Piyasa Şeytanları(1)

Piyasa Şeytanları(1)


Piyasa Şeytanları(1)

 

 

İslâm coğrafyasının kahır ekseriyetinin çağın Nemrudları tarafından ateşe verildiği bir zamanda “Kur’ân Müslümanlığı” maskesini takarak Müslümanlara üsve-i hasenemiz olan Hz. Muhammed (sav)’in sünnetini/siretini, hadislerini inkâr ettirmeye çalışanlar, Nemrud’un ateşine odun taşıyan katırları aratmıyorlar. Bunlar “Allah adıyla aldatan” piyasa şeytanlarının müşahhas örnekleridir. Rabbimiz uyarıyor:

“Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı, Allah’la sizi aldatmasın.

Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.”(Fatır Sûresi/5-6) 

Allah adıyla aldatan tahrifatçı ve tahribatçı piyasa şeytanları sureti hakikatten görünerek “biz ıslahatçıyız” derler. Bir uydurma hadisi gösterip binlerce sahihi hadisi inkâr ettirirler. Hadislere saldırırken onların gayesi doğruyu yanlıştan ayırmak değil, hadislerle mü’minlerin arasını açmaktır. Çünkü onlar insanları Kur’an’a davet ediyoruz, derken insanları Hz. Peygamber (sav)’i ve hadisleri terk etmeye davet ediyorlar. Asıl hedefleri budur. “Halk bize ne der?” putuna iman ettikleri için bunu açıkça söylemezler. Şimdilik Hz. Peygamber (sav)’i ve hadisleri tasfiye edecekler, sonra da Kur’an-ı Kerim’i işlevsiz hale getirmek için her türlü yolu deneyeceklerdir. Eski din mensupları kitapları değiştirdiler. Bunlar ise –Kur’an’ı- değiştiremeyeceklerine göre, Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini anlamlarının dışına taşırmak için Kur’an’ın en önemli tefsiri olan hadisleri kaldırmaya, işlevsiz kılmaya çabalıyorlar.

Rasûlüllah (sav)’in sünnetini/siretini, hadislerini inkâr etmekle ve ettirmekle bilinen kibir maskarası, şöhret budalası piyasa şeytanlarının hedefi; “Tarih Kadısı”, “Ümmet Kadısı” olup herkesi tekfir etmektir. “Hadis Usûlü, Yalan söyleme Usûlüdür” demek, usulü hadis âlimlerini küfürle itham etmek demektir. Hadisleri “rivayet kültürüdür” gerekçesiyle reddedenler, çoktan Kur’ân’ı red ve inkâr etmişlerdir. Çünkü Kur’ân da bize mütevâtir rivayet yoluyla gelmiştir. Bu piyasa şeytanlarına sormak lazım Kur’an’ın Allah’ın kitabı olduğunu Yahudilerden mi öğrendiniz?

Günümüzde piyasa şeytanları tarafından sürdürülen hadis/sünnet inkârcılığının, usûl-ü hadis ilmini reddetmenin arka planında Kur’ân’ı inkâr vardır. “Hadis usûlü” adını verdiğimiz usûl, bir ilim dalı ve yöntem olarak elbette beşer aklının ürünüdür, ictihadîdir. Dolayısıyla da “eleştirilemez” değildir. Nakle dayalı bir bilginin doğruluğunu test etmenin ilk adımı, o sözü nakledenlerin “güvenilirlik” ve “hafıza” durumlarının kontrol edilmesinden başka ne olabilir ki? Kur’an bize bir fâsık haber getirdiğinde bunu araştırmamızı emretmiyor mu? O halde hadisçilerin ortaya koyduğu usul, Kur’an’ın söylediğini pratiğe yansıtmaktan başka ne olabilir ki? Güneşe evet, ışıklarına hayır demek ancak ömür boyu karanlıkta kalmak isteyen ahmakların sözü olabilir. Behey ahmaklar arkaya bakmadan araba bile sürülmüyor .... Siz geçmişe bakmadan geleceği inşa edeceksiniz öyle mi? Dinde hadisi/sünneti inkâr edenlerin inkâr edemeyecekleri herhangi şey yoktur. Şunu bilelim ki; üç sınıf insan vardır: 

1- Ulema 

2- Umera 

3- Fukara. 

Ulema bozulunca din, Umera bozulunca devlet, fukara bozulunca ahlâk elden gider. Ulemayı bozan hırs, Umerayı bozan adaletsizlik, fukarayı bozan riyakârlıktır.

Sünnet ve Ehl-i Sünnet düşmanlığı, Peygamber düşmanlığıdır. Ehl-i Sünnet, herhangi bir oluşumun alternatifi değil, Ehl-i Beyt’i de ihata eden bir asıldır, İslâm’ın kendisidir. O, ashaba Allah Rasulü’nden tevarüs etmiştir. Nitekim İbnTeymiyye (Rh.a.) şunu söyler: “Ehl-i Sünnet, Allahû Teâla Ebû Hanife, Malik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’i yaratmadan çok önce var olan mezhebin adıdır.” (İbn Teymiyye, Minhâcu’s-Sünneti’n-Nebeviyye, II, 266). Yani ehl-i imanın fıtrî belleğidir. Bilerek ve inanarak dinde sünneti inkâr eden; ne sünnidir, ne şiidir o tam bir harbidir.

Hilafet-i Şer’iyye’nin yokluğunda İslâm coğrafyasında küfrün umut avcıları, Allah’ın dinini sorgulayan ve yargılayan anneden doğma savcılar oldular. Ziya Paşa ne güzel söyler: “Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr/Katır mühürdar oldu, eşek defterdar!” Müslümanları dinlerinde ve imanlarında şüpheye düşürmeyi hedef haline getiren bir hayli piyasa şeytanı vardır. Fudayl bin Iyad (Rh.a) der ki: “Şeytan üç şeyden biriyle insanı tuzağına düşürür; Kendini beğenmesi, Amelini gözünde büyütmesi, Günahlarını unutması...” Hakikat karşısında kendini beğenen, işlediği amelini gözünde büyüten, günahlarını unutan bir kimsenin piyasa şeytanı olması kaçınılmazdır. Rasûlüllah (sav)’in hadislerini “rivayet kültürü” gerekçesiyle reddeden piyasa şeytanları, anne ve babalarını inkâr eden haramzadelerdir. Çünkü onlar annelerinin ve babalarının kim olduklarını rivayet yoluyla öğrenmişlerdir. Aynı gerekçeyle hareket ediyorlarsa her gün kendilerine yeni bir anne ve yeni bir baba bulmaya çalışacaklardır. Dolayısıyla piyasa şeytanlarında ne adalet olur ve ne de asalet. Sadece zillet ve rezalet olur! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp