PKK ile CHP’yi, Saadet’i, İyi Parti’yi bir araya getiren kim?

PKK ile CHP’yi, Saadet’i, İyi Parti’yi bir araya getiren kim?

Nasıl oluyor da, hiç bir araya gelemeyecek olanları tek çatı altında toplayabiliyorlar? Onları birleştiren irade kimin iradesi, onları kaynaştıran hedef kimin hedefi? Nasıl oluyor da, bugüne kadarki bütün siyasi ilkeleri bir kenara itip, siyasi kimlikleri yok sayıp

PKK ile CHP’yi, Saadet’i, İyi Parti’yi bir araya getiren kim? * Şu an durdukları yerin bir adım sonrası Türkiye’yi felç etmektir. * Gelin bu ülkeyi yarı yolda bırakmayalım..

 

Nasıl oluyor da, hiç bir araya gelemeyecek olanları tek çatı altında toplayabiliyorlar? Onları birleştiren irade kimin iradesi, onları kaynaştıran hedef kimin hedefi?

Nasıl oluyor da, bugüne kadarki bütün siyasi ilkeleri bir kenara itip, siyasi kimlikleri yok sayıp ortak bir amaç etrafında toplanabiliyorlar, yeni bir siyasi amaç ve kimlikle kendilerini tanımlayabiliyorlar?

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

 

Nasıl oluyor da, seçmenden bile utanarak, kendilerine dayatılan kişileri gizli gizli aday yapabiliyorlar? Elindeki silahı bu ülkeye doğrultanları, bu ülkenin amaç ve hedeflerine savaş açanları, bu ülkenin meclisini ve insanını bombalayanları, onlarca yıl bu ülkede kan dökenleri ortak ilan edebiliyorlar?

PKK İLE CHP’Yİ SAADET’İ, İYİ PARTİ’Yİ KİM BİR ARAYA GETİRDİ?

Onları kim bir araya getirdi, onlara kim bu adayları dayatıyor, onlara kim siyasi ilkelerini unutturup Türkiye’yi zayıflatma rolü veriyor? Arkada ne tür pazarlıklar döndü, dönüyor?

HDP ile, PKK ile CHP’yi Saadet’i, İyi Parti’yi hangi düşmanlık, neyin düşmanlığı ya da hangi amaç tek cephede topluyor?

Kendilerine İslâmcı diyenler, milliyetçi diyenler, Türkiye’nin kurucu partisi diyenler, nasıl oluyor da dağdakilerle, ömürler boyunca Türkiye ile mücadele edenlerle omuz omuza verip, hangi “düşman”a karşı güç birliğine giriyor?

Bunun sadece bir seçim, sadece belediye başkan adaylığı meselesi, sadece bir yerel seçim kampanyası olduğunu mu sanıyorsunuz? Gerçekten öyle mi sanıyorsunuz?

SURİYE’NİN KUZEYİNDE KURULAN CEPHENİN SİYASİ AYAĞI BUNLAR..

Eğer bu ülkede “bekâ meselesi yoktur” diyorsanız, bunun sadece seçim propagandası olduğunu sanıyorsanız, bu formülü de, bu birleşmeyi de, “Türkiye Ekseni’ne karşı kurulan bu cepheyi de açıklamak zorundasınız?

Bize, millete, bu ülkeye, tarihe açıklamak zorundasınız?

Suriye’nin kuzeyinde kurulan cephenin siyasi ayağını bu birleşme ile kuranların, bir sonraki adımının ne olabileceğini görmüyor muyuz?

Bu cephe, 15 Temmuz için ne diyor, Afrin müdahalesi için ne diyor, MİT TIR’ları meselesi için ne diyor, Fırat’ın Doğu’su için ne diyor, Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen “Türkiye cephesi” için ne diyor?

Bugüne kadar hiçbirinden bu konularda ülkemizin, milletimizin yararına tek kelime duymadık. Niye duymadık? Kandil’deki adam onlara destek mesajları açıklarken nasıl duyacaktık, nasıl böyle bir açıklama beklerdik?

“İNTİKAM, İNTİKAM” DİYENLER BU MİLLETE ÇOK ACILAR YAŞATTI..

Erdoğan’a düşmanlığı dışında tek bir siyasi söylem duymadık. Türkiye’nin ortak iyiliği için, gücü için, kuvveti için, büyümesi ve güçlenmesi için kendilerinden tek kelime duymadık.

“İntikam, intikam” diye bağırıp çağıranların, bu ülkenin, bu toprakların tarihinde ne büyük yıkımlara yol açtığına, ne büyük tarihsel kırılmalara sebep olduğuna, yüzyıllardır devam eden siyasi tarihimizde bu topraklara ne acılar yaşattığına kaç kez tanık olduk?

Erdoğan’dan intikam almak isteyenlerin, kimlerin intikamını dillendirdiğini, neden “Türkiye Ekseni”nin karşısında yer aldığını, ellerine tutuşturulan ajandanın kimlerin ajandası olduğunu sanıyorsunuz?

MERKEZDEN KOPTULAR: ÇEVREDE TOPLANIP MERKEZİ VURACAKLAR..

Kırk yıldır PKK ile bu ülkeyi kim durduruyorlarsa onların, 15 Temmuz’da bu ülkeyi kim parçalamak istediyse onların, bugün dört bir taraftan İslâm coğrafyasını kim çevreliyorsa onların, “Türkiye’yi durdurma” adına kim bütün bölgeyi harekete geçiriyorsa onların ajandası bu.

Bu cephenin içinde yer alan siyasi partiler, Türkiye’nin merkezinden koptular, çevreye saçıldılar, bu coğrafyaya yeni harita taslakları dayatanların dilini kullanır oldular.

O irade; işte çevreye saçılanları topluyor, bir içeriden yapılanmaya gidiyor, bütün terör örgütleriyle siyasi partileri buluşturuyor, Türkiye’nin merkezini zayıflatacak, dağıtacak bir proje uyguluyor.

İÇ İŞGALCİLER VE GÖZLERİ KARARMIŞLAR ÜZERİNDEN YENİ OLUŞUM DENENİYOR

Çünkü o irade, dışarıda ne kadar fırtına koparsa da, Akdeniz’den İran sınırına ne kadar harita dayatsa da bu ülkenin iradesinin güçlü olduğunu,tarihi kodlarının sağlam olduğunu, omurgasının sarsılmaz olduğunu biliyor.

Dışarıdan saldırdıkça milletin daha bir kenetlendiğini biliyor. Bu yüzden “iç işgalciler”le intikam hırsından gözleri kararmışları, küçük menfaat hesapları yürütenleri zaaflarından yakalayıp zihin karıştırıcı bir “siyasi oluşum” deniyor.

Günlerdir izliyorum: CHP’ye bakıyorum, Saadet’e bakıyorum, İYİ Parti’ye bakıyorum.. Tarihin geçtiği dönem, coğrafyanın yaşadığı sarsıntı, Türkiye’nin içinde bulunduğu zorluklar, milletin ve ülkenin karşı karşıya kalabileceği tehditler, küresel ekonomik sorunlar ve bunların Türkiye’ye yansıması, bunların nasıl üstesinden gelineceği gibi konularda tek cümleleri yok.

Varsa yoksa intikam, varsa yoksa yıkıcı bir söylem. Duymadım, okumadım, bekledim ama yok.

EVET, BU BİR YEREL SEÇİM AMA HERKESİ ELE VERİYOR..

Olmaz, olmayacak, olamaz… Çünkü Türkiye’nin büyük mücadelesinin hiçbir yerinde yoklar. Böyle bir ittifakın, böyle bir cephenin merkezi güçlendirmekten, milleti ve ülkeyi güçlendirmekten çok, “Türkiye’yi durdurma”ya dönük saldırıların arkasındaki güçlere daha yakın oldukları artık gizlenemez bir gerçektir.

Evet, bu bir yerel seçim. Ama herkesin durduğu yeri, kullandığı dili, zihnindekileri, ne kadar Türkiyeli olup olmadıklarını ortaya koyan bir seçim.

ŞU AN DURDUKLARI YERİN BİR ADIM SONRASI TÜRKİYE’Yİ FELÇ ETMEKTİR

Şu an durdukları yerin bir adım sonrası Suriye’nin kuzeyindeki haritadır. Türkiye cephesini normalleştirmektir. İçerde merkezî iktidar alanını zayıflatmaktır. FETÖ meselesini sulandırmaktır.

Türkiye’nin yüz yıl sonraki büyük uyanışını sabote etmektir, durdurmaktır. Yeniden vesâyetin önünü açmaktır. Milletin başını öne eğdirmek, gözlerini ayaklarının uçuna sabitlemektir.

Şu an durdukları yer; seçim sonrası coğrafyada estirilecek fırtınalara karşı Türkiye’yi hareket edemez hale getirmektir. Yeniden içe kapatıp elini zayıflatmak, her yerden uzaklaştırmaktır. Milleti küçük hesaplara, küskünlüklere, öfkelere, kırgınlıklara mahkûm edip zihinleri bulandırmak, özgüvenleri sarsmaktır.

KONUŞTUĞUMUZ HİÇBİR ŞEY O HESAPTAN BAĞIMSIZ DEĞİL..

Evet, bu bir yerel seçim. Ama seçim dahil, hiçbir gelişme, hiçbir hareket, hiçbir söylem artık tek başına bir şey değildir. Bu ülkenin artık sadece kendisiyle sınırlı bir meselesi yoktur.

Türkiye çok büyüdü, çok güçlendi, bölgeselin ötesinde küresel oyuncu oldu. İşte bu oyuncu rolünü sınırlamaktır. Bu yüzden hiç kimsenin durduğu yer, sadece kendisiyle sınırlı değildir.

Sessiz kalmanın, seyretmenin zamanı değildir. Tarihin yeni yükseliş kapılarını açtığı bir zamanda küçük hesaplara boğulmanın zamanı değildir. Bugün konuştuğumuz hiçbir şey, bu büyük hesaptan bağımsız değildir.

BİR DE “YERLİ DIŞARIDANLAR” VAR..

Bir de bu çevrelerin dışında, var olan mücadelenin yanında görünüpsessiz hareket edenler, örtülü hareket edenler, daha sinsi ajandaları üslenenler, “yerli dışarıdanlar” var. Ben bunlara “iç işgalciler” diyorum, “muhafazakâr muhalefet”, “muhafazakâr müdahale” diyorum.

Bulundukları yeri, sahip oldukları küçük iktidar alanlarını bu amaçla kullananlar var. Bu tür çift kişilikliler, tarihin en utanç verici sayfalarında yer alırlar. Bu hep böyle olmuştur, yine öyle olacaktır.

GELİN BU ÜLKEYİ YARI YOLDA BIRAKMAYALIM..

Gözlerinizi açın, Türkiye ve coğrafyadaki büyük hesaplara bakın, öyle karar verin. Yüz yıl sonra yeni uyanışı sabote edenlere izin vermeyin. Gerekçeniz ne olursa olsun, hiçbir olumsuz gerekçe bu büyük hesaplaşmadan daha önemli değildir.

Tarih yürür, coğrafya yürür, Türkiye yürür.. Açılan bu kapı yüz yıl daha kapatılamaz. Ama herkesin yaptığı yanına yazılır. Gelin birlikte yürüyenlerden, birlikte yükselenlerden olalım. Gelin bizi önümüze bakmaya zorlayanların hesaplarını bozalım.

Gelin, bin yıldır bu coğrafyada büyük mücadelemize devam edelim. Gelin, bizi yeniden 20. yüzyıla kapatmaya çalışanların defterini dürelim. Gelin bir Selçuklu gibi, bir Osmanlı gibi büyük düşünelim.

Gelin bu ülkeyi yarı yolda bırakmayalım..

 

ibrahim karagül

yeni şafak

Google+ WhatsApp