Peki, siz kaç seçim kaybettiniz?

Peki, siz kaç seçim kaybettiniz?


Peki, siz kaç seçim kaybettiniz?

 

 

Kemal Kılıçdaroğlu istifa etsin... Bence de etsin. Esasında bana ne... İstifa etse de olur, etmese de olur. Ama etmesi, etmemesinden daha iyidir. 

Kılıçdaroğlu gider de “Türkiye yanlısı” biri gelirse, belki CHP FETÖ’nün ve Batı dairesinin tarassudundan kurtulur. 

Böyle bir yararı olur... 

Rakipleri açısından Kılıçdaroğlu, CHP’nin başına gelmiş en uygun isim... İstifasını istemezler... Ne yapacağı bilinmez biriyle uğraşmaktansa, “kazanma garantili” bir rakiple seçimlere girmek daha çok işlerine gelir. 

Dün, bütün gün, “Kılıçdaroğlu istifa” sloganlarını dinledik. 

CHP’liler oturma eylemi düzenlemiş... “Gitsin” diyorlar. 

Neden gitmeliymiş? 

Dokuz seçim kaybetmiş... CHP böyle birine emanet edilemezmiş. 

Seçim kaybetmek biricik “kıstas”sa, Kılıçdaroğlu’ndan daha çok kaybeden ama gitmeyen, gitmeyi akıllarından geçirmeyen tonla siyasi var. Gitmiyorlar. Kaybettikçe koltuklarını sağlamlaştırıyorlar. 

Kılıçdaroğlu da gitmeyecek... 

Muharrem İnce’yi “arena”ya sürmesinin nedeni, kaybeden olmamaktı. “Ben kaybedeceğime, İnce kaybetsin” diyordu. Böylece, genel başkanlık yarışındaki en ciddi rakibinden kurtulmuş olacaktı. 

Rakibi kazanamasın diye Cumhurbaşkanlığı seçimine asılmadı, sadece HDP’nin barajı aşması için çalıştı. Hatta mezhep yakınlığını gözeterek belli bir seçmen kitlesini HDP’ye yönlendirdi. 

Mustafa Sarıgül’e kaybettirmişti. 

Muharrem İnce’ye de aynı tarifeyi uyguladı ama planı elinde patladı. 

Önümüzdeki günlere İnce’ye “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı” adaylığını teklif edecek... İnce kazanırsa, CHP kazanmış olacak. Kendisi de, böylece, müteakip seçime kadar genel başkanlık koltuğunda mahfuz kalacak. 

İnce, ağzına çalınacak bir parmak balla tatmin olur mu, bilmem... 

Bu geçici tedbir (yani “geçici sakinleştirme çabası”) bence CHP’deki “gitsin” çığlıklarını durdurmayacak. 

İlginçtir, “gitsin” kampanyasına bağımsız ve tarafsız medyanın bazı müntesipleri de katıldı. 

Biri var ki, “Kılıçdaroğlu” dendiğinde nevri dönüyor. 

Hani, halka “bidon kafa” diyen gazeteci... 

Kendisi “Mustafa Kemal’in askeri” olmakla övünüyor. Kılıçdaroğlu’nu Mustafa Kemal’in askeri olmaya yakıştıramıyor. Bence de yakışmıyor. Terör örgütünün uzantısını Meclis’e taşımak uğruna seçim kaybetmeyi göze alan biri, olsa olsa “FETÖ’nün askeri” olur. 

Peki, Kılıçdaroğlu niçin gitmeliymiş? 

Bugüne kadar girdiği bütün seçimleri kaybettiği halde utanmadan çıkıp “biz kazandık”dediği için gitmeliymiş. 

Sadece bu gazeteci mi? 

Diğerleri de “gitsin” diyor... Hani, “Gandi” gazlamasıyla Kılıçdaroğlu’nu piyasaya sürüp FETÖ’nün kaset provokasyonunu meşrulaştıran “tarafsızlar...”

Gitmeliymiş, çünkü Kılıçdaroğlu dokuz seçim kaybetmiş. 

İyi de, sadece Kılıçdaroğlu kaybetmedi ki... 

Siz de kaybettiniz. 

İddialarınızla kaybettiniz. 

Habercilik ve yorumculuk anlayışınızla kaybettiniz. 

Boş umut vaat ettiğiniz için kaybettiniz. 

Halka küfrettiğiniz, halkın değer tercihleriyle kafa bulduğunuz, halkın seçtiklerini aşağıladığınız için kaybettiniz... “Ayakkabı kokusu” dediğiniz için kaybettiniz. 

Kılıçdaroğlu’yla birlikte maşallah bütün seçimleri kaybediyorsunuz ama “nerede hata yaptık?” demiyorsunuz. Üslubunuzu, tavrınızı, jargonunuzu değiştirme gereği duymuyorsunuz. 

Kılıçdaroğlu gidecek ama siz kalacaksınız, öyle mi? 

Ülkenin kurtuluşu biraz da size bağlı. 

Sizin CHP’nin yakasından düşmenize bağlı.

 

star

Google+ WhatsApp