Peygamber sevdasıyla imtihan olunmak

Peygamber sevdasıyla imtihan olunmak


Biz bir şiddet ve hiddet ümmeti değiliz. Biz meveddet ve muhabbet ümmetiyiz. Cümle dünya bir olup saldırıya geçse de Müslümanların Peygamber sevdası bitirilemez. “Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun Martı sevdiği denizden asla vazgeçmez..”

 

Bir sevgide olsa da binbir meşakkat, gönül ister merhamet ve şefkat. Züleyha için her şey Yusuf olmuştu. Güneş doğdu demezdi, Yusuf uyandı derdi. Gece çöktü demezdi, Yusuf uyudu derdi. Yusuf’un derdi, Züleyha’dan büyük. Züleyha’nın kavmini dalāletten kurtarmak, Yusuf’un yüklendiği yük. Peygamber sevdası, dünya huzurunun mayasıdır. Peygambere dil uzatanların karşısına dikilmek, mü’min insanların müşterek hayâsıdır.

 

Peygamber sevdası sel gibidir engel tanımaz. Karşısına dikilen olursa sağ kalmaz. Asrımızda güvenen ve güvenilen olması gereken mü’minler diyarının dahi güven kaybına uğraması, Peygamber sevdasının anlaşılmamasındandır. Peygamber sevdası, güvendir, güvenliktir. Peygamber sevdasını gündemden düşürdüğümüz günden bu yana kültür ve medeniyetimizin bütün zenginlikleri yağmalanmıştır, şehirlerimiz harabeye çevrilmiştir.

 

Mü’min insan için; insanın içini kemiren korkular, endişeler, gelecek korkusu, fakirlik korkusu, ölüm korkusu, makam, mevki kaybetme korkusu, bütün bu korkular, Peygambere imanı kaybetme korkusunun yanında sıfır kalır. Rabbimiz Kur’ân’da, “Peygamber, müminlere kendi nefislerinden daha evlâdır (ileridir).” (Ahzab Suresi/ 6) buyuruyor. Bu ayetin tefsirinde İbni Cerîr Taberî Hazretleri, “Yani Resûlullah, sevilmede ve sözünün dinlenmesinde kişiye bizzat kendisinden da-ha üstündür” der. Allah’tan sonra en çok sevilecek olan son Peygamber Âlemlerin Efendisidir. Seven karşılık görmezse de hiçbir zaman kaybetmez. Çünkü sevginin kaynağı kendisidir.

 

Hz. Muhammed (sav); insanların en sevgilisi, en yücesi, en azizidir. Onun kadar, geniş kitlelerin gayet samimi ve candan sevgisine mazhar olmuş ne bir insan, ne de bir peygamber yaşamıştır şu dünya üzerinde. O, kâinatın fahrı, Âdemoğlunun şerefi ve iftihar kaynağıdır. İki cihanın sultanıdır. Fıtratı bozulmamış herkes O’na âşık. Çünkü Peygamber kâinatla barışık.

 

“Uhud öyle bir dağdır ki, biz onu severiz o da bizi sever” (Buhari, Cihad, 102) Kâinatı seven ve kâinat tarafından sevilen bir Peygamberin ümmetini terörist saymak, terörist yüzünü saklamaktır. Sevdiklerinizi Allah’ın yarattığını hep hatırda tutarsanız, önce yaratanı seversiniz, sonra o sevdiğinizi Yaratanın kurallarına uygun olarak seversiniz. Peygamberimizi severiz ama onu hiçbir zaman ilahlaştıracak şekilde sevmeyiz. Annemizi, babamızı hürmetle, çocuklarımızı şefkatle, eşimizi şehvetle severiz ama bütün bu sevgileri peygamber sevgisinin önüne geçirmeyiz.

Peygamber sevgisini de Rabbimizin sevgisinin önüne geçirmeyiz.

 

Sevgimizi de sevilmemizi de sağlayanın Rabbimiz olduğunu şöyle haber verir:

 

“İman edip, ameli salih işleyenlere Rahmân, şüphesiz bir sevgi yaratacaktır.”

 

(Meryem Sûresi/96 ) Bir ismi de “Vedud” olan Allah (c.c.) seven, sevgiyi ve sevgilileri yaratan ve sevilecekleri belirtendir. Rum süresinin 21’inci ayetinde; “Eşler arasındaki sevgiyi yaratanın da Allah (c.c.) olduğunu” haber veriyor. Eğer mümin insanlar tarafından sevilmek istiyorsak herkesi bulup gönlünü almaya gücümüz de yetmez, paramız da yetmez, zamanımız da yetmez.  Ama bütün gönülleri yaratan Allah’a kendimizi sevdirirsek, O severse sevdirir.

 

Peygamber sevdasını kuşanmak; her insanın her insana güven duyduğu, her insanın toplumu, milleti emanet aldığı, bütün insanlığı emanet aldığı bir insan olma yolunda olmaktır.

 

Peygamber sevdası, beşeriyet âleminin selametidir. Peygamberin hukukunu hak ve hukuk tanımazların karşısında savunmak, bir iman âlametidir.

 

Peygamberden miras kalmış müdafa-i Hak, hukuk, adalet. Bunlara sahip çıkmak yoksa bulunmaz Peygamber sünnetine temessükte asalet! 

 

Dünyada iyiliklerle bütünleşenler, yürekleri Peygamber sevgisi etrafında birleşenlerdir. Peygamberi ve Peygamber sevdalılarını anlamayanlar, anlamak istemeyenler, birleşmiş olan leşlerdir.

 

Peygamber sevdasıyla imtihan olunmayı başarmak, ferdi, aileyi, cemiyet ve devleti Peygamberde görmektir. Kanun kayalarını hakikat tokmaklarıyla dövmektir. Bütün mesele; “Müjdecim, kurtarıcım, efendim, peygamberim: sana uymayan ölçü; hayat olsa teperim!” diyebilmektir. Bu iradeyi ümmet olarak ortaya koymaktır.

 

Peygamberdir karanlıkları aydınlatan. Peygamber sevdasıdır mü’min insan ayakta tutan. Her mü’min ferd, aile, cemiyet ve devlet Peygamberinin ruhaniyetine karşı şunu haykırmalıdır: 

 

“Sende insan ve toplum, sende temel ve bina; 

 

Ne getirdin, götürdün, bildirdinse amenna!...”

 

Bu inanca sahip olmayanlar, Peygamber sevdasında sınıfta kalırlar. Bize miras kalan Asr-ı Saadet zamanından; tarihi temizlemek sahte kahramanlardan... Siyah bir kâbus karartsa da afakı, yolumuza mihmandar Peygamberimiz var. Peygambersiz kalana dünya dar. Selâm olsun ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde Peygamberine uyan Ecdada ve yolunda yürüyen yiğit Evlada! 

Google+ WhatsApp