Ramazan (1)

Ramazan (1)


Ramazan (1)

 

 

Hayatımızı rutin çizelgeler üzerinde sürdürürken farkındalığımızı kaybediyor ve kurulmuş bir saate dönüşüyoruz. Fakat bize bahşedilmiş özel anlar, özel günler ve özel aylar uyanmamızı sağlayarak manevi bir enerjiye dönüşüyor ve bizleri bu donukluktan kurtarıyor. Bu anlamda Ramazan ayı bizler için bir fırsatlar ayı, bir arınma sürecidir. Ramazan’ın ayak seslerini duyar duymaz yapılacak hayır hasenatların, ziyaret edilecek kişilerin, okunacak duaların ve yapılacak ikramların programını yapan Müslümanlar, kendilerini nesneleştiren rutinlerden bu vesile ile kurtuluyorlar.

Ramazan ayı manevi bir rehabilitasyon, toplumsal bir eğitim sürecidir. Yılın on bir ayında kendilerine hiç vakit ayıramayan Müslümanlar, Ramazan ayında bütün dikkatleri kendi yörüngelerine çevirir ve hallerini yeniden sorgulayıp Allah’ın rahmetine ulaşırlar.

Ruhsal bunaltı ve sıkıntılarından arınmak için gitmedik terapist bırakmayan insanlar, Ramazan ayında manevi bir iksirle yıkanır ve fıtratları ile buluşurlar. Ramazan ayı insanın üç yaşında sorduğu “ben kimim” sorusunu yeniden tazelediği ve asli sorumluluğunun idrakine vardığı bir aydır. “Ben kimim” sorusu her insanın sorması gereken temel bir sorudur. Bu soru ile yola çıkan kişi nerede ne yapması gerektiğinin bilincine varır ve vahyin gölgesine sığınarak burada kendine bir yer edinir. Ben kimim sorusu ile yola çıkan kişi istikamet üzere kalabilmek için çaba gösterir, bunun için bedel öder ve karşılaştığı bütün meşakkatlere göğüs gererek manevi zirveye ulaşır.

Çağımızın getirdiği bazı hastalıklar ne yazık ki Müslümanları da vurdu. Empati ve paylaşım duygularını kaybeden Müslümanlar, nefislerinin taleplerine ket vuramaz hale geldiler, bencilleştiler, küçük meseleleri dahi büyüterek zayıf düştüler. Oruç farkında olmadan kapitalist kültürün hamiliğini yapan fertlere “biz” duygusunu kazandırıyor ve onların bencilliğini tedavi ediyor. Ramazan ayında gönlünde ve cebinde ne varsa yoksullarla paylaşmaya çalışan Müslümanlar, bu vesile ile kaybettikleri değerleri yeniden kuşanıyor ve nefislerini arındırıyorlar. Oruç fertlerin empati ve şefkat duygularını geliştiriyor ve onlara sorumluluklarını hatırlatıyor.

Sabır kişinin kendisiyle ve çevresiyle uyumunu sağlayan üst değerlerden biridir. Kapitalist kültürün yerle bir ettiği bu değer oruçla birlikte yeniden güçleniyor ve insanlar sabrın getirdiği sükûneti soluma fırsatı buluyorlar. Kişiler arası ilişkilerde önemli bir yeri olan “sabır”  zayıfladığında hangi tehlikeler ortaya çıkar hiç düşündünüz mü? Bu soruya cevap verebilmek için öyle ötelere gitmeye hiç gerek yok, yaşadığınız çevreye göz atmanız yeterli. Çevrenizde, halinden şikâyet eden, haset eden, öfkesine yenik düşüp karşı tarafı darp eden, dünyanın en bedbaht insanı benim deyip kendini boşluğa bırakan ve daha aklınıza gelebilecek ne kadar olumsuz hikâye varsa hepsinin merkezinde tevekkül ve sabır eksikliği vardır. İşte oruç fertlerin sabır duygularını geliştirerek bu insanların yaşamlarına katkı sağlıyor.

Ramazan müminler için bir fırsatlar ayıdır. O nedenle Müslümanlar bu süreci iyi değerlendirmeli ve on bir aya yetecek miktarda manevi birikim yapmalıdırlar.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp