Prof. Vamık Volkan: Marslılar saldırsa birlik olurduk, virüs saldırınca dağıldık…

Prof. Vamık Volkan: Marslılar saldırsa birlik olurduk, virüs saldırınca dağıldık…


Amerika’daki Kongre baskınına kadar -ki ülkedeki ayrışma/kutuplaşma artık elle tutular hatta ‘diğerini’ tehdit eder hale gelmişti. Dahası, ülkenin bölünme tahlilleri/tahminleri yapılıyordu- bu halin nasıl meydana geldiğine ilişkin, ekonomik, sosyal ve politik, hatta küresel ilintiler üzerinden analizler yapılmıştı. Ancak kitlesel ruh hali üzerine pek az şey söylenmişti. Doğrusu buna bakmaya zaman da olmamıştı. Bu yüzden, ‘global demokrasinin mabedi’ olarak -tabii ki şişirme bir tanımdır- tarif edilen Kongre baskını dünyada şaşkınlık, ABD’de şok içinde takip edilirken, Prof. Dr. Vamık Volkan’ın konuyu anlamamıza yardım edebileceğini düşündüm. Prof. Volkan’ın kim olduğunu herhalde anlatmaya gerek yok. Alanında en saygın ödülleri almış, 5 kez Nobel’e aday gösterilmiş, 55 kitabı, binlerce makalesi, özellikle sahada çatışma-uzlaşı dönemlerinde uluslararası ilişkilere psikiyatri boyutunu eklemiş biri. Yıllar önce ilk görüştüğümüzde Beyaz Saray Zihin Araştırmaları Merkezi’nin başındaydı. Kitapları içinde ‘Kan Bağı’ benim özellikle ilginç bulduğum bir çalışmadır. Görüşleri kritik edilmeye açıktır ve Türkiye’de de zaman zaman eleştirildi. Bunların içinde katıldıklarım da var. Başkan Biden’ın yemini sonrası görüştük. Henüz bilimsel açıdan incelenmesi ham bir konuda ilk izlenimlerini kısa notlar halinde sizinle paylaşmak isterim…

“On yıllardan beri bir psiko-analist olarak, etnik, millî, dinî ve ideolojik ‘büyük gruplar’, yani aynı geçmişi, fanteziyi, duyguları, tarihi paylaşan binlerce insan üzerinde çalışmalar yaptım. Bu yüzeyde görülenlerin altında yine paylaşılan psikolojik nedenlerin olduğunu ortaya çıkardı bu çalışmalar. İnsanlık tarihinin başlangıcından beri komşu büyük gruplar arasında bazen sevgi bazen düşmanca ilişkiler olmuştur. Detaylarına girmeyelim -‘The Need to Have Enemies and Allies’ kitabımda bunun psikolojik nedenlerini anlattım- ama kısaca, insanlarda hem sevgi hem de saldırganlık içgüdüleri var”…

***

“Son yıllarda teknoloji benim aklımın anlama imkânı dışında çok gelişti. İletişim ve ulaşım teknolojilerindeki büyük değişiklikler nedeniyle şimdi her ülke diğeriyle komşu. Bir ülkede birisi bir düğmeye basıyor ve başka bir ülkedeki insanı öldürüyor. Küreselleşme büyük grup kimliklerini etkiledi. Benim, ‘şimdi biz kimiz’ ismini verdiğim global bir durum yarattı”…

***

“Bence Donald Trump’ın Amerika’da Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesine en çok yardım eden onun Amerika ve Meksika arasında bir duvar yapacağı propagandası ve istenilmeyen ülkelerden (birçok Müslüman ülke dâhil) kişilerin Amerika’ya gelmesini önleme propagandaları oldu. Yani ‘psikolojik’ bir duvarla Amerika’yı koruyacağı ve duvar içinde eski, yalnızca seçilmiş ülkelerden gelen beyazların idare edeceği, ‘Büyük Amerika’yı canlandıracağı fikrini ortaya çıkardı. Milyonlarca Amerikalı ve vahim “beyaz üstünlükçü” gruplar bu sözleri yuttu. Amerika’daki ‘bölünmenin’ psikolojik nedenleri içinde en önemlisi budur. Başka yerlerde de buna benzer durumlar gördük, görüyoruz. Örneğin, Taliban ve El Kaide, halifeliği geri getirme ümidini yaydılar ve kullandılar”…

***

“Trump, Beyaz Saray’dan yeni Başkan’ı karşılamadan ayrıldı. Veda ederken yine en çok kendisi hakkında konuştu, kendisini övdü, kimseye metelik vermedi. Kendisini ‘bir numara’ ve benzersiz bir lider olarak övdü. Narsizm fena bir şey değil. Kendi öz-sevgimiz olmazsa hayatta başarılı olamayız. Fakat devamlı öz-sevgi toplama ihtiyacı olan biri -hele bu bir lider ise- bu ihtiyacı gidermek için yanındaki insanları ve toplumu böler. Böyle bir lider kendini beğenenleri “yüksek”, “büyük”, “inanılmaz” olarak algılar. Kendini takip etmeyenleri “alçak, aptal, hiçbir şey” olarak tarif eder. Kısaca böyle bir liderin kişilik organizasyonu, toplumun bölünmesinde rol oynar. Dört yıllık Başkanlığı sırasında Trump hep böyle konuştu, mütevazı ve sıradan bir insan olduğunu hiç söylemedi. Şimdi Başkan Biden’ın ilk yapacağı işlerden birinin Trump’ın duvarını ve ‘istenmeyen kişileri’ Amerika’ya sokmama politikasını değiştirmek olacağını izliyoruz. Amerika’da gelişen büyük bölünmenin yeni korkunç olaylar ortaya çıkmadan yavaş yavaş değişmesini ümit ediyorum”…

***

“Yıllar önce dünya meseleleri üzerine çalışırken bir fantezi kurmuştum: Eğer Marslılar düşman olarak dünyaya gelirlerse dünyadaki büyük gruplar birleşip bu düşmanla hep birlikte savaşırlar. COVID-19 dünyada herkesin, her toplumun düşmanı. Fakat Marslı düşmanların ortaya çıkaracağını sandığım durumun aksine gelişti olaylar. Her millet kendi ülkesindekileri korumak için fiziksel sınırlarını korumaya başladı. Bu, gerçeğe dayalı bir ihtiyaç. Ama aynı zamanda fiziksel sınırların psikolojik etkilerini de, yani büyük grup kimliklerini ayrıştırmayı da güçlendirdi. Aynı zamanda, tersine, iletişim teknolojisi bu sınırlarda insanlar için gedikler açtı. Örneğin, geçen ay içinde Türkiye’de, Çin’de, Hindistan’da, Gürcistan’da ve İngiltere’de bu yolla konferanslar veya dersler verdim”…

***

“Trump’ın kişilik organizasyonu nedeniyle salgın Amerika’daki bölünmeyi etkiledi. Trump önce virüsün tehlikesini küçümsedi, ‘dezenfektan alın’ dedi. Mitinglerde binlerce insanı, maske bile takmadan bir araya getirdi. Virüsü küçümseyen ‘büyük Amerikalılar’ ile ‘gerçeği anlayan Amerikalılardan ayırdı. Eğer geliştirilen aşılar etkili olup, COVID-19 tehlikesi 2021 yılı içinde ortadan kaldırılırsa yüz binlerce kişinin ölmesine ve küresel yas tutmanın gerçek bir durum olmasına rağmen, dünya işlerinde büyük değişiklik olacağını tahmin etmiyorum. Eğer salgın senelerce sürerse, ekonomik, politik değişikliklerin yanında insan ilişkilerinde de değişiklik olabileceği görülüyor. Nedir bunlar için bilimsel bir şey söylemek ise erken”…

Google+ WhatsApp