PKK, kahvaltı sofrasına İP ile oturarak milleti zehirleyecek!

PKK, kahvaltı sofrasına İP ile oturarak milleti zehirleyecek!


Son gündem maddemiz; Kürtler üzerinden ırkçılığa varan  politikası ile tanınan HDP ile, Türkler üzerinden ırkçılığa varan söylemi ile tanıdığımız İyi Parti’nin kahvaltıda buluşma hazırlıkları..

 Dışardan baktığınızda, kendiliğinden gelişen süreçte, bir televizyonun sabah programında, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yöneltilen soruya verilen hazırlıksız bir cevabın sonrasında yaşanılan bir jestleşme sanırsınız..

Sonrasındaki açıklamalar gösteriyor ki, hazırlıklı, çalışılmış bir İP-HDP buluşmasından bahsediyoruz..

Selahattin Demirtaş’ın, “Bir sabah, Başak ile Meral Akşener’e sabah kahvaltısına giderim” açıklaması ile başlamadı bu çalışma..

Çok önceden..

Demirtaş’ın da..

Akşener’in de bilgisi dışında hazırlandı bu çalışma..

Birisine, “Dışarda olsa idim, sabah kahvaltısına giderdim” dedirtiliyor..

Diğerine de, “Kan davalısına bile kapımız açık.. Kan davalılığımız baki” dedirtiliyor..

Süreç başlatılıyor.

Toplumun nabzı ölçülüyor..

“Sonraki aşamaya geçebilir miyiz” diye bakılıyor..

Eğer toplum uyuyorsa..

Gerekli tepkiyi vermiyorsa..

Bir sonraki aşamaya geçiliyor..

Bu son gündem konusunda ne yapıldı?

Meral Akşener ile yarım ağız Demirtaş’ın teklifi kabul edildi..

Ardından biz bekliyoruz ki, İyi Partili milletvekilleri, en azından bir kaç tanesi olsun, “Hanım hanım.. Senin dediklerini, kulağın duyuyor mu?” diye sorsun..

Bir milletvekili bile, çıkıp, itiraz edemiyor..

Sonra..

İyi Parti’nin Sözcüsü..

Ağır abisi..

Yavuz Ağıralioğlu çıkıyor ekranlara..

Bir sürü laf kalabalığı içinde, ince bir siyasetle, “dışardan organize edilen çalışma”yı bir sonraki aşamaya geçiriyor..

Nedir o?

Kendi açıklamasından aktarayım:

“Bu ülke, 40 yıldır kahvaltı sofralarına babasız oturan şehit çocuklarının ülkesidir!” ile başlıyor..

Burası, şehitlerin itirazlarını susturma bölümü..

Ama esas daha önemli olan ve “dışardan organize edilen çalışma”nın delili olan sözlere gelirsek..

Bakın ne diyor, Yavuz Bey:

“Demirtaş’ın daha önceki PR çalışmalarından birisi Genel Başkanımız ve partimiz üzerinden yapılıyorsa tavsiyemizdir:

Şehit Öğretmenimiz Aybüke’mizin kendi sesiyle söylediği ‘Seni öldürende yoktur din iman!’ türküsünü bir şehit evinde, kahvaltı sofrasında, sazıyla söylesin.”

Devam ediyor..

“Şehit ailelerini ziyaret etsin..”

Algı çalışmasına bakar mısınız..

Selahattin Demirtaş, sanki hayatında bir defa bile, herhangi bir asker şehit olduğunda, “taziyede bulunmamış” gibi..

Şimdi İyi Parti sayesinde, yepyeni bir döneme geçilecekmiş gibi, şehit ailesine ziyaret ile, halkın gözünü boyayacaklar..

Eski tarihlerden, onlarca defa, Selahattin Demirtaş’ın şehit ailelerine gerek taziyede bulunduğu, gerekse açıklamalarda bulunduğunu ispatlayabilirim..

Sorun bu değil..

Hatta PKK’nın zora düştüğünde, hemen başvurduğu tilkice politikalardan birisidir..

“Dağdaki ile, askere giden Kürdün çatışmasından başkaları yararlanıyor” diye..

Zaman zaman, “Askerdeki Kürtler de bizim kardeşimiz” diyorlardı..

Hem asker içindeki birliği bozmak için..

Hem de..

Kendilerinin gayri meşru olarak silah kullanma hainliklerinin üstün örtmek için..

Böyle bir söyleme başvuruyorlardı..

Selahattin Demirtaş da, eski yıllarda, “Akan kan, hepimizin kanı. Buna son vermeliyiz” cümlelerine şahidiz.

Ama doğru olan ne idi?

“Akan kanın durması”nı istemekle yetinmek değil..

 İşin başında haksız olanın, yaptığı haksız işleme son vermesini istemektir.

“Bu kardeş kavgası” demek, aslında PKK’nın teröristliği ile, devletin meşru gücü askeri aynı hizaya getirme çabası idi.

Adeta, yaptırılmak istenilen pazarlıkta; PKK’ya, asker ile aynı yetkilerde imiş gibi avantaj sağlamaktı..

Bu bilgiler ışığında Yavuz Ağıralioğlu’nun söylemine dönecek olursak..

Selahattin Demirtaş’tan istenilecek olan, “Şehit ailesine ziyaret” değil..

PKK’yı kınamalarını istemek”tir..

“PKK’nın terör örgütü olduğunu söylemeleri”ni sağlamaktır..

Yoksa..

Şehitlerimizin, Selahattin Demirtaş’ın taziyesine ihtiyacı mı var?

Tam aksine..

Selahattin Demirtaş’ın, şehit ailesine gidip, taziyede bulunması, adeta şehit aileleri ile alay etmektir..

PKK’yı kınarsınız..

Katilleri kınarsınız..

Teröristleri lanetlersiniz..

Ondan sonra, şehidimizin ailesine gider, taziyede bulunursunuz..

Anlarım..

Ama..

Bir yandan “PKK terör örgütü değildir” diyeceksiniz..

Bir yandan “Daha durun, Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” diyeceksiniz..

Sonra da..

O PKK’nın şehit ettiği askerin ailesine gidip, “başsağlığı” dileyeceksiniz.

Kim inanır buna?

Kim kabullenebilir bunu?

Onun için diyorum ki, Yavuz Bey, farkında olmadan bu oyunda rol üstlendi ise..

Titresin ve kendisine gelsin..

“Şehit ailesine ziyaret ile olmaz bu işler” desin..

“Terör örgütünü, terörist olarak kabul etmeden, şehit ailelerini ziyaret ile kahvaltılarda buluşulamaz” demesi gerekir..

“Demirtaş PKK’yı açıkça lanetlemeden, genel başkanım dahil, hiç kimse benden, kahvaltı hazırlayıcıları arasına girmemi istemesin” demesi gerekir..

İşin mihnek taşı, PKK’nın teröristliğinin kabul edilmesidir..

Bir iyileşme olacak ise.

Bir değişim yaşanacak ise..

PKK’nın teröristliğinin kabulü ile olabilir..

PKK’nın silah bırakması ile olabilir..

Ama..

Çözüm sürecinde, PKK’ya silah bıraktıracak bir anlaşmayı ölümüne itibarsızlaştırmak isteyip, AK Parti’ye bunun üzerinden hakaret üstüne hakaret savuranlar..

Şimdi kendileri..

Silah bıraktırmayı bir kenara koyun..

PKK terörist olarak bile kabul edilmeksizin..

Sadece, şehit ailelerine ziyaret ile, ağzımıza bir parmak bal çalıp, HDP ile İyi Parti ittifakına zemin hazırlamaya kalkıyorlarsa..

Kusura bakmasınlar.

Bu millet aptal değil.

Kahvaltı sofrasına İyi Parti’yi çağırarak.. Milleti zehirlemek isteyenler varsa..

Oturup, biraz daha düşünsünler..

Google+ WhatsApp