Rahmet kapıları aralanınca

Rahmet kapıları aralanınca


İnsanlık kendisiyle sınanıyor sürekli. Olumlu ya da olumsuz. Her durum insan için bir gösterge. Kendisini anlayabilme ve tanıyabilmesi için.

 

İnsan, garip bir mahlûk. Dar zamanlarında sığınacağı bir yer arar. Çırpınır, bocalar, gün gelir bir çıkış yolu bulur. Bulur da eski günlerine geri döner. Hiçbir şey yaşamamış gibi sorumsuzluklarında dalgalanır. İniş ve çıkışlar yaşanır.

 

Felâket sayılabilecek olan durumlar ve hâller aslında kendisine rahmet kapılarını aralama şansı ve fırsatı önüne çıkarır. Bunu hakkıyla değerlendirenler, nasipleneneler hayatlarını yenilerler. Yeni bir başlangıç yaparlar.

 

Salgın dönemi yaklaşık bir yıldır yoğun yaşanıyor. İnsanlar maskeli ve bu hayata bir bakıma zor da olsa alıştılar. Alıştılar ama şeytanî ruhları depreşince, zor koşullarda bile eski alışkanlıklarını sürdürürler. Sanki azmak için fırsat kolluyorlar. Yaşananlardan nasıl bir çıkış elde edeceklerini bilmeden.

 

Zaman akıyor, çok şey değişmiyor. İnsanlık kanıksıyor gibi görünse de bakıyorsunuz en yakınındakilerini yakalıyor. O zaman içleri yanıyor ama bu da uzun sürmüyor. Bir boşluk olsa anında yaşanmışlıklarına geri dönüyor.

 

İnsanı bunaltan sadece salgın değil. Salgına bağlı açmazlar, çözümsüzlükler. Bu yıl doğru dürüst kış yaşanamadı. Sular çekildi, hastalıkları hızlandırdı. İnsanlık neredeyse kokacak günlere doğru gidiyordu. İnsanlar maneviliklerini yitirince bunalıma giriyor. En küçük bir dokunuş çaresizlik içinde bunalanlar intihar ediyor. Hayata direnme ve korunma yerine bu yolu seçiyor. Tatlı ve yaşanası olan hayatı terk ediyor. İnançsızlık insanın bir diğer uçurumu. Sabır ve direnmenin maneviliğinden olan yoksunluğun bir sonucu.

 

Karsızlık, yağmursuzluk, kuraklık insanlığın yeri bir sınanması. Materyalizmin, ona bağlı bakışın tıkandığı süreci insanlığın. Duası ve bir sığınağı da yok. Çaresizlik içinde bocalıyor. Teknolojinin, bilişimin bile bir yarar sağlamadığı gerçeği içinde bocalıyor.

 

İnsanın rahmet kapısına gereksinimi o kadar çok ki. Bir umutsuzluk içindeyken rahmet kapıları aralandı. Yeryüzü beyaza büründü. İnsanlar derin bir soluk aldı.

 

İnsan sığınağını bilse hayata farklı bakacak. Kuru bir akıl tıkanıklığını aşarsa yeni çıkış yolu yakalar. Tıp da manevi bir ruh içerir, inanç gerektirir. İnsanlığın arayışı bitmez. Olması gereken bir durum.

 

Kar yağmayınca insanlık ne yapsın? Yağmur yağmayınca insanlık ne yapsın? Doğayı tüketen sonsuz ve sınırsız harcayan da insan. Geleceğini karartan da insan.

 

Allah’ın insanlığa olan rahmeti hiçbir zaman eksilmez. İnsan ne yaparsa yapsın onu rızktan mahrum etmez.

 

Her canlı varlık her halükarda rızıklanır.

 

Şükür olsun ki gene daralınılan bir zamanda rahmet kapıları aralandı. Karlar yağdı, insanlık rahat bir soluk aldı. Şu salgının da bir gün biteceğini diliyor ve niyazda bulunuyoruz. Rahmet kapıları asla tükenmez. İnsan bundan payını elbette alacak. İnsan gene sorumluluğunun bilincinde olursa bu kapılar asla kapanmaz. İnsana düşen tedbir ve bağlılık. Üstad Sezai Karakoç’un Kar Şiiri:

 

Karın yağdığını görünce / Kar tutan toprağı anlayacaksın / Toprakta bir karış karı görünce / Kar içinde yanan karı anlayacaksın

 

Allah kar gibi gökten yağınca / Karlar sıcak sıcak saçlarına değince / Başını önüne eğince /Benim bu şiirimi anlayacaksın.

 

Bu adam o adam gelip gider / Senin ellerinden rüyam gelip gider /Her affın içinde bir intikam gelip gider / Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın.

 

Ben bu şiiri yazdım âşık çeşidi / Öyle kar yağdı ki elim üşüdü / Ruhum seni düşününce ışıdı / Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın. [Gündoğmadan, s.35.] (1953, Ocak)

Google+ WhatsApp