Pençe, Kandil, Terhisler, S-400’ler...

Pençe, Kandil, Terhisler, S-400’ler...


Pençe, Kandil, Terhisler, S-400’ler...

 

 

Daha ‘Mavi Vatan’ aklımızdayken, ‘bindirilmiş’ Deniz Kurdu-2019 tatbikatı yapıldı ve ‘mesajı almışlardır’ diyorduk, şimdi Türkiye’nin ev sahipliğinde 18 ülkenin katıldığı ‘Kurtaran-2019’ başlıyor. Seri tatbikatların ana unsuru Deniz Kuvvetleri ama Kara-Hava kuvvetleri yanında!..

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


KKTC Başbakanı: “Türkiye Kıbrıs üzerinden kuşatılmaya çalışılıyor. Bütün amaç, Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkarmak, Akdeniz’e açılmasını engellemek. Türkiyemiz ile işbirliği içinde gereken adımları bizler de atacağız”...

Doğru, Akdeniz’e en uzun sınırları bulunan Türkiye için Kıbrıs düşerse, Doğu Akdeniz, enerji ile yolları düşer. Güney kesimine üslenmeye/sığışmaya çalışan o kadar ülkenin anlamı bu.

Cem Gürdeniz: “21. yüzyıl deniz jeopolitiğinin en önemli merkezi Doğu Akdeniz’dir. Anadolu yarım adasının güneyinde maalesef büyük tersanemiz yok. MGK tarafından 20 yıl önce görülmüş bir eksikliktir. Akdeniz’de gemi inşa onarımı yapabilecek büyük bir tersane kurulması gerekiyor. Yalnız ticari açıdan değil, gelinen noktada stratejik zorunluluktur”...

**

İki konu gelişiyor...

Biri, yeni askerlik yasası ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir zaafiyet yaşayıp yaşamayacağı tartışması. Öyle ya, ‘kuşatma’ var, ‘beka’ var. Genelkurmay eski Başkanı ve Savunma Bakanı Hulusi Akar, TCG Salih Reis Fırkateyni’nden yanıtlıyor; “Orduda subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erlerden oluşmuş ciddi profesyonel kadro var. Bu kadar uçağı, gemiyi, tankı, topu, silahlı-silahsız insansız hava araçlarını, zırhlı araçları terhis olacak askerler kullanmıyor. Ayrıca personel yetiştirilmeye, eğitilmeye devam ediliyor. Bunlara ilave olarak onlarca komando tugayı var”...

Bu açıklamaların üzerinden 24 saat geçmeden karadan “Pençe” başlıyor. Hakurk!..

MSB: “27 Mayıs öğleden sonra Kara Kuvvetleri topçu bataryaları ve Hava Kuvvetlerimizin atışlarını müteakip Irak’ın kuzeyinde teröristlerin yuvalandığı bölgelere komando tugaylarımızla bir harekât başlatılmıştır”.

Bu alelacele kurulmuş bir operasyon değil. Hazırlanıldığı belli; “Pençe Operasyon Planı” o demek. İlk bilgiler teröristlerin yaz hazırlıklarının iyi istihbaratla vurulduğunu gösteriyor. Devam edeceğini varsayabiliriz.

Ama tali hedeflerden biri de belli ki TSK’nın işte o gücünü göstermek!.. Komando tugaylarının anlamı o.

Yine de ordunun bütünü üzerinde yapısal dönüşümlerin sonuçları hemen görülmez. Zamanla artıları, eksileri çıkar. Bunlar hızla fark edilip, telafi edilmelidir.

Konu TSK olduğunda hassasiyet göstermek tabiidir. Sosyal medya üzerinden veya ‘dışarıdan’ bu konuyu istismar etmek isteyenlerle de yine biz uğraşırız. Ama takip de ederiz. Mesela, konjonktür uygun mudur?Ordu çakı değildir ve “ordu-millet”ten bahsediyoruz. TSK’nın manevi çekirdeği bizim için önemlidir. Sayın Savunma Bakanı’nın bu konudaki açıklamaları aynı hassasiyeti işaret ediyor.

Geriye duamız kalıyor.. Allah ordumuzu muzaffer etsin.

***

Her türden dış potansiyel huzursuzluğu Ankara’nın düşüşüne fırsat sayanhisterik bir kaç kalemi saymazsanız, S-400’ler ve F-35’ler konusunda bilinmeyen boyut kalmamış bulunuyor. Konuşulan hep siyasi kapsamdır ve Türkiye-ABD ilişkilerinin yaklaşık 80 yıllık yerleşik derinliği yüzeye vurmasın diyedir...

Türkiye’nin bu sistemlere ihtiyacı olduğuna da kimsenin itirazı olamaz. S-400 tartışmaları sürüp giderken, Türkiye’nin bir yandan ABD ile Patriot pazarlığı yapması, Fransa’nın bir Samp-T bataryasını konuşlandırmayı önermesi, NATO’ya başvurularak Adana ve Kahramanmaraş’ta konuşlu İspanyol Patriot ve İtalyan Samp-T’lerin görev süresinin uzatılmak istenmesi herhalde keyif olsun için yapılmıyor...

O halde Türkiye içinde bir kesitin sanki de-şifre olmayı göze almış halde, “S-400’leri almayın, Patriotları alın, yoksa ağır sonuçları olacak” mealinde biteviye çığlıkları ne?

Yakın dönem iki olay var, ‘hayırlı yönleri de var’ dememiz gerekiyor; ilki, yerel seçimlerin ardından rüzgarın yön değiştirdiğine kanaat getiren bir kesimin, Ankara’yı alenen terk etmeleri, karşıya geçmeleri. Safra sayıyoruz.

İki, S-400 tartışmalarıyla, yine devlet içinde askeri, diplomatik, akademik makamlar görmüş isimlerin açık biçimde, sanki sobaya oturmuşlar gibi vahlanmaları.

Mümkün olduğunca sadeleştirmek ve alınlarına yapıştırmak gerekiyor...

***

Evet bu savunma sistemi Türkiye’nin ihtiyacıdır ama ondan önemlisi, kaybettiğimiz bağımsızlığımızı yeniden bulduğumuzun, hayır, bağımsızlığımızı yeniden aramaya başladığımızın sembolüdür. Keşke ilk adım yerli bir sistemle simgeleşseydi. Yetişmedi. Olacak.

Yaptırımlardan ödü patlayan bu kesimi çok ilginç buluyorum; Amerika’nın Türkiye’ye nasıl baktığı, neler yaptığı, istikbali hakkında ne düşündüğü üzerine kimsenin şüphesi yokken, muhalefetlerinin “teslim olmak” anlamına geldiğini görmüyorlar.

Sadeleştirmek dedik; Ankara ve millet, Amerika’ya direnmenin sonuçları olacağını görmüyor sanıyorlar.

Gördüğü gibi göze alıyor!

Hepsi bu.

Mesele, “göze almayanlar” ne?..

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp