Osmanlı’da sanat, sanatkâr ve Ehl-i Hiref

Osmanlı’da sanat, sanatkâr ve Ehl-i Hiref


Osmanlı’da sanat, sanatkâr ve Ehl-i Hiref

 

 

Kültürümüzün belki de en önemli kurumlarından biri de “Ehl-i Hiref Teşkilâtı”denen “Sanatkârlar Derneği”dir.  

Sarayın himayesine girdikten sonra “Ehl-i Hiref-i Hassa” olarak anılmaya başlanan bu teşkilât pek çok sanat grubunu içinde barındırmış, Osmanlı asırlarının en nadide süslemeleri ve sanat eserleri bunların hayalinden ve elinden çıkmıştır.

Sanatkârların bu şekilde teşkilâtlanması Sultan II. Bayezid döneminde başlamış, gelişerek devam etmiştir. 

Ehl-i Hiref Teşkilâtı, usta ve çıraklardan oluşan bir cemaattir. Her sanat grubunun ser bölüğü (bölükbaşı), ser odası (odabaşı), kethüdâsı ve çırak grubu mevcuttur. 

Ehl-i Hiref Teşkilâtı’ndan sarayın Hazinedârbaşısı ve Hazine Kethüdâsısorumluydu. Hazinedârbaşı, sanatkârların maaşlarını verir, padişahın özel isteklerini ustalara iletir ve sanatkârların talep ettiği malzemeleri (kıymetli taşlar, v.s), başında bulunduğu Enderun Hazinesi’nden karşılardı. 

Ehl-i Hiref Teşkilâtı’nda faaliyet gösterecek olan kişiler, devşirmeler arasından seçilirdi. Çırak olarak bir ustanın yanına verilir, yıllar içinde yetişmesi sağlanırdı. 

Söz buraya gelmişken, sanatın saray, yani hazine destekli yürüdüğünü hemen söyleyelim. Saray tarihçileriyle saray şairlerini günümüzde küçümseyenler var, ama hazine desteği olmasaydı ne şiir, ne de sanat gelişirdi…

Hatta bu sadece Osmanlılarda değil, tüm imparatorluklarda böyledir. Büyük devletler sanata ve sanatçıya yatırım yapar. Zira sadece teknolojik ve bilimsel açıdan kalkınmak mümkün değildir. İnsani açıdan kalkınmayı sağlayacak olan şey de sanattır; özellikle de edebiyattır.

Osmanlı bunun farkındaydı. Farkında olduğu içindir ki, savaş amacıyla çıktıkları her sefer dönüşünde, bölgenin en önder sanatçılarını, şairlerini, tarihçilerini çuvalla para vererek İstanbul’a getirirlerdi.

Bu şekilde İstanbul’a getirilen İranlı sanatkâr Levni’nin minyatür sanatımıza katkılarını kim inkâr edebilir?

Bağdat’ta yaşayan Fuzuli’ye, şiirlerini rahatça yazabilmesi için, Kanuni Sultan Süleyman’ın düzenli maaş bağladığını bilmeyen mi var?

Divan şiirini ve hattatlığı şahikaya çıkaran ya da camilerimizdeki enfes çinileri ve kalem işlerini oluşturan bu duyarlılıktır.

Evliya Çelebi, bütün saray nakkaşlarının bin kişi olduğunu yazar. 

Sanatsız devlet olmaz! Sanat silahtan çok daha önemli ve etkilidir. Silah “imha”ederken, sanat “inşa” eder, “ihya” eder ve silahtan daha kalıcı sonuçlar verir. Buna rağmen, neden acaba Osmanlılarda roman gibi önemli bir sanat dalı eksiktir?

Çünkü “Romanın misyonu teşhir, malzemesi aşırı tecessüstür...” (Cemil Meriç).

Roman gerçekten de fazla meraklıdır. Her şeyle bire bir il­gil­e­nir. Her yere girmek, her aksaklığı, her kusuru bulmak ve her şeyi herkese göstermek ister. Fakat hiçbir çözüm üretmez. İnsanlara kaotik bir oluşum sunar.

Osmanlı ise çözüm üreten bir kültüre sa­hip­ti. Bunun da temeli İslâm’ın “Hayat mu­av­e­net­tir” (yardımlaşmadır) şeklinde özetlenen “in­fak” (Al­lah rızası için yardım) sis­te­miy­di.

İslâmî anlayışta umut­suz­luk (pro­blem­le­ri ak­tar­mak­tan iba­ret çözümsüz yaklaşımlar) yok. Aşırı tecessüs (şiddetli me­rak) ya­sak. İnsanlarda kusur ar­a­mak günah. Her nasılsa bulunan kusurları teşhir ve ifşa (yay­ma) da öyle... 

Bunların yerine tespit, isbat, ikaz ve irşad var. İhtimal bu yüzden, Osmanlı, roman kanalıyla, kendini teşhir ve ifşa etmekten kaçındı. Düzelmeyi tespitte, isbatta, ikazda, irşad da ve kusurları sadece düzelme sürecini başlatabilecek makama (Hükümdara) “arz”da aradı [Meşhur Koçi Bey Risalesi, Osmanoğlunun, hataları uluorta sergilemek yerine, yazıp hükümdara sunma ahlâkinin bir parçasıdır].

Yani Osmanlı’nın düzelme arayışı, teşhiri reddeder. Ahlâk telâkkisi, önce bütün aileyi, sonra bütün toplumu, nihayet tüm insanlığı mukaddes bir sır perdesine sarar ve sır perdesini sadece nâmahrem olmayan nazarlara açar. Böylesine pâk ve duru bir telâkkiden Batı tarzı romanlar yazması beklenmemeli: Nitekim de yazmadı. Ama sanatsız da kalmadı. Hayatı daha da anlamlı kılan ki­mi sanat dallarında zirveyi buldu. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp