Padişahlar, tarikatlar, şeyhler, müritler

Padişahlar, tarikatlar, şeyhler, müritler


Hemen hemen her padişahın ve sıradan insanların bir tarikatı ve şeyhi vardır. Şöyle demek yanlış olmaz sanırım: Osmanlı Devleti bir “şeyhler-müritler devletidir” demiştim ya aynen öyledir!

Düşünün: Osman Gazi’nin ruhu ve şuuru, Şeyh Edebali Tekkesi’ndeki sohbetlerde kıvamını bulmasaydı, Osmanlı Devleti tarih sahnesine çıkabilir miydi?

Çok şüpheli…

Meselâ, Osman Gazi ile oğlu Orhan Gazi, torunu Alâüddin PaşaVefâiyye Tarikati’nden âhi şeyhi Şeyh Edebâlî’ye bağlıdır.

Bursa fethedilip Osmanlı’ya  “merkez” olduğu andan itibaren yoğun bir tasavvufi hayata geçmiş, âdeta tarikat ve tasavvufun da başkenti olmuştur.

Tarikatların başında Buhara’dan gelen Emir Sultan var: Emir Sultan, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda o kadar büyük roller üstlenmiştir ki, bugün bile kendisine büyük hürmet beslenir ve türbesi ziyaretçi akınına uğrar. 

Özellikle ramazanlarda türbelerin ziyaretçilerle dolup taşması, halkın “tarikat ve tasavvuf” damarının, tüm baskılara ve olumsuz “algı operasyonları”na rağmen, kurumadığını gösteren ilginç bir örnektir.

Osmanlılarda tarikatlar o kadar önemlidir ki, 600 bin nüfuslu Kanuni İstanbul’unda, 300’ü aşkın dergâh vardır.

Ayrıca hemen hemen tüm Osmanlı padişahları, şehzadeler ve hanım sultanlar bir tarikata bağlıdır.

Söz buraya gelmişken, padişahların mensubiyetine kısaca bakalım.

Osman Gazi ve Orhan GaziŞeyh Edebali’ye bağlıdır…

Sultan I. Murad: “Şeyh Postinpûş” lâkabıyla meşhur Tebrizli Seyyid Mehmed Hammârî’ye bağlı bulunduğu yolunda rivayetler vardır. Onun adına Bursa Yenişehir’de tekke yaptırmış olması da buna işaret eder. “Şeyh Postinpûş”untarikatı kesin olarak bilinmemekle birlikte “Melâmî” olması muhtemeldir.

Sultan Yıldırım Bayezid: Nurbahşiyye Şeyhi Emir Sultan’a (Emir Ahmed Şemseddin Buhârî) yakındır. Kızını ona vermiş, kendine damat edinmiştir.

Sultan Çelebi Mehmed: Gençlik yıllarında Bayramiyye Tarikatı Şeyhî’nin sohbetlerine katılmakla birlikte, sonradan Zeyniyye Şeyhi Molla Fenari’ye yönelmiştir. 

Sultan II. Murad: Mevlevî Emir Âdil Çelebi’nin mürididir. Hayat boyu derviş gibi yaşamıştır. İstanbul fethi aşkına, yani bir hadis-i şerifin hayata geçmesi için tahttan iki kez feragat eden tek padişahtır. 

Fatih Sultan Mehmed: Bayramîyye tarikatındandır. Hacı Bayram-i Veli’nin halifesi Ak Şemseddin’e bağlıdır. İstanbul’un Vefa semtine ismini veren Şeyh Vefâ’nın sohbetlerinde bulunmayı çok istemiş, ancak Şeyh Efendi, “Sohbetin lezzetini alırsa, devlet işlerini ihmal eder” diyerek kabul etmemiştir. Yine de Padişah vefat edince cenaze namazını Şeyh Vefâ kıldırmıştır.

Sultan II. Bayezid: Biliyorsunuz “Velî” lâkabıyla anılır. Tam bir tarikat ve tasavvuf ehlidir. Şehzadeliğinde Halvetî Şeyhi Çelebi Halife’ye mürid olmuştur. Ebussuud Efendi’nin babası Halvetî Şeyhi Muhammed İskilibî (Şeyh Yavsî) ile Bayramî Şeyhi Baba Yusuf Seferhisârî’nin sohbetlerine sık sık katılmıştır.

Yavuz Sultan Selim: Zeyniyye Şeyhi Halimî Çelebi’ye mensuptur. 

Kanuni Sultan Süleyman: Tasavvufa düşkündür. Gençliğinde Emir Sultan halifelerinden Abdüllatif Mahdumî veya “Yorgancı Emir” lâkabıyla maruf Mehmed Nurullah Efendi’ye bağlanmıştır. Sütkardeşi Üveysî Şeyhi Yahya Efendi ile sıkı irtibatı vardır. 

Sultan II. Selim: Halvetî Şeyhi Süleymân Âmidî’nin mürididir.

Sultan III. Murad: Gençliğinde Halvetî Şeyhi Hüsameddin Uşşâkî’nin sohbetlerine devam etmiştir. Sonradan Nakşibendî Şeyhi ve Hâcegî Emkenegî’nin halifesi Hâce Ahmed Sâdık Kâbilî’ye intisap etmiştir.

Yerimiz bitti. İnşallah pazartesi devam ederiz…

Google+ WhatsApp