verilmesi çok daha isabetli olacağını düşünüyorum. Dini farizaların kapitalizm çarkının dişlileri arasında nasılda öğütülmeye, çarpıtılmaya çalışıldığını müşahade etmekteyiz. Kapital aşkının her geçen gün ile birlikte hızla artması sonucu dini bir çok ritüellerin nasılda sekülerleştirildiğini ve hızlı bir şekilde muhafazakarlaşmanın arttığını görmekteyiz. Ramazanın keyfiyetinin önüne lüks hayatın, lüks tüketimin geçirilmeye çalışıldığına şahit olmaktayız. Ramazan şenlikleri adı altında şarkılar, türküler eşliğinde eğlencelerin olması bu ayın gerçek manasına aykırıdır, bu ayda bulunması, yapılması gerekenlerin keyfiyetinin çarpıtılmasıdır. Ramazan ayı ziyafet ayı,görüntü, gösteriş ve israf ayı değildir. BAKARA
183- Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
184- (Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
185- O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.
186- Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.
187- Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar,
sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah’ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.Ramazan ayı on bir ay içerisinde mutatlaşan davranışların sorgulanması gerektiği çok önemli bir fırsat ayıdır. On bir ayın sultanı olan bu mübarek ay şeytanların zincirlendiği, rahmetin en ziyade olduğu arınma ayıdır. Ramazan ayı nefislerin tezkiye edildiği, ruhların maveraya kanatlanıp vuslata erdiği merhamet ayıdır. Bu ayın haleti ruhiyesin bağlı olarak ibadet ve itaatlerin arttığı; günahların, haramların, öfkelerin, kavgaların, ölümlerin azaldığına şahit olmaktayız. Olumsuzluklar azalırken sabrın, merhametin, ibadetlerin, yardımlaşmanın, saygının, hürmetin…vb erdemlerin arttığını görmekteyiz. Bu olumlu atmosfer altında çok daha derin tefekkür ve analizlerin yapılması, müslüman şahsiyetinin mümtaz, kamil, muhkem inşasının oluşabilmesi için nelerin yapılması gerektiği enine boyuna sorgulanmalıdır. Ramazan orucu nefsin, kolunun kanadının kırılması,kişinin acziyetinin farkında olmasını sağlamaktadır. Elin, dilin, belin İlahi rıza için kontrol altına alınması, dilin sükutu kalbin ihlas ile coşkun olarak Rabbini zikretmesi ile bu ayda arınmanın daha çok artmasına neden olmaktadır. Bu arınma ayı açlık üzerinden acziyetini anlama, nefsini tanıma, karekterin de ki aşırılıkları, eksiklikleri, egonun ahtapot kollarını kesip kamil bir müslüman olmak için büyük bir fırsattır. Ramazan ayı madden ve manen ben merkezli olma ayı değildir. Ramazan, maddi olarak saraylarda, kaşaneler de yaşamak ve müslümanlara, insanlara çaka satmayı kırmak, bu yanlış kanaat üzere olmayı değiştirme ayıdır. Karunlaşmamak, Harunlaşmak ; Harun’ un ilke ve amaçlarını anlayıp yaşama zamanıdır. Manen elde tesbih, belde hırka bir ortamda aylarca ,yıllarca inzivaya çekilmek,sadece şahsına abanmak dua etmek ,ruhbanlık anlayışı dinimizde yoktur .Efradını cami ,ağyarını mani anlayışı ile sınırlı kalmamalıdır.Manevi cephesi,gönül deryası bütün insanlara açık olmalı,sevgi ,merhamet ve dua halesi ile insanları ayırmadan bütün olarak kucaklamalıdır.İnsanlık için diriliş membası olmak, düşmanının dahi kendisinde dirildiği bilinci yakalayan şahsiyetli müslüman olmak gerekmektedir.Hz. Ali savaş meydanında düşman ile çetin bir şekilde mücadele ederken düşmanı yer düşer , öleceği anın geldiğini anlar ve son bir hamle ile efendimizin mübarek yüzüne tükürür ,havaya kalkmış olan yalçın kılıç hızla hedefine ulaşmadan havada donakalır, yavaş yavaş kolu yana doğru iner bu durumu gören kişi çok hayret eder ve sorar ben senin yerinde olsaydım aynı durumda karşımdakini paramparça ederdim der.Sen neden vazgeçtin? Hz. Ali mücadelenin başında seni öldürme gayem sırf rızayı İlahi içindi fakat,olay bu şekilde cereyan edince nefsimin devreye girmesi ve nefsim için seni öldürmemek için vazgeçtim der .(bu doğrultuda ibretlik bir olay yaşanmış)İnançsız kişi yaşadıklarının şoku içinde sendelemiş ,beyninde şimşeklere çakmış ,karanlıklar aydınlanmaya başlamış. İslam dininin yüceliği, hassasiyeti,inceliği karşısında buz gibi eriyerek kendine gelmiş ve iman etmiş.Düşmanının kendinde dirilmesi olayına çok muazzam bir örnektir.Ramazan ayı fırsatların,imkanların olabildiğine arttığı bir ortamda şahsiyetli müslümanlar olabilme ve olma zamanıdır.
 
 
 

Şaban Tekin/Elazığ

Google+ WhatsApp