Paris’te kurulan imha masası dün yine Paris’te dağıtılmıştır.

Paris’te kurulan imha masası dün yine Paris’te dağıtılmıştır.


Paris’te kurulan imha masası dün yine Paris’te dağıtılmıştır. Mustafa Kemal ve Erdoğan: Kuruluş ve yükseliş dönemi.. Artık onlar için gerileme, bizim için yükseliş dönemi.

 

 

11-11-1918, Saat 11:00..

Tam yüz yıl önce bu zamanda Paris’te bir masa kurulur ve o zamana kadar dünyanın en büyük savaşı olan, dünyayı ezip yok eden, milyonlarca ölüme yol açan, bazı devletleri haritadan silen, bazı ulusları siyasi tarihin dışına iten, yeni bir küresel düzen kurulmasına yol açan savaş ateşkesle sona erdirilir.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Birinci Dünya Savaşı’na son veren bu anlaşma aslında “Avrupa İç Savaşı”na son vermiştir. Çok geçmeden yeni bir “Avrupa iç savaşı” başlayacak, adına İkinci Dünya Savaşı denilecektir. Ama bu ikinci savaş, bugünkü küresel düzen itibariyle, sistemik değişikliğe yol açmayacak, küresel güç denklemini daha da tahkim edip kaldığı yerden devam ettirecektir.

“Avrupa için savaşın sonu, bizim için imha projesiydi”

Yüz yıl önce Paris’te kurulan masa, “Avrupa için savaşın sonu, bizim için imha” masasıydı. Osmanlı’nın siyasal anlamda yok edilmesi, Türklerin Anadolu dışına sürülmesi, Müslümanların tarih dışına itilmesi kararlaştırılmıştı.

Atlantik’ten Pasifik kıyılarına kadar uzanan geniş bir coğrafyanın talan edilmesi, siyasi haritadan çıkarılması, Selçuklular’la başlayıp, Anadolu üzerinden Avrupa’ya yönelen, Viyana kapılarında durdurulan siyasi gücün bütün coğrafyadan tasfiye edilmesi kararlaştırılmıştı.

Haçlı Savaşları’ndan sonraki en büyük yıkım: O da bir Haçlı saldırısıydı

Bütün “coğrafyamız” işgal edilmiş, talan edilmiş, paylaşılmış, aşağılanmış, tarihin en büyük ganimet harekâtı yürütülmüştür. Kuzey Afrika’dan Basra Körfezi’ne, Kudüs’ten Medine’ye, Orta Afrika ve Balkanlar’dan Ön Asya’ya kadar yüzlerce yıllık siyasi ve kültürel varlık büyük bir yıkıma uğratılmıştır.

Topraklar bölünmüş, toplumlar bölünmüş, kukla rejimler ve yapay siyasi kimlikler üretilmiş, zihinler ve kalpler darmadağın edilmiştir. En son, coğrafyanın kalbi, siyasi iktidar alanının kalbi Anadolu dört koldan işgal edilmeye çalışılmıştır. İşte bu nokta, bizim hem coğrafyadan hem tarihten “sürülmemiz” projesidir.

Bu topraklar, bu coğrafya Haçlılar’dan sonraki en büyük kıyımı yaşamıştır. Çünkü yapılan yeni bir Haçlı Seferi, Haçlı Savaşları’nın intikamı olarak planlanmıştır.

“İç Kale’ye” çekilip bugünleri bekledik..

Basra’dan Yemen’e, Kudüs’ten Medine’ye, Kanal’dan Bakü’ye, Bağdat’tan Şam’a, Çanakkale’den Kûtu’l-Amâre’ye, bir milletin bütün Batılı istilâya karşı aziz direnişi, en son “İç Kale”ye, Anadolu’ya çekilmesiyle sonuçlanmıştır.

İmha planı büyük oranda amacına ulaşmıştı. Ama onlar; Haçlı Savaşları’ndan sonra da, Moğol istilâsından sonra da direnişin yeniden Anadolu’da başladığını, üçüncü kez yeniden bu topraklarda başlayacağını gözardı etmişler, vesayet altına aldıkları bu ülkeyi kontrol ederek söz konusu “tehlike”yi önleyeceklerini düşünmüşlerdi.

Yüz yıl devam eden sabır..

Yanıldılar.. Çünkü Anadolu direnişi, Son Kale’nin direnişi Paris’teki “İmha Projesi”nden hemen sonra başlamıştı bile. Yine yalnız, yine onurlu bir mücadele Anadolu’dan yükseliyordu. İlk hedef bu toprakları korumak, tarihi burada dondurmaktı. Biz tarihi dondurduk, onlar bizi yönettiklerine inandı. Ve böyle bir yüz yıl geçti. Aslında Birinci Dünya Savaşı bitmemişti, devam ediyordu, bugün hâlâ devam ediyor. Sadece biz yüz yıldır sabrediyorduk. Zihnimizi dondurduk, ufkumuzu dondurduk, heyecanımızı ve hedeflerimizi dondurduk.

Şimdi uyandık. Son yirmi yıldır, tarihi kodlarımızı, zihin kodlarımızı, coğrafya hatıralarımızı yeniden keşfedip bugüne çağırmamızın anlamı işte bu büyük hesaplaşmadır. Kurucu akıl, siyasi genetik, coğrafya inşa etme gücü yeniden harekete geçmiştir ve nihaî hesaplaşma dönemine girilmiştir.

O masa yeniden kuruldu: FETÖ, PKK, DEAŞ üzerimize salındı..

İşte Birinci Dünya Savaşı’nı bu hesaplaşmanın sonucu belirleyecektir.

Bu yüzden, aslında Soğuk Savaş’tan hemen sonra o “Masa”yı yeniden kurdular. Bir kez daha Anadolu’dan sürmek için kararlar aldılar, bir kez daha tarih dışına itmeye ve bir gücün uyanışını ve yükselişini önlemeye çalıştılar.

PKK, FETÖ, DEAŞ ve irili ufaklı terör örgütleriyle “iç işgalciler” bu amaçla sahaya sürüldü. Yıllarca üzerine yatırım yaptıkları ne kadar, kaç çeşit siyasi kimliğe sahip çevre varsa uyandırılıp harekete geçirildi. 15 Temmuz bu hesaplaşmanın en ağır saldırısıydı, Anadolu’yu paramparça etme girişimiydi.

Nihaî hesaplaşma bugün hem içeride hem coğrafyada devam ediyor. İçeride ikame yapılara yatırım yaparlarken bölgede “Türkiye’yi Durdurma” ekseni, cephesi inşa ediyorlar.

Mustafa Kemal ve Erdoğan: Kuruluş ve yükseliş dönemi..

Ama “Acımasız Direniş” başladı bir kere, geri döndürülemez, durdurulamaz. Çünkü tarih döndü, bu ülke için yeni yükseliş dönemi başladı. İstiklâl Savaşı nasıl bir direnişse, bugünkü hesaplaşma yükseliş mücadelesidir. Mustafa Kemal nasıl kurucu öncüyse, Erdoğan yükseliş dönemi öncüsüdür. Bu sözleri öyle küçük cümlelerle, ezberlerle, önyargı ve kabullerle tartmayın. Türkiye’ye, coğrafyaya, dünyaya ve tarihe bakın, anlayacaksınız.

Paris’te kurulan imha masası Paris’te dağıtıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Paris’teki savaşa son veren anlaşmanın yüzüncü yıldönümüne, yok edilmiş bir devletin mirasçısı olarak gitmedi. Yüz yıldır devam eden bir hesaplaşmanın muzaffer öncüsü olarak gitti. “Siz yıkmaya, yok etmeye çalıştınız biz her zamankinden güçlüyüz mesajı”dır bu.

Bu, yüzyıllık sabrın zaferidir. Bu, 21. yüzyılda yeniden kurulan imha masasının dağıtılmasıdır. Bu, terörle, ekonomik saldırılarla, iç operasyonlarla, Suriye’den kuşatmayla, yeni bölgesel denklem kurmayla bu ülkeyi durdurma umutlarının suya düşmesidir.

Onların çöküşü, Türkiye’nin “Üçüncü Yükseliş”i başladı: En üst siyasi kimlik budur..

Neye inanırsanız inanın yükseliş dönemi Türkiye’sini kavramaya çalışın. “Türkiye’yi durdurma” planı yapanlara karşı çok güçlü bir “Türkiye Ekseni” inşa edilmiştir, yüzlerce yıllık siyasi akıl kendi havzasına dönmüştür. Hangi siyasi çevreden, hangi kimlikten olursanız olun, bu ülkede bundan daha büyük bir siyasi kimlik, hesap, amaç yoktur. Bundan daha bilge, daha derin bir duruş yoktur.

Bugün onlar “Üçüncü Avrupa İç Savaşı”na doğru sürüklenirken Türkiye Atlantik kıyılarından Pasifik Okyanusu’na uzanan geniş coğrafyanın en etkin siyasi dili olmuştur. Onlar gerileyip çökme dönemine girerken Türkiye “Üçüncü Yükseliş Dönemi”ne çoktan girmiştir. Mesele budur… Bunu anlayamayanlar tarih dışına savrulacaktır.

Herkes durduğu yeri gözden geçirsin!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp